TAKILAR HAKKINDA2068 - Hz. Enes
(radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (İran
Kisrasına göndermek için) bir mektub yazmıştı. Kendisine: "Onlar mühürlü olmayan
mektubu okumazlar" denildi. Bunun üzerine gümüş bir mühür yaptırdı. Üzerine
Muhammed Resülullah cümlesini kazdırdı. Cemaate de:
"Ben bir mühür yaptırdım. Üzerine Muhammed Resülullah kazdırdım, kimse bunu
yüzüğüne kazdırmasın" buyurdu."
Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) sağ (eli)
ne gümüş bir yüzük taktı. Kaşı Habeşi idi. Karşı avucunun içine geliyordu."
Buhâri, Libâs 46, 50, 51, 54, 55; Müslim, Mesâcid 222, (640); Libâs 55-63,
(2092-2095); Ebü Dâvud, Hâtim 1-2, (4214-4217, 4221); Tirmizi, İsti'zân 25,
(2719), Libâs 14-17, (1739-1748); Nesâi, ZÎnet 48-82, (8,173-195); İbnu Mâce,
Libâs 39, (3639), 41, (3645).
2069 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) kendisine altından bir yüzük yaptırdı. Bunun üzerine halk da altın
yüzükler yaptırdı. Bilahare aleyhissalâtu vesselâm minbere çıkıp oturdu, yüzüğü
çıkardı ve:
"Vallâhi bunu ebediyen takmıyacağım!" dedi. Halk da yüzüklerini çıkarıp
attılar."
Buhâri, Libâs 45, 46, 50, 53, Eymân 6, İ'tisâm 4; Müslim, Libâs 53, 55,
(2091); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 37, (2, 936); Ebü Dâvud, Hâtem 1-2, (4218, 4219,
4220); Tirmizi, Libâs 16, (1741); Nesâi, Zinet 43, 53, (8,165,178); İbnu Mâce,
Libâs 40, (3642-3644).
Bir rivâyette şu ziyâdeyi yaptı: "Yüzüğü sağ eline takmıştı. "Bir diğerinde
de şu ziyâde vardır: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) gümüşten bir mühür
edindi, eline takmıştı. Sonra Hz. Ebü Bekir'in eline intikal etti, sonra Hz.
Ömer'e, sonra da Hz. Osmana (radıyallâhu anhüm)'a intikal etti. Eriş kuyusuna
düşünceye kadar onun elinde kaldı. Üzerindeki yazı Muhammed Resülullah idi."
2070 - Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın yanına, parmağında demir yüzük bulunan bir adam uğramıştı. (Yüzüğü
görünce): "Niye bazılarınızın üzerinde ateş ehlinin süsünü görüyorum!" buyurdu.
Adam derhal onu çıkarıp attı. Sonra parmağında sarı renkli (pirinç) yüzük
taşıyor olduğu halde geldi. Bu sefer.
"Niye sende putların kokusunu hissediyorum?" dedi Bilahare adam altın yüzük
takmış olarak geldi`? Bu sefer de:
"Sende niye cennet ehlinin süsünü görüyorum?" dedi. Bunun üzerine adam:
"Öyleyse yüzüğüm neden olsun?" diye sordu.
"Gümüşten dedi, ancak ağırlığı bir miskale ulaşmasın."
Tirmizi, Libâs 43, (1786); Ebü Dâvud, Hatem 4, (4223); Nesâi, Zänet 47,
(8,172).
2071 - İbnu Abbas (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü. Onu çıkarıp attı ve:
"Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!" buyurdu. Resülullah
(aleyhissalâtu vesselam) gidince adama: "Yüzüğünü al (başka sürette) ondan
faydalan" dediler. O:
"Hayır! Vallâhi ebediyen almayacağım, onu Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)
attı" dedi."
Müslim, Libâs 52, (2090).
2072 - Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'a Habeş kralı Necâşi'den hediyeler geldi. İçerisinde Habeşi kaşlı bir
de altın yüzük vardı. Resülullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla
aldı. Kızı Zeyneb'in kızı Ümâme Bintu Ebi'l-Âs'ı çağırıp: "Yavrucuğum al şunu,
takın!" dedi."
Ebü Dâvud, Hâtem 8, (4235).
2073 - Said İbnu'l-Müseyyeb anlatıyor: "Hz. Ömer, Süheyb (radıyallâhu
anhümâ)'e: "Niye parmağında altın yüzük görüyorum?" dedi. Beriki: "Onu senden
daha hayırlı olan da gördü, ama ayıplamadı" deyince, Hz. Ömer:
"O da kimmiş?" dedi. Süheyb: "Resülullah!" cevabını verdi."
Nesâi, Zinet 42, (8,164,165).
2074 - Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) yüzüğümü şu parmağa koymamı yasakladı -ve eliyle orta ve ondan sonra
gelen (şehadet) parmağına işaret etti- buyurdu."
Müslim, Libâs 64, (2078); Tirmizi, Libâs 44, (1787); Nesâi, Zinet 53, (8,
177); Ebü Dâvud, Hâtem 4, (4225).
2075 - Yine Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah yüzüğünü sağ
eline takardı."
Ebü Dâvud, Hâtim 5, (4226); Nesâi, Zinet 49, (8,175).
2076 - Cafer İbnu Muhammed, babasından naklen anlatıyor: "Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin (radıyallâhu anhümâ), yüzüklerini sol ellerine takarlardı."
Tirmizi, Libâs 16, (1743).
2077 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) yüzüğü sol eline takardı ve kaşını avucunun içine getirirdi. İbnu Ömer
de böyle yapardı.
Ebü Dâvud, Hâtem 5, (4227, 4228).
2078 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm) helâya girdiği zaman yüzüğünü çıkarırdı."
Tirmizi, Libâs 16, (1746); Nesâi, Zinet 54, (8, 178).
Rezin şu ilâvede bulunmuştur: "Yüzük Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın
sol elinde idi.")
2079 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir kadın Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek sordu:
"İki altın bilezik hakkında ne dersiniz, (takayım mı?)"
"Ateşten iki bileziktir, (takmayın!)" deyip cevap verdi. Kadın devamla:
"Pekalâ altın gerdanlığa (ne dersiniz?)" diye sordu. Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'dan yine:
"Ateşten bir gerdanlık!" cevabını aldı. O, yine sordu:
"Bir çift altın küpeye ne dersiniz?"
"Ateşten bir çift küpe!"
Kadında bir çift altın bilezik vardı. Onları çıkarıp attı ve:
"(Ey Allah'ın Resülü), kadın kocası için süslenmezse, onun yanında kıymeti
düşer" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Sizden birine, gümüş küpeler takınmasından, bunları za'feran veya abir ile
sarartmasından kimse engel olmaz!" cevabını verdi."
Nesâi, Zinet 39, (8,159).
2080 - Sevbân (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın yanına Fâtıma Bintu Hübeyre, elinde altından iri yüzükler (Feth)
olduğu halde gelmişti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam), kadının ellerine
vurmaya başladı. Fâtıma da hemen (oradan sıvışıp) Resülullah'ın kerimeleri
Fâtımatu'z-Zehrâ (radıyallâhu anhâ)'nın
yanına girdi. Ona Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)'ın kendisine olan
davranışını anlattı. Bunun üzerine Hz. Fâtıma (radıyallâhu anhâ) boynundaki
altın zinciri çıkarıp: "Bunu bana Hasan'ın babası Hz. Ali (radıyallâhu anhümâ)
hediye etti" dedi. Zincir daha elinde iken Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)
yanlarına girdi ve şunu söyledi:
"Ey Fatıma! Halkın: "Resülullah'ın kızının elinde ateşten bir zincir var!"
demesi seni memnun eder mi?" dedi ve böyle diyerek oturmadan geri dönüp gitti.
Bunun üzerine Fâtıma (radıyallâhu anhâ) zinciri çarşıya gönderip sattırdı,
parasıyla bir köle satın aldı ve onu âzad etti.
Bu olanlar Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a anlatılınca: "Fâtımayı
ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun!" buyurdular."
Nesâi, Zinet 39, (8,158).
2081 - Huzeyfe'nin kız kardeşi (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ey kadınlar cemaati! Süs eşyanız
gümüşten olmalıdır. Sizden hangi kadın altınla süslenir ve onu izhâr eder
(yabancıya gösterirse), mutlaka onunla azaba maruz kalır."
Ebu Dâvud. Hâtem 8. (4237); Nesâi. ZÎnet 39, (8.156.157).
2082 - Ukbe İbnu Âmir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ehline takı ve ipeği yasakladı ve: "Eğer sizler cennet takılarını ve
cennetin ipeğini seviyorsanız, bunları dünyada takınıp giymeyin" buyurdu."
Nesâi, Zinet 39, (8,156).
Nesâi'nin İbnu Ömer'den yaptığı bir diğer rivâyette: "Resulullah, altın
takınmayı, mukatta yani az bir parça olmak kaydıyla tecviz etti" denilmiştir.
Mukatta: Az bir şey demektir, kulağın üst kısmına takılan küçük halka, kadın
yüzüğü gibi. İsraf, kibir ve zekât vermekten kaçınmak gibi durumları mekruh
addetmiştir.
2083 - Bünâne Mevlâtu Abdirrahman İbnu Hayyân el-Ensâri anlatıyor: "Hz.
Aişe'nin yanına, üzerinde ziller bulunan bir kız getirildi. Kızın zilleri çıngır
çıngır ses çıkarıyordu. Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ): "Sakın ha! zillerini
koparmadan onu yanıma getirmeyin!" dedi ve ilâve etti: "Ben Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'ın: "Zil bulunan eve melâike girmez" buyurduğunu
işittim."
Ebü Dâvud, Hâtem 6, (4231).
2084 - Arfece İbnu Es'ad (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Cahiliye devrinde
cereyan eden Külâb savaşında burnum isabet almış, bu sebeple gümüşten bir burun
taktırmıştım. Bilahare kokmaya başladı. (Durumu kendisine açınca), Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm), bana altından bir burun yaptırmamı söyledi."
Ebü Davud, Hâtem 7, (4232, 4233, 4234); Tirmizi Libâs 31, (1770); Nesâi,
Zinet 41, (8, 163, 164).
2085 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) bildiriyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselàm)'ın kılıncının kabzasının üst kısmı (kabÎa) gümüştendi.
Nesâi nin Enes'ten bir rivayetinde, "Resülullah'ın kılıncının pabuç kısmı
gümüştü, kabzasının baş kısmı (kabîa) da gümüştü. Bunlar arasında gümüş halkalar
vardı" denmiştir.
Ebü Dâvud, Cihâd 71, (2583, 2584, 2585); Tirmizi, Cihâd 16 (1691); Nesâi,
Zinet 121, (8, 219).
HİDÂB (SAÇ BOYAMASI)
2086 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Yahudiler ve hıristiyanlar (saçlarını)
boyamazlar. Siz onlara muhâlefet edin."
Buhâri, Libas 67, Enbiya 50; Müslim, Libâs 80, (2103); Ebü Dâvud, Tereccül
18, (4203); Nesâi, Zinet 14, (8,137); Tirmizi, Libâs 20, (1752).
Bu hadis Tirmizi'de "(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin, yahudilere
benzemeyin!" şeklinde gelmiştir.
2087 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "(Saçlarına) kına yakmış
bir adam gelmiştir. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Bu ne güzel!"
buyurup takdir etti. (Az sonra) kına ve ketem ile boyanmış biri geldi.
"Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri
daha gelmişti ki:
"Bu öbürlerinden de güzel!" buyurdu."
Ebü Dâvud, Tereccül 19, (4211); İbnu Mâce, Libâs 34, (3627).
2088 - Hz. İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'den rivâyete göre, sakalını sufra
denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: "Ben, Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ı gördüm, sakalını bununla boyamıştı, en çok sevdiği boya da bu idi.
Bununla elbisesini boyadığı da olurdu."
Ebü Dâvud, Libâs 18, (4064), Tereccül 19, (4210); Nesâi, Zinet 17, (8,140).
Buhari ve Müslim'de, Hz. Enes'ten gelen bir rivâyette şöyle denir:
"Resülullah hiç saçını boyamadı. Çünkü ondaki beyazlar çok azdı. Başındaki
akları saymak istesem sayabilirdim. Hz. Ebü Bekir ve Hz. Ömer (radıyallâhu
anhümâ) (saçlarını) kına ve ketem ile boyarlardı."
Buhâri, Libâs 66, Menâkıb 23; Müslim, Fedâil 100-105, (2341); Ebü Dâvud,
Tereccül 18, (4209); Nesâi, Zinet 17, (8,140, 141).
2089 - Kerime Bintu Hümâm anlatıyor: "Bir kadın, Hz. Âişe'ye kına yakma
hususunda sormuştu, şu cevabı aldı:
"Bunda bir beis yok (kına yakılabilir). Ancak ben bundan hoşlanmam. Çünkü
sevdiğim (aleyhissalâtu vessellâm), onun kokusunu sevmezdi."
Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4164); Nesâi, Zinet 19, (3,142).
2090 - Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın, perde gerisinden
Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a eliyle bir mektup uzattı. Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) elini derhal geri çekip:
"Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?" buyurdu. Kadıncağız:
"Kadın elidir!" deyince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin" buyurdu. Bununla
kına yakmayı kastetmişti."
Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4166); Nesâi, Zinet 18, (8,142).
2091 - Yine Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Hint Bintu Utbe, Hz.
Peygamber'e:
"Ey Allah'ın Resülü, bana biat ver!" diye talepte bulunmuştu. Kendisine:
"Hayır, şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım. EIIerin tıpkı
vahşi hayvanların ayağı gibi!" cevabını verdi."
Ebü Dâvud, Tereccül 4, (4165).
Rivâyette adı geçen Hint, Ebü Süfyân'ın zevcesi ve Hz. Muâviye (radıyallahu
anhüm)'nin annesidir. Mekke'nin fethi sırasında kocası ile birlikte müslüman
olmuştur. Hz. Peygamber eski nikâhları ile evliliklerini ikrâr etmiş, yeni bir
nikahı gereksiz görmüştür. Ancak, görüldüğü üzere, ellerine kına vurmadan biat
almamıştır.
Alimler bu hadisten hareketle, erkeklerin kına yakmasını mekruh
addetmişlerdir. Kadının elleri, kınasız iken erkeğin ellerine benzemektedir.
Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu benzemedeki kerâheti ifâde için teşbihe
başvurup, vahşi hayvanların ayaklarına teşbih etmiştir.
2092 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'a el ve ayaklarına kına yakmış bir muhannes getirdiler.
"Bunu niye getirdiniz, nesi var?" diye sordu. Kendisine:
"Kendisini kadınlara benzetmiştir!" dediler. Bunun üzerine Efendimiz emretti
ve Naki' nâm mevkiye sürgün edildi.
"Ey Allah'ın Resülü, onu öldürmeyelim mi?" diye soranlar olmuştu ki:
"Hayır! dedi, ben namaz kılanları öldürmekten men edildim."
Ebü Dâvud, Edeb 61, (4928).
HALÛK
2093 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselam), erkeğin za'ferân sürmesini yasakladı."
Buhâri, Libâs 33; Müslim, Libâs 77, (2101); Ebü Dâvud, Tereccül 7, (4179);
Tirmizi, Edeb 51, (2816); Nesâi, Zinet 74, (8,189).
2094 - Yine Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'a üzerinde sarılık izi bulunan bir adam geldi. Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) hoşlanmadığı bir hususu, insanların yüzüne nâdiren
vurduğu için (sesini çıkarmadı). Adam oradan kalkıp gidince: "Keşke bu adama,
üzerindeki şu şeyi yıkamasını söyleseydiniz" dedi."
Ebü Dâvud, Tereccül 8, (4182).
2095 - Ya'la İbnu Mürre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) halük sürünmüş bir adam görmüştü. ki:
"Git bunu yıka, sonra gene yıka, sonra bir daha (za'ferân sürünmeye) dönme!"
dedi."
Tirmizi, Edeb 51, (2817); Nesâi, Zinet 34, (8,152,153).
2096 - Ebü Müsa (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "AIIah, bedeninde halûk'tan bir parça eser bulunan
kimsenin namazını kabul etmez."
Ebü Dâvud, Tereccül, 8, (4178).
SAÇ VE BAKIMI:
2097 - Ebü Katâde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü dedim,
benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzîm edeyim mi?"
"Evet dedi, ona ikramda bulun."
Râvi der ki: "Ebü Katâde, "Evet, ona ikramda bulun!" sözü sebebiyle, günde
iki sefer (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı."
Muvatta, Şa'ar 6, (2, 949); Nesâî, Zînet 60, (9183).
2098 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm): "Kimin saçı varsa, ona ikram etsin!" buyurdu."
Ebü Dâvud, Tereccül 3, (4163).
2099 - Atâ İbnu Yesâr (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'a saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti. Efendimiz, ona (eliyle)
işaret buyurarak, sanki saçını ıslâh etmesini emretmişti. Adam bunu yapıp sonra
tekrar geri geldi. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçlar)
karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?" buyurdular."
Muvatta, Şa'ar 7, (2, 949).
2100 - Abdullah İbnu Mugaffel (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) saç bakımını gün aşırı yapmayı emredip, fazlasını
yasakladı."
Ebü Dâvud, Tereccül 1, C4159); Tirmizî, Libâs 22, (1756); Nesâî, Zînet 7,
(8,131,132).
TRAŞ
2101 - Nâfi' (rahimehullah) İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'in şu sözünü
nakleder: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) kaza'ı (yani çocuğun başının bir
kısmını traş etmek) yasakladı" deyince,
"Kaza' nedir?" diye sordular. Şöyle açıkladı:
"Kişi çocuğun başını traş eder, ancak şurada burada bazı yerleri kesmez,
olduğu gibi bırakır."
Râvi, bunu söylerken alnına ve başının iki yanına işâret etti."
Buhârî, Libas 72; Müslim, Libâs 113 (2120); Ebü Dâvud, Tereccül 14, (4193,
4194); Nesâî, Zînet 5, (8,130); İbnu Mâce, Libâs 38, (3637).
2102 - Abdullah İbnu Ca'fer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselam), Hz. Ca'fer (radıyallâhu anh)'in ölüm haberi gelince,
Câfer ailesini üç gün (mâtem yapmaya) terketti. Sonra yanlarına gelerek:
"Kardeşimin üzerine artık bugünden sonra ağlamayın!" dedi ve:
"Bana kardeşimin oğullarını toplayın!" emretti.
Biz yanına getirildik, tıpkı civcivler gibiydik.
"Bana bir berber çağırın!" dedi. (Gelince) berbere emretti, o da başlarımızı
traş etti."
Ebü Davud, Tereccül 13, (4192); Nesâî, Zînet 58, (8,182).
2103 - Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) kadınların başlarını traş etmelerini yasakladı."
Nesâî, Zinet 4, (8,130); Tirmizî, Hacc 74, (914).
İĞRETİ SAÇ TAKMA
2104 - Hz. Esma (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın Resülullah
(aleyhissalatu vesselâm)'a gelerek: "Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve
saçları döküldü. Ben onu evlendirdim, iğreti saç takayım mı?" diye sordu.
Aleyhissalâtu vesselâm:
"Allah takana da taktırana da lânet etmiştir?" diye cevap verdi."
Buhârî, Libâs 83, 85; Müslim, Libâs 115, (2122); Nesâî, Zînet 71,
(8,187,188).
2105 - Humeyd İbnu Abdirrahman İbnu Avf tarafından rivâyet edilen ve Kütüb-i
Sitte'nin herbirinde yer alan bir rivâyet de şöyle: "Hz. Muâviye (radıyallâhu
anh) hacc yaptı. O zaman minbere çıkarak halka bir hutbe îrad etti. (Hutbe
sırasında), koruma polisinin elinde bulunan bir tutam saçı alarak şunları
söyledi:
"Ey Medîneliler! Âlimleriniz nerede? Ben Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ı işittim, bu çeşit şeyleri yasaklamış ve şöyle demişti:
"İsrailoğullarının kadınları ne zamanki bunu taktılar helak oldular."
Buhârî, Libâs 83, Enbiya 50; Müslim, Libâs 122, (2127); Muvatta, Şa'ar 2,
Ebüı Dâvud, Tereccül 5, (4167); Tirmizî, Edeb 32, (2782); Nesâî, Zînet 21,
(8,144-147), 68, 69, (8,186, 187); İbnu Mâce, Nikah (1987).
SAÇI ALNA DÖKME VE AYIRMA
2106 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: Ehl-i Kitap, saçlarını
alınlarına döküyorlardı, müşrikler de ayırıyorlardı. Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) (vahiyle) emir gelmeyen hususlarda Ehl-i Kitâb'a muvafakatı severdi.
Saçını alnı üzerinde o da serbest bıraktı. Sonra (ortadan) ayırarak (sağ ve
sola) taradı."
Buhârî, Libâs 70; Müslim, Fedâil 90, (2336); Ebü Dâvud, Tereccül 10, (4188);
Nesâî, Zînet 62, (8,164).
SAÇTAKİ AKLARIN YOLUNMASI
2107 - Amr İbnu Şu'ayb an ebîhi an ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Saçtaki akları yolmayın.
Zîra bir kimse müslüman iken tek bir kıl bile ağarmış olsa, bu Kıyamet günü onun
için mutlaka bir nur olur."
Ebü Dâvud, Tereccül 17, (4202); Tirmizî, Edeb 56, (2822); Nesâî, Zînet 13,
(8, 136); İbnu Mâce, Edeb 25, (3721); Müslim, Fedâil 100, (2341). Hadisin metni
Ebü Dâvud'dan alınmadır.)
Bir rivâyette şöyle denmiştir: "Allah ona bu sebeble sevap yazdı, onun
sebebiyle ondan günah affetti."
BIYIĞIN KESİLMESİ
2108 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu
vesselâm) buyurdular ki: "Bıyıkları kazıyın, sakalları serbest bırakın."
Buhârî, Libâs 64, 65; Müslim, Tahâret 53, (259); Muvatta, Şa'ar 1, (2, 947);
Ebü Dâvud, Tereccül 16, (4199); Tirmizî, Edeb 18, (2764); Nesâî, Tahâret 15,
(1,16).
Sahîheyn'in bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şu ameller fıtrattandır: Kasık
traşı, tırnakların kesilmesi, bıyıkların kesilmesi."
Bir diğer rivâyette: "Müşriklere muhâlefet edin, sakallarınızı uzatın,
bıyıklarınızı kesin" denir.
2109 - Zeyd İbnu Erkâm (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bıyığından kim almazsa bizden
değildir."
Tirmizî, Edeb 16, (2762); Nesâî, Tahâret 13, (1,15).
2110 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) bıyığından keser ve şöyle derdi: "Halîlu'r-rahmân İbrahim
(aleyhisselâm) de böyle yapardı."
Tirmizî, Edeb 16, (2761).
2111 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) sakalından enine ve boyuna alırdı."
Tirmizî, Edeb 17, (2763).
KOKU VE YAĞ
2112 - Hz. Enes (radıyrallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Bana, (dünyanızdan) koku ue kadın sevdirildi. Gözümün
nuru ise namazda kılındı."
Nesâî, İşretu'n-Nisâ 1, (7, 61).
2113 - İbnu'l-Müseyyeb (rahimehullah)'den rivayet edildiğine göre demiştir
ki: "Allah Teâlâ Hazretleri münezzehtir, (halde ve sözde) nezîh olanı sever;
nâziftir, nezâfeti sever; kerîmdir, keremi sever; cömerttir, cömertliği sever.
Öyle ise avlularınızı temizleyin ve yahudilere benzemeyin."
Tirmizî, Edeb 41, (2800).
Bu hadisi bazı râviler, Âmir İbnu Sa'd'ın babası tarikiyle Hz. Peygamber'e
ulaştırıp merfü olarak rivâyet etmişlerdir.
2114 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kime tîb ikram edilirse onu
reddetmesin. Çünkü, o güzel koku verir ve taşıması da kolaydır."
Müslim, Elfâz 20, (22 3); Ebu Dâvud, Tereccül 6, (4172); Nesâi, Zinet 76,
(8,189).
2115 - Ebü Osman en Nehdî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden birine reyhan sunulduğu takdirde
onu reddetmesin, zîra o cennetten çıkmadır."
Tirmizî, Edeb 37, (2792).
2116 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:"Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku."
Tirmizî, Edeb 37, (2791).
2117 - Nafi' merhum anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) buhur yaktığı
zaman saf öd ve kâfürla karışık öd kullanır ve şunu söylerdi: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) da böyle yapardı."
Müslim, Elfâz 21, (2254); Nesâî, Zînet 38, (8,156).
2118 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Erkeğin tîb'i (sürünıne maddesi) kou
neşreder, rengi olmaz. Kadının tîb'i ise rengi olur, kokusu olmaz."
Tirmizî, Edeb 31, (2788); Nesâî, Zinet 32, (8,151).
2119 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) şunu demiştir: "Resülullah (aleyhissalatu
vesselâm) misk ve anber gibi, renksiz koku maddeleri sürünürdü ve derdi ki:
"Sürünme maddelerinin en iyisi misktir."
Tirmizî, Cenâiz 16, (991); Nesâî, Zinet 31, (8, 151, 152); Ebü Dâvud, Cenâiz
37, (3158).
2120 - Ebü Müsa (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Her göz zânidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku
sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zâniyedir."
Tirmizî, Edeb 35, (2787); Ebü Dâvud, Tereccül 7, (4174, 4175); Nesâî, Zînet
35, (8,153).
2121 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselam) buyurdular ki: "Kendisine buhur değen kadın sakın bizimle yatsı
namazına katılmasın.
Müslim, Salât 143, (444); Ebü Dâvud, Tereccül 7, (4175); Nesâî, Zînet 87, (8,
154).
ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER
2122 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek traşı
olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak."
Buhârî, Libâs 63, 64, İsti'zân 51; Müslim, tahâret 39, (257); Muvatta,
Sıfatu'n Nebiyy 3, (2, 921); Tirmizî, Edeb 14, (2757), Ebü Dâvud Tereccül 16,
(4198); Nesâî, Tahâret 10,11, (1,14,15).
2123 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın
uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek),
tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek traşı
olmak, intikâsu'l-mâ yani istinca yapmak."
Müslim, 56 (261); Ebü Dâvud, Tahâret 29, (53); Tirmizî, Edeb 14, (2758);
Nesâî, Zînet 1, (8,126,127).
2124 - Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu
vesselâm), bize bıyığın makaslanıp, tırnağın kesilmesini, koltuk altının
yolunup, eteğin traş edilmesini kırk gün aşmayacak şekilde vakitledi."
Müslim, Taharet 51, (258); Ebü Davud, Tereccül 16, (4200); Tirmizî, Edeb 15,
(2759); Nesaî, Tahâret 13, 14, (1, 15, 16).
2125 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İbrahim (aleyhisselâm) Kaddüm nâm
-bazısı da şeddesiz olarak Kadüm demiştir- mevkide seksen yaşında olduğu halde
sünnet oldu."
Buhârî, İsti'zân, 51, Enbiya 8; Müslim, Fedâil 151, (2370).
2126 - Yahya İbnu Saîd'in anlattığına göre, Saîd İbnu'l Müseyyeb
(rahimehullah)'ten şunu işitmiştir: "Hz. İbrahim (aleyhisselâm), misafir
ağırlayan ilk kimse idi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi, bıyığını kesenlerin
ilki, saçında aklık görenlerin ilki de o idi. Ak saçları görünce: "Ya Rabbi bu
nedir?" diye sormuş; Rabbi de: "Bu vakardır ey İbrahim!" demiş. O da: "Rabbim!
Öyleyse vakarımı artır!" diyerek duada bulunmuştur." Rezîn şunu ilave etmiştir.
"Bu sırada Hz. İbrahim 120 yaşındaydı. Bundan sonra 80 yıl daha yaşadı."
Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 4, (2, 922).
2127 - İbnu Cübeyr (rahimehullah) anlatıyor: "Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu
anhümâ)'a: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ruhu kabzedildiği vakit sen
ne kadardın?" diye sorulmuştu şu cevabı verdi: "O gün ben sünnetliydim... Ve,
erkekleri idrak edinceye kadar sünnet etmezlerdi."
Buhârî, İsti'zân 51.
2128 - Ümmü Atiyye (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın Medine'de kızları
sünnet ederdi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırtarak)
kendisine: "Derin kesme. Zîra derin kesmemen kadın için daha çok haz
vesilesidir, koca için de daha makbüldür" diye talimat verdi."
Ebü Dâvud, Edeb 179, (5271). Rezin'in rivayetinde Resülullah şöyle buyurur:
"Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze
daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir."
2129 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:
"İğreti saç takana da, taktırana da, bedene dövme yapana da, yaptırana da
AIIah lânet etsin!"
Buhârî, Libas 86, Tıbb 36; Müslim, Libas 119, (2124); Nesâî, Zinet 25,
(8,148).
2130 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) dedi ki: "İğreti saç takan, taktıran;
kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran
lanetlenmiştir."
Ebü Dâvud, Tereccül 5, (4170).
2131 - Ebü'l-Husayn el-Heysem İbnu Şefi anlatıyor: "Ben ve künyesi Ebu Âmir
olan Meâfirli bir arkadaşım İliya (da denen Kudüs)'da namaz kılmak üzere
beraberce yola çıktık. Onlara kıssa anlatan büyükleri, Ezd kabilesine mensup Ebü
Reyhâne künyesini taşıyan bir Sahâbi idi.
Ebü'l-Hüsayn der ki: "Arkadaşım benden önce mescide vardı. Sonra da ben
geldim ve yanına oturdum. Bana: "Ebü Reyhâne'nin anlattığına yetiştin mi?" dedi.
"Hayır!" diye cevap verince: "Ben onun anlattığını dinledim, diyordu ki:
"Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) on şeyi yasakladı:
Dişleri törpüleyip inceltmek, dövme yapmak, (erkeklerin saç ve sakallarındaki
akları, kadınların yüzlerindeki tüyleri) yolması, kadının kadınla, erkeğin
erkekle aynı örtü altında arada bir mânia olmadan yatması, erkeğin Acemler gibi
elbisesinin alt kısmına ipek şerit ilâve etmesi, yine Acemler gibi omuzlarına
alem olarak (dört parmak genişliğinden fazla) ipek koyması, yağmacılık yapması;
saltanat sahibi olmayanın (Acemlerin ziyyi (süsü) durumunda olan) kaplan
(derisinin) üzerine oturması ve yüzük takması."
Ebü Dâvud, Libâs 11, (4049); Nesâî, Zînet 20, (8, 143); İbnu Mâce, Libâs 47,
(3655).
2132 - İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) on şeyi sevmezdi: Sarı yani halük, yaşlılıkla ortaya çıkan akların
rengini değiştirme, izârın (kibirle) yerde sürünmesi, altın yüzük takmak,
teberrüc (kadınların zinetlerini yersiz olarak göstermesi), zar atmak,
Muavvizeteyn'den başka bir şey okuyarak rukye yapmak, akdü't-temâim (muska
bağlamak), suyu (meniyi) mahallinden başka yere atmak, çocuğu ifsad etmek.
Resülullah, bunları) haram kılmaksızın mekruh sayardı."
Ebü Dâvud, 3, (4222); Nesâî, Zinet 17, (8,141).
2133 - Hz. AIi (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm), bana altın yüzük takmayı, kıssî elbise giymeyi, rükü ve secdede
Kur'an okumayı, sarıya boyanmış elbise giymeyi yasakladı."
Müslim, Libas 31, (2078); Muvatta, 28, (1, 80); Ebü Dâvud, Libâs 11, (4044,
4045, 4046, 4050), Hâtim 4, (4225); Tirmizî, Salât 195, (264); Nesâî, 97,
(2,188), Zînet 43, 44, 45, 96, 122, (8,165,169, 203, 219).
Tirmizî ve Nesâî'nin rivâyetlerinde şu ziyade var: "...kızıl meysereyi ve
el-ciayı da yasakladı." Cia, Mısır'da arpadan veya buğdaydan yapılan bir
şaraptır."
Ebü Dâvud'un rivâyetinde Hz. Ali: "Bunları size de yasakladı demiyorum" der.
2134 - Hz. Berâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah bize yedi şeyi
yasakladı: Altın yüzükler altın ve gümüş kaplar, ipekli eyer yaygıları, ipekli
kıssî kumaşlar, istibrak denen kalın ipekli kumaşlar, ibrişim kumaşlar ve ipek
kumaşlar."
Buhârî, İsti'zân 8, Cenâiz 2, Mezâlim 5, Nikâh 71, Eşribe 28, Marzâ 4, Libâs
28, 36, 45, Edeb 124, Eymân 9; Müslim 3, (2066); Tirmizî, Edeb 45, (2810);
Nesâî, Zînet 92, (8, 201).
2135 - İmran İbnu Hüsayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Erguvanın üzerine oturmam, sarıya
boyanmış olan elbiseyi, ipekten kenar çekilmiş elbiseyi giymem." Râvi Hüsayn
burada rivayeti keserek gömleğinin cebine işâret etti (ve anlatmaya devam
ederek) Resülullah'ın geri kalan sözlerini tamamladı: "Haberiniz olsun erkeğin
tîbi (sürünme maddesi) kokuludur, rengi yoktur; kadınların tîbi renklidir,
kokusu yoktur."
Ravilerden biri demiştir ki: "Bu yasak kadının dışarı çıkma durumuyla
ilgilidir. (Evinde) kocanın yanında olduğu takdirde istediği kokuyu sürünür."
Ebü Dâvud, Libâs 11, (4048).
2136 - Ebü Eyyrüb (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kına yakma, koku sürünme, misvak
kullanma ve evlenme bütün peygamberlerin tâbi olageldikleri sünnetlerdendir."
Tirmizî, Nikâh 1, (1080).
2137 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) bir adam gördü, saçları darmadağınıktı.
"Bu adam saçlarını düzeltip tertibe sokacak bir şeyi bulamadı mı?" diye
memnuniyetsizlik izhâr etti. Derken, o sırada bir diğer adam gördü, bunun da
üstü başı kirliydi. Bunun hakkında da: "Şu adam elbisesini yıkayacak bir şey
bulamıyor mu?" diye söylendi."
Ebü Dâvud, Libâs 17, (4062).
2138 - Râfi' İbnu Hadîc (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm), bineklerimizin üzerinde bazı torbalar gördü,
torbalarda kırmızı yün hatları vardı. "Bu kızıllığın size galebe çaldığını
görüyorum" dedi. Resülullah'ın bu sözü üzerine yerlerimizden fırlayıp kalktık,
öyle ki develerimizden bir kısmı (telaşımızdan) ürktü. Keseleri aldık, onlardaki
kızıl yünleri söküp attık."
Ebü Dâvud, Libâs 20, (4070).
2139 - Abbâd İbnu Temîm anlatıyor: "Ebü Beşîr el-Ensârî (radıyallâhu anh)
kendisine bildirmiştir ki, Ebü Beşir bir seferde Resüllullah (aleyhissalatu
vesselâm) ile beraberdi. Efendimiz, o sırada tellâlına emrederek şu hususu ilan
ettirdi: "Hiçbir devenin boynunda kirişten mamul bir gerdanlık veya (herhangi)
bir gerdanlık kalmasın, mutlaka kesilsin!"
Mâlik: "Zannederim bu yasak, nazar değmesine (karşı develerin boynuna asılan
şeyler) için verilmiş olmalı demiştir."
Buhârî, Cihâd 139; Müslim, Libâs 105, (2115); Muvatta, Sıfatu'n-Nebî 39, (2,
937); Ebü Dâvud, Cihâd 49, (5552).
NAKIŞLAR, SÜRETLER VE ÖRTÜLER HAKKINDA RESSAMLARIN ZEMMİ, RESİM VE ÖRTÜLERİN
KERAHETİ
2140 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Şu resimleri yapanlar var ya, -bir rivayette: "Şu
resimlerin sahipleri var ya! Kıyâmet günü azab olunacaklar. Onlara: "Şu
yaptıklarınızı diriltin" denir."
Buhârî, Libâs 89, Tevhîd 56, Müslim, Libâs 103, (2018); Nesâî, Zînet 114:,
(8, 215).
2141 - Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) bir seferden dönmüştü. (O yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde
resimler bulunan bir bez çekmiştim. Resülullah perdeyi görünce, çekip attı,
(öfkeden) yüzü de renklenmişti. "Ey Âişe! buyurdular, bil ki, Kıyamet günü
insanların en çok azab görecek olanı Allah'ın yarattıklarını taklid edenlerdir."
Hz. Âişe rivayetine devamla dedi ki: "Biz o bezi kestik bir veya iki minder
yaptık."
Buhâri, Libâs 91, 95; Müslim, Libâs 87, (2105); Muvatta, İsti'zân 8, (2, 966,
967); Nesâî, Zînet 112, 113, (8, 213); İbnu Mace, Libâs 45, (3653).
2142 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ)'ın anlattığına göre: "Kendisine bir
adam gelip: "Ben ressamım, şu resimleri yaptım. Bana bu hususta fetva ver!"
dedi. İbnu Abbas adama: "Bana yaklaş!" emretti, adam yaklaşınca: "Bana daha da
yaklaş!" dedi. Adam yaklaştı. İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve: "Ben
Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim. Şöyle diyordu: "Bütün
tasvirciler ateştedir. Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar
ve bu ona cehennemde azab verir." İbnu Abbas devamla adama dedi ki: "İlla da
resim yapacaksan ağaç yap, canı olmayan şeyin resmini yap."
Buhârî, Büyü 104; Müslim, Libâs 99, (2110); Nesâî, Zinet 112, (8, 212, 214).
2143 - Yine İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "kim resim yaparsa, Allah onu Kıyamet
günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder. Hiçbir
zaman da ruh üfleyici değildir."