BÜYÜK VE KÜÇÜK ABDESTLE İLGİLİ
MESELELER3480 - Ümmü Kays Bintu Miksan radıyallahu anha anlatıyor: "Ben,
henüz yemek yemeyen küçük bir oğlumla Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
gitmiştim. Varınca, çocuğu kucağına oturttu. Derken çocuk elbisesine akıttı. Su
getirtip elbisesine serpti, fakat yıkamadı."
Bir rivayette: "...çileti" denmiştir.
Buhari, Vudü 59; Müslim, Taharet 103, (287); Muvatta, Taharet 110, (1, 64);
Ebu Davud, Taharet 139, (374); Tirmizi, Taharet 54, (71); Nesai, Taharet 189,
(1, 157).
3481 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Biz, Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm ile birlikte mescidde otururken bir bedevi çıkageldi. Durup mescidin
içine akıtmaya başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashab'ı kalkıp:
"Dur! dur!" diyerek (üzerine yürümeye) kalktılar ki Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm müdahale etti:
"Kestirmeyin, bırakın tamamlasın." Ashab müdahale etmedi, adam da ihtiyacını
tamamladı. Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, adamı yanına çağırdı ve:
"Bu mescidler, idrar ve pislik bırakma yeri değildir. Allah'ın zikredildiği
yerlerdir. Buralarda namaz kılınır. Kur'an okunur" dedi. Sonra cemaatten birine
bir kova su getirmesini emretti. Kova gelince sidiğin üzerine boşalttı."
Buhari, Vudü 57, 58, Edeb 35; Müslim, Taharet 99, (284); Nesai, Taharet 45,
(1, 48).
3482 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, mescidde otururken, bir bedevi girip iki rek'at namaz kıldı. Sonra da
şöyle dua etmeye başladı: "Allah'ım, bana da, Muhammed'e de rahmet et. Bizden
başka kimseye rahmet etme!"
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm atılıp:
"Geniş alanı darattın!" dedi. Derken adam hemen kalkıp mescidin içine
akıtmaya başladı. Halk da hemencecik üzerine yürüdü. Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm onları yasaklayıp:
"Kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar olarak
gönderilmediniz. Üzerine bir kova su dökün!" ferman buyurdular."
Buhari, Vudü 58; Ebu Davud, Taharet 138, (380); Tirmizi, Taharet 112, (147);
Nesai, Taharet 45, (1, 48, 49).
3483 - Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Üzerine akıttığı
toprağı alın ve onu atın, yerine su dökün!"
Ebu Davud der ki: "Bu rivayet mürseldir. Çünkü İbnu Ma'kıl, Resûlullah'la
karşılaşmadı."
Ebu Davud, Taharet 138, (381).
3484 - Ebu Abdullah el-Cüşemi anlatıyor: "Bize Cündüp radıyallahu anh anlattı
ve dedi ki: "Bir bedevi geldi. Devesini önce ıhtırdı, sonra bağladı. En sonra
mescide girip Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın arkasında namaz kıldı.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm selam verince, bedevi bineğinin yanına gelerek
bağını çözüp, üzerine bindi. Sonra da seslice şöyle duada bulundu:
"Allahım, bana ve Muhammed'e rahmet et. Rahmetimizde bir başkasını bize ortak
kılma!" Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müdahale edip:
"Bunu mu, yoksa devesini mi, hangisini daha şaşkın görüyorsunuz? Ne
söylediğini duymadınız mı?" buyurdular. Oradakiler: "Evet! duyduk" dediler."
Ebu Davud, Edeb 42, (4885).
3485 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Bir kadın bana: "Ben eteğimin
zeylini fazla uzatıyorum ve pis yerlerde de yürüyorum? (Bu hususta ne
dersiniz?)" diye sordu. Ben de ona Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın:
"(Pis yerlere değen eteği) ondan sonrası temizler" dediğini söyledim."
Muvatta, Taharet 16, (1, 24); Ebu Davud, Taharet 140, (383); Tirmizi, Taharet
109, (143).
3486 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir: "Beni
Abdu'l-Eşhel'den bir kadın anlatıyor:
"Ey Allah'ın Resûlü dedim. Bizim, mescide giden yolumuz pis kokulu
(topraktır). Yağmur yağınca ne yapalım?"
"Sizinkinden sonra, ondan daha temiz bir yol yok mu?" diye sordu. "Evet!"
deyince:
"İşte bu öbürünü telafi eder, (temizler)!" buyurdu."
Ebu Davud, Taharet 140, (384).
3487 - Yine Ebu Davud'da Ebu Hüreyre'den bir rivayet şöyle: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden biri, ayakkabısıyla bir pisliğe
basarsa, bilesiniz, toprak onu temizler."
Ebu Davud, Taharet 141, (385, 386).
3488 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma diyor ki: "Elbisen yaş bir pisliğe değdi
ise veya öylesi bir necasete ayakkabınla bastı isen, o pisliği su ile yıka.
Pislik kuru ise, bir beis yok."
Rezin tahric etmiştir.
MENİ
3489 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın elbisesine bulaşan meniyi yıkıyordum. O, elbisesinde ıslak kısım
(kurumamış) olduğu halde namaza giderdi."
Buhari, Vudü 64, 65; Müslim, Taharet 108, (289); Ebu Davud, Taharet 136,
(371, 372, 373); Tirmizi, Taharet 85, 86, (117, 118); Nesai, Taharet 187, 188,
(1, 156).
3490 - Müslim'in bir diğer rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Aişe radıyallahu
anhâ'ya bir zât misafir oldu. Adam sabahleyin, elbisesini yıkamaya başladı. Hz.
Aişe ona:
"Sana, (meni) bulaşan yeri (gördüysen) orasını yıkaman kâfi idi, göremediğin
takdirde etrafını yıkardın. Ben, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın
elbisesinden (meni bulaşığını) ovalamak suretiyle çıkardığımı biliyorum. O, (bir
de yıkamaksızın) onun içinde namaz kılardı."
Bir diğer rivâyette şöyle gelmiştir: "İyi biliyorum kurumuş meni bulaşığını
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın çamaşırından tırnağımla kazıyarak
çıkarıyordum."
Müslim, Tahâret 105, 109, (288, 290).
3491 - Yahya İbnu Abdirrahman İbni Hatıb'ın anlattığına göre, Hz. Ömer
radıyallahu anh'la -içerisinde Amr İbnu'l-As radıyallahu anh'ın da bulunduğu bir
cemaatle birlikte umre yapmıştır -sefer esnasında su kaynaklarından birine yakın
olan bir yolda Hz. Ömer, sabaha doğru mola verdi. (Herkes gibi kendisi de yattı.
Bu esnada) ihtilam oldu. Sabah olunca kafilede, (yıkanması için yeterli) su
bulunamadı. Hayvanına binip (yakınındaki) suya kadar geldi. Derhal bu ihtilamdan
kalan meni bulaşığını yıkamaya başladı. Derken ortalık ağardı. Amr İbni'l-Âs
radıyallahu anh, Hz. Ömer'e:
"Sabah oldu. Yanımızda temiz elbise var, şu elbiseni (yıkamayı) bırak,
bilahare yıkanır" dedi. Ancak Hz. Ömer kendisine:
"Ey İbnu'l-Âs, hayret doğrusu! Yani sen elbise buldun diye herkes elbise mi
bulacak? Allah'a yemin olsun ben senin söylediğini yapsam bu bir sünnet olur.
Hayır, ben gördüğüm (meniyi) yıkarım ve görmediğime de su çiler (temizlenmiş
addeder)im!'' dedi.''
Muvatta, Tahâret 83, (1, 50).
3492 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ buyurmuştur ki: "Meni, sümük
menzilesindedir. Öyleyse bunu kendinden, izhir otuyla da olsa sil at!"
Tirmizi, Tahâret 86, (117).
HAYIZ KANI
3493 - Esmâ Bintu Ebi Bekr radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir kadın
Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
"(Ey Allah'ın Resülü!) Birimizin çamaşırına hayız kanı bulaşınca ne
yapmalıdır?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Önce kazır, sonra parmak ucuyla bulaşan yeri yıkar, sonra da (kan görülmeyen
yere) su çiler" buyurdu."
Buhari, Hayz 9, Vudü 63; Müslim, Tahâret 110, (291); Muvatta, Tahâret 103,
(1, 60, 61); Ebu Dâvud, Tahâret 132, (360, 361, 362); Tirmizi, Tahâret 104,
(138); Nesâi, Tahâret 185, (1, 155).
3494 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "(Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın zevceleri olan) bizlerden her birinin, içinde hayız olduğu bir tek
elbisesi vardı. Ona hayız kanı değecek olsa, onu tükrüğü iIe ıslatır, sonra onu
tırnağı ile ovalar (yıkar)dı" dedi.''
Buhari, Hayz 11; Ebu Dâvud, Tahâret 132, (352, 364).
3495 - Buhari'nin bir diğer rivâyeti şöyle: "(Hz. Aişe) dedi ki: "Bizden biri
hayız olur, sonra temizlenince, (bulaşma) kanı, elbisesinden kazır ve elbisenin
geri kısmına su serper sonra da içinde namaz kılardı."
Buhari, Hayz 9; Ebu Dâvud, Tahâret 107, (269),132, (357),142, (388); Nesâi,
Tahâret 179, (1,150, 151).
KÖPEK VE DİĞER HAYVANLAR
3496 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Bir kaba, köpek banmışsa, onun temizlenmesi, yedi kere
su ile yıkanmasına bağlıdır, hatta bunların ilki toprakla olmalıdır."
Buhari, Vudü 33; Müslim, taharet 97, (279); Muvatta, Taharet 35, (1, 34); Ebu
Davud, Taharet 37, (71, 72, 73); Tirmizi, Taharet 68, (91); Nesai, Miyah 7, (1,
176, 177).
3497 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Köpekler Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm devrinde mescidin içinde gidip gelirlerdi. Bu sebeple
mescidi yıkamak için içine su serpmezlerdi."
Buhari, Vudû 33; Ebu Davud, Taharet 139, (382).
3498 - Kebşe Bintu Ka'b İbnu Malik -ki, İbnu Ebi Katade'nin nikahı altında
idi- anlatıyor: "Ebu Katade radıyallahu anh yanıma girdi. Kendisine abdest suyu
hazırladım. Bu sırada, sudan içmek üzere bir kedi geldi. Ebu Katade kabı uzattı,
kedi içti."
Kebşe sözlerine devamla der ki: "Ebu Katade kendisine bakmakta olduğumu gördü
ve:
"Ey kardeşimin kızı, buna hayret mi ediyorsun?" dedi. Ben de:
"Evet!" demiş bulundum. Bunun üzerine:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Kedi necis değildir. Kedi sizin
etrafınızda çokça dolaşır" buyurdular." dedi."
Muvatta, Taharet 13, (1, 23); Ebu Davud, 38, (75); Tirmizi, Taharet 69, (92);
Nesai, Taharet 54, (1, 55).
3499 - Dâvud İbnu Sâlih İbni Dinâr et-Temmâr, annesinden anlatıyor: "Efendim
beni, Hz. Aişe radıyallahu anhâ'ya bir miktar yemekle gönderdi. Gelince Hz.
Aişe'yi namaz kılıyor buldum. Bana, elimdekini koymamı işâret etti. (Ben de
bıraktım). Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ, namazından çıkınca, kedinin yediği yerden yemeği
(bir miktar) yedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselam: "Kedi necis değildir, o sizi çokça dolaşan birisidir" demişti. Ben
ayrıca, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kedinin artığıyla abdest aldığını
gördüm.''
Ebu Dâvud, Tahâret 38, (76).
3500 - Meymune radıyallahu anha anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm'a yağa düşen fareden soruldu. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Onu ve etrafındaki kısmı atın, yağınızı yiyin buyurdu."
Buhari, Vudü 67, Zebâih 34; Muvatta, İsti'zân 20, (2, 971, 972); Ebu Dâvud;
Et'ime 48, (3841, 3843); Tirmizi, Et'ime 8, (1799); Nesâi, Fera' ve'I-Atire 15,
(7, 178).
3501 - Ebu Dâvud'un Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir rivâyette şöyle gelmiştir:
"(Eğer yağ) donmuşsa fareyi ve etrafındaki yağı kaldırıp atın, yağ sıvı ise,
artık ona yemek niyetiyle) yaklaşmayın."
3502 - Yine Ebu Dâvud'da Ebu Sa'id radıyallahu anh'tan kaydedilen bir
rivâyette denir ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir koyunu beceriksizce
yüzmekte olan bir köleye uğramıştı. Ona:
"Çekil de sana göstereyim!" dedi. Derhal elini deri ile et arasına soktu.
Elini, bütün kolu koltuğa kadar derinin altında kalacak şekilde ilerletti. Sonra
gidip abdest almadı halka namaz kıldırdı.."
Bir rivâyette, "Yani suya değmedi" ziyâdesi vardır.
Ebu Dâvud, Tahâret 73, (185).
DERİLER
3503 - Mersed İbnu Abdillah el-Yezni anlatıyor: "İbnu Ya'le es-Sebâ'i'nin
üzerinde bir kürk gördüm ve elimle dokundum. Bana:
"Kürke niye elini değdin?'' dedi. Ben bu hususta İbnu Abbâs radıyallahu
anhümâ'ya sordum ve dedim ki: "Biz Mağrib'te yaşıyoruz. Bizimle birlikte
Berberiler ve Mecusiler de var. Onlar bize kestikleri koyunu getiriyorlar.
Kestiklerini yemiyoruz. Bize, içerisine iç yağı konmuş deriden mâmul dağarcık
getiriyorlar (bunu kabul edelim mi)?" İbnu Abbâs cevaben dedi ki:
"Bundan biz de Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a sormuştuk:
"Derinin debbağlanması onun temizliğidir'' buyurdular.''
Müslim, Hayz 106, (366); Muvatta, Sayd 17, (2, 498); Ebu Dâvud, Libâs 41,
(4123); Tirmizi, Libâs 7, (1723); Nesai, Fera' ve'l-Atire 9, (7, 173).
Nesâi'nin bir rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Onların, içerisinde süt ve su
bulunan kırbaları (deriden mâmul su kapları) var...'' gerisi yukarıdaki gibi.
3504 - İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm, ölmüş (ve terdekilmiş) bir koyuna rastlamıştı.
"Bunun derisinden faydalanmıyor musunuz?'' buyurdular. Oradakiler:
"Ama bu meytedir (leşdir, istifâdesi câiz değildir)'' dediler. Aleyhissalâtu
vesselâm:
"Meytenin yenmesi haramdır!'' buyurdular.''
Bir başka rivâyette: "Bunun derisini alıp, debbağlayarak istifâde etmiyor
musunuz?'' demiştir.
Buhari, Büyü 101, Zekât 61, Zebâih 30; Müslim, Hayz 100, 103, 104, (363, 364,
365); Muvatta, Sayd 16, (2, 98); Ebu Dâvud, Libâs 41, (4120, 4121); Tirmizi,
Libâs 7, (1727); Nesâi, Fera' ve'l-Atire 9, (7, 171, 172).
3505 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm'a meytenin zekâtından (kendiliğinden ölen hayvanın derisinin nasıl
temiz kılınacağından) sorulmuştu.
"Meytenin zekâtı (temiz kılınması) onun debbağlanmasıdır" diye cevap verdi.''
Muvatta, Sayd 18, (2, 498); Ebu Dâvud, Libas 41, (4124); Nesâi, Fera'
ve'l-Atire 9, (7, 174).
3506 - Sevde Bintu Zeme'a radıyallahu anhâ anlatıyor: "Bizim bir koyunumuz
öldü. Derisini debbağladık. Sonra eskiyinceye kadar içerisinde nebiz yaptık."
Buhari, Eymân 21; Nesâi, Fera' ve'I-Atire 9, (7, 173).
3507 - Abdullah İbnu Uşeym radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, ölümünden bir ay önce Cüheyne kabilesine şöyle yazdı:
"Meytenin ne deri ne de sinirinden istifâde etmeyin."
Ebu Dâvud, Libâs 42, (4127, 4128); Tirmizi, Libâs 7, (1729); Nesâi, Fera'
ve'l-Atire 10, (7, 175).
Tirmizi'nin rivâyetinde: "Ölümünden iki ay önce..." şeklinde gelmiştir.
3508 - Hz. Üsâme radıyallahu anh der ki: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
yırtıcı hayvanların derilerini kullanmayı yasakladı.''
Ebu Dâvud, Libâs 43, (4132); Tirmizi, Libâs 37, (1771); Nesâi,
Fera've'l-Atire 12, (7, 176).
İSTİNCANIN ADABI
3509 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm'la birlikte idim. Aleyhissalâtu vesselâm küçük abdest bozmak ihtiyacını
duymuştu. Hemen bir duvarın dibine, kumlu toprak bulunan bir noktaya gelip
abdest bozdular. Sonra da:
"Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince bevli için uygun bir yer arasın!"
buyurdular."
Ebu Dâvud, Tahâret 2, (3).
3510 - Mugire İbnu şu'be radıyallahu anh anlatıyor: "Resüllullah
aleyhissalatü vesselâm kazayı hâcet için gidince, yoldan uzak olurdu."
Ebu Dâvud, Tahâret 1, (1); Tirmizi, Tahâret 16, (20); Nesâi, Tahâret 16, (1,
18, 19).
3511 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm: "İki lânetten korkun!" buyurdular. Ashab:
"İki lânet de nedir?" diye sorunca, açıkladılar:
"İnsanların yollarına abdest bozanla, gölgelerine abdest bozanlardır!''
Müslim, Tahâret 68, (269); Ebu Dâvud, Tahâret 14, (25).
3512 - Yine Ebu Davud, Hz. Mu'âz radıyallahu anh'tan şu rivâyeti
kaydetmiştir: "Lânete sebep olan üç yere abdest bozmaktan kaçının: Su yollarına,
işlek yollara ve gölgeliklere."
Ebu Dâvud, Tahâret 14, (26).
3513 - Abdullah İbnu Sercis radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm (yer üzerindeki haşerat) deliklerine akıtmayı yasakladı."
Katâde'ye: "Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?" diye sorulmuştu. Şu
cevabı verdi:
"Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu."
Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29); Nesâi, Tahâret 30; (1, 33, 34).
3514 - Abdullah İbnu Mugaffel radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kimse hamam yaptığı yere
akıtmasın. Zirâ vesveselerin çoğu bu yüzden hâsıl olur."
Ebu Dâvud, Tahâret 15, (27); Tirmizi, Tahâret 17, (21); Nesâi, Tahâret 32,
(1, 34).
Ebu Dâvud'un rivâyetinde şu ziyâde var: "...sonra dönüp içinde yıkanacaktır."
3515 - Ümeyme Bintu Rukiyye radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm'ın karyolasının altında bulundurduğu hurma küttüğünden
bir çanağı vardı. Geceleyin ona küçük abdest bozardı.''
Ebu Dâvud, Tahâret 13, (24); Nesai, Tahâret 28, (1, 31).
3516 - Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Helâya gittiğiniz vakit, (abdest bozarken) kıbleye ne
önünüzü ne de arkanızı dönmeyin. Fakat yüzünüzü doğuya ve batıya dönderin."
Ebu Eyyüb der ki: "Şam'a gelince helâların yönlerinin hep kıble cihetine inşa
edildiğini gördük. Onları (kullanırken yönümüzü yan çeviriyor, ayrıca Allah'tan
mağfiret de diliyorduk."
Buhari, Vudü 11, Salât 29; Müslim, Tahâret 59, (264); Ebu Dâvud, Tahâret 4,
(9) ; Tirmizi, Tahâret 6, (8); Nesâi, Tahâret 19, 20, 21, (1, 21, 22, 23).
3517 - İmam Mâlik'in bir rivâyeti şöyledir: "Ebu Eyyub radıyallahu anh
Mısır'da iken demiştir ki: "Vallahi bu kiryas denen kenefleri nasıl
kullanacağımı bilemiyorum. Zirâ Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Biriniz büyük veya küçük abdest bozunca kıbleye yönelmesin, arka fercini de
çevirmesin" demişti.''
Muvatta, Kıble 1, (1, 193).
3518 - Mervân el-Asgar anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'yı devesini
kıble istikametine ıhtırmış, sonra onun duldasına çömelip deveye doğru yönelerek
akıtıyorken gördüm. Kendisine:
"Ey Ebu Abdirrahmân, bu tarz akıtmaktan nehyedilmedik mi?" dedim.
"Evet, ama bundan, açık arazide nehyedildik. Seninle kıble arasında sana
perde olan bir şey varsa bu durumda akıtmanda bir beis yok!" dedi.''
Ebu Dâvud, Tahâret 4, (11).
3519 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir ihtiyacım için, (bir gün
kız kardeşim Hz.) Hafsa radıyallahu anhâ'nın evinin damına çıkmıştım. Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm'ı, yüzünü Şam'a, arkasını da kıbleye çevirmiş olarak
kaza-yı hâcet yapıyor gördüm."
Buhari, Vudü 12, 14, Humus 4; Müslim, Tahâret 62, (266); Muvatta, Kıble 3,
(1, 193, 194); Ebu Dâvud, Tahâret 5, (12); Tirmizi, Tahâret 7, (11); Nesâi,
Tahâret 22, (1, 23).
3520 - Müslim'in bir diğer rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah anlatıyor:
"Halk: "Kaza- yı hâcet için çömelince ne kıbleye karşı ne de Mescid-i Aksa'ya
yönelme'' demektedir. Halbuki ben, bir işim için Hafsa radıyallahu anhâ'nın
evinin damına çıkmıştım..'' Gerisi aynen devam eder.
Müslim, Tahâret 61, (266).
3521 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm ile beraber idim. Bir kavmin küllüğüne gelince durup, ayakta küçük
abdest bozdu.''
3522 - Ebu Vâil'den şelen bir rivâyet şöyle: "Ebu Musa radıyallahu anh küçük
abdest hususunda çok titiz davranır (üzerine sıçrantı değmemesi için âzami
gayreti gösterirdi. O kadar ki,) küçük abdestini bir şişe içerisine bozar ve:
"Beni İsrâil'den birinin bedenine sidik değecek olsa, adam kirlenen derisini
bıçakla kazırdı" derdi.
(Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: "Arkadaşınızın titizliği bu
kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Ben, ResülulIah aleyhissalâtu
vesselâm'la bir beraberliğimizi hatırlıyorum. Beraber yürüyorduk. Derken bir
kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık. Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm, tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti. Ben
bu esnada kendilerinden uzaklaşmak istedim. Bana yakın durmamı işâret buyurdu.
Geri gelip, hemen arkasında dikilip abdestini bozuncaya kadar bekledim.''
Buhari, Vudü 62, 60, 61, Mezâlim 27; Müslim, Tahâret 73, 74, (273); Ebu
Dâvud, Tahâret 12, (23); Tirmizi, Tahâret 9, (13); Nesâi, Tahâret 24, (3, 25).
3523 - Nâfi rahimehullah anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anh'ı ayakta
bevlederken gördüm."
Muvatta, Tahâret 112, (1, 65).
3524 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ben ayakta abdest bozarken,
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve:
"Ey Ömer, ayakta akıtma" buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım"
3525 - Ubeydullah, Nâfi'den, o da Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'dan
anlattığına göre, Hz. Ömer radıyallahu anh: "Ben müslüman olduğum zamandan beri
ayakta abdest bozmadım!" demiştir."
Tirmizi, Tahâret 8, (12).
Tirmizi: "Bu, Hz. Ömer'den daha sıhhatli olan rivayettir. Önceki rivâyet
zayıftır'' der. Keza ilaveten der ki: "Ayakta abdest bozma yasağı te'dib
içindir, tahrim için değil.'' Yine der ki: "İbnu Mes'ud radıyallahu anh'tan
şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Kişinin ayakta akıtması, nefsine karşı
işlediği bir kabalıktır."
3526 - Hz. Aişe radıyallahu anh'dan rivâyete göre şöyle derdi: "Size kim,
Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın ayakta bevlettiğini söylerse, sakın onu
tasdik etmeyin. O, daima çömelerek abdest bozardı."
Tirmizi, Tahâret 8, (12); Nesâi, Tahâret 25, (1, 26).
3527 - Abdullah ibnu Ca'fer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir gün Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm beni, bineğinin terkisine bindirdi. Bana halktan kimseye
söylemiyeceğim bir sözü sır olarak söyledi. Resülullah aleyhissâlatü vesselâm'ın
kaza-yı hâcet için perdelendiği şeylerin O 'na en hoş geleni ya bir tümsek veya
bir hurma kümesiydi."
Müslim, Hayz 79, (342); Ebu Dâvud, Cihâd 47, (2549).
3528 - Abdurrahman İbnu Hasene radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm, elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi
ve onu yere bıraktı. Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu.
Yanımızdakilerden biri: "(Resülullah'a) bakın, tıpkı kadınlar gibi abdest
bozuyor" dedi. Aleyhissalatu vesselâm bu sözü işitmişti.
"Beni İsrâil'in arkadaşının başına geleni işitmedin mi" dedi ve devam etti:
"Onlara idrar bulaşınca, bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. Arkadaşları
onları bu tatbikattan yasakladı. Bu adam, yasaklaması sebebiyle kabrinde azaba
uğradı."
Ebu Dâvud, Tahâret 11, (22); Nesâi, Tahâret 26, (1, 26-28).
3529 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ı işittim, şöyle demişti: "İki kişi beraberce helaya gidip, avretleri
açık kaza-yı hacet ederken konuşmasınlar. Zirâ Allah Teâla Hazretleri, bu hale
gadab eder."
Ebu Dâvud, Tahâret 7, (15).
3530 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
kaza-yı hacette bulunmak istediği zaman yere yaklaşıncaya kadar elbisesini
kaldırmazdı."
Ebu Dâvud, Taharet 6, (14); Tirmizi, Tahâret 10, (14).
3531 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim yüzüne sürme çekerse teklesin. Bu sözümü kim tutarsa işi en güzel
şekilde yapmış olur, tutmayana bir mahzur yok. Kim abdest bozduktan sonra taş
kullanarak temizlenirse teklesin. Kim böyle yaparsa güzel yapar, kim, de
yapmazsa bir mahzur yok. Kim yemek yer ve dişlerinin arasından bir şey çıkarırsa
onu dışarı atsın, kim de diliyle çıkarmışsa onu yesin. Kim bu söylediğimi
yaparsa güzel yapar, kim de yapmazsa bir mahzur yok. Kim helaya giderse (imkân
nisbetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa kum (taş
vs., den) bir tümsek yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insanoğlunun
makadlarıyla (oturak kısmıyla) oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur,
yapamayana bir beis yok."
Ebu Dâvud, Taharet 19, (35).
3532 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm abdest bozmak isteyince, hiç kimsenin göremeyeceği kadar uzaklara
giderdi."
Ebu Dâvud, Tahâret 1, (2).
3533 - Hz. Selmân radıyallahu anh'ın anlattığına göre, müşrikler kendisine:
"Sizin arkadaşınızın (Aleyhissalâtu vesselâm) sizlere helâda abdest bozmayı bile
öğrettiğini görüyoruz'' demişlerdir. O da onlara Şöyle cevap vermiştir:
"Evet, doğrudur. Resülümüz aleyhissalâtu vesselâm, bizi sağ elimizle istimca
yapmaktan nehyetti, büyük veya küçük abdest bozarken, kıbleye yönelmekten de
nehyetti. Abdest bozduktan sonra istinca ederken kurumuş hayvan mayısını veya
kemiği kullanmamızı da nehyetti ve dedi ki:
"Sizden kimse, üç taştan daha azı ile istinca etmesin.''
Müslim, Tahâret 57, (262); Tirmizi, Tahâret 12, (16); Ebu Dâvud, Tahâret 4,
(7); Nesâi, Tahâret 37, 42, (1, 38, 39, 43).
3534 - Yine Müslim'de Hz. Câbir'den gelen bir rivâyet şöyle:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz istincada taş
kullanırsa teklesin.''
Müslim, Tahâret 24, (239).
3535 - Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu
vesselâm buyurdular ki: "Biriniz bevlederken zekerini sağ eliyle tutmasın, sağ
eliyle istinca etmesin, (su içerken) kabın içine solumasın"
Buhari, Vudü 18, 19, 25; Müslim, Tahâret 63, (267); Ebu Dâvud, Tahâret 18,
(31); Tirmizi, Tahâret, 11, (15); Nesâi, Tahâret 23, 42, (1, 25, 43).
3536 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın sağ eli, suyuna ve yiyeceği (ne değmek) içindi. Sol eli de istinca
ve kirletme hâsıl edecek şeyler içindi.''
Ebu Dâvud, Tahâret 18, (33).
3537 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Osman radıyallahu anh'ı
işittim. Diyordu ki: "Resülullah'a biatta kullandığım sağ elle, müslüman olduğum
o günden beri zekerime hiç değmedim.''
Bu söz, "O, sağ eliyle hiç istincada bulunmamıştır'' şeklinde tefsir
edilmiştir.
Rezin tahriç etmiştir. İbnu Mâce, Tahâret 15, (311).
3538 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
helâya girince yüzüğünü çıkarırdı."
Ebu Dâvud, Tahâret 10, (19); Tirmizi, Libâs 16, (1746); Nesâi, Zinet 54, (8,
178).
3539 - Yine Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm helâya girince: "Allahümme inni eüzü bike mine'I-hubsi ve'l-habâis. (Ya
Rabbi! Pislikten ve pislenmekten sana sığınırım)" derdi."
Ebu Dâvud, Tahâret 3, (4).
3540 - Bir rivâyette şöyle gelmiştir: "(Resülullah aleyhissalâtu vesselâm)
buyurmuştur ki: "Şu kenefler, (cin ve şeytanların) hazır bulundukları yerlerdir.
Öyleyse biriniz helâya girince: "Eüzu billahi mine'l-hubsi ve'I- habâis"
(Pislikten ve pislenmekten Alllah'a sığınırım) desin."
Ebu Dâvud, Tahâret 3, (6).
İSTİNCADA KULLANILAN ŞEYLER
3541 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
kaza-yı haceti için çıktığı zaman ben ve bizden (Ensardan bir gulam (oğlan),
O'nu takip ederdik. Beraberimizde, istinca etmesi için su kabı olurdu."
Buhari, Vudü 16, 15, 17, 56, Salât 93; Müslim, Tahâret 70, (271); Ebu Dâvud,
Tahâret 23, (43); Nesâi, Tahâret 41, (1, 42).
3542 - Cebir radıyallahu anh anlatıyor: Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
ile birlikte idim. Helaya gitti ve kaza-yı hacette bulundu sonra: "Ey Cabir suyu
getir!" diye ferman etti. Ben de suyu götürdüm, eliyle istinca etti. Sonra elini
yere sürttü."
Nesai, Taharet 43, (1, 45); İbnu Mace, Taharet 29, (358).
3543 - Süfyan İbnu 'l-Hakem veya Hakem İbnu Süfyan es-Sakafi anlatıyor:
"Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bevledince abdest alır ve (istincada) su
kullanırdı.''
Ebu Dâvud, Tahâret 64, (166,167,168); Nesâi, Tahâret 102, ( 1, 86).
3544 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm anlatıyor: "Bana Cibril aleyhissalam geldi ve:
"Ey Muhammed, abdest aldınmı intidâhda bulun!'' emretti'' dedi.''
Tirmizi, Tahâret 38, (50).
3545 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm bevletti. Hz. Ömer de arkasında, elinde su kabı olduğu halde durdu.
Resülullah onu görünce:
"Bu da ne, ey Ömer?'' buyurdular. Hz. Ömer: "Sudur yıkanırsın!'' dedi.
Resûlullah:
"Ben her bevledişimde abdest almakla emrolunmadım, bunu yapacak olsam bu,
(ümmete vacib) bir sünnet olur" buyurdular."
Ebu Dâvud, Tahâret 22, (42); İbnu Mâce, Tahâret 20, (327).
3546 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
Kuba ahalisine:
"Allah, temizIik hususunda sizi övmektedir. Bu neden ileri geliyor?" diye
sordular. Onlar:
"Biz dediler, istincada taşla suyu birleştiriyoruz: (Önce taşla silip arkadan
da su ile yıkıyoruz.)"
Rezin tahric etmiştir. İbnu Kesir Tefsiri, 3, (456.)
3547 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Biriniz helâya giderken berabererinde üç tane de taş
götürüp onlarla temizliğini yapsın. Bunlar ona yeterlidir."
Ebu Dâvud, Tahâret 21, (40); Nesâi, Tahâret 40, (1, 41, 42)
3548 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselam abdest bozmaya çıkmıştı. Bana üç taş bulmamı söyledi. İkisini buldum
üçüncü taşı aradım fakat bulamadım. Onun yerine bir kurumuş mayıs aldım ve onu
getirdim. Taşları aldı, mayısı attı ve:
"Bu necistir!" buyurdu."
Buhari, Vudü 20; Tirmizi, Tahâret 13, (17); Nesâi, Tahâret 38, (1, 39, 40).
3549 - Yine İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Cinlerin hey'eti
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelince:
"Ey Allah'ın Resülü! Ümmetini kemikle; mayısla veya kömürle istinca yapmaktan
nehyet. Zirâ, Allah onlarda bize bir rızk yarattı!" dediler. Bunun üzerine
Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bizi, onları tahârette kullanmaktan menetti.
Tirmizi, Tahâret 14, (18); Nesâi, Tahâret 35 (1, 37) Ebu Dâvud, Tahâret 20,
(39); Müslim, Salât 50, (450).
3550 - Rüveyfi' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
bana:
"Ey Rüveyfi' dedi, umarım benden sonra çok yaşayacaksın. İnsanlara haber ver
ki, kim sakalını kıvırcık kılar, (atın boynuna) kiriş takar, bir hayvan mayısı
veya kemikle istincada bulunursa bilsin ki Muhammed ondan beridir."
Ebu Davud, Taharet 20, (36); Nesai, Zinet 12, (8, 135).