KUREYŞ'İN FAZİLETİ4496 - Hz.
Câbir radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
ki: "İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir."
Müslim, İmaret 3, (1819).
4497 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Ey Allahım, Kureyş'in ilkine azab tattırdın, hiç olsun, ahirine ihsanını
tattır."
Tirmizi, Menakıb, (3904).
4498 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kureyş kadınları, deveye binen kadınların en hayırlılarıdır: Onlar, küçük
çocuklara karşı daha şefkatli, kocalarının mallarına karşı daha muhafızdırlar."
Ebu Hüreyre radıyallahu anh: "Meryem Bintu İmrân hiçbir zaman deveye binmedi"
derdi."
Buhari, Nikah 12, Enbiya 46, Nefahat 10; Müslim, Fezailu's-sahabe 210,
(2529).
4499 - Abdullah İbnu Muti', babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor:
""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke'nin fethedildiği gün buyurdular ki:
"Bugünden sonra hiçbir Kureyşli, Kıyamete kadar sabren öldürülemez."
(Ravi der ki:) "Kureyş'in Âsi (isim)lerinden Muti'den başka kimse müslüman
olmadı. Muti'nin ismi de Âsi idi. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona Mûti
ismini taktı."
Müslim, Cihad 88-89, (1782).
BAZI ARAP KABİLELERİNİN FAZİLETİ
4500 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Eslem kabilesini Allah selâmetli kılsın, Gıfar kabilesine de mağfiret
buyursun!"
Buhari, Menakıb 6; Müslim, Fezailu's-Sahabe 184, (2515, 2516).
4501 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kureyş, Ensar, Cüheyne, Mezeyne, Eslem, Eşca' ve Gıfâr benim dostlarımdır.
Onların da Allah ve Resûlünden başka dostları yoktur."
Buhari, Menakıb 6; Müslim, Fezailu's-Sahabe 189, 190, (2520-2521); Tirmizi,
Menakıb, (3945).
4502 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Ben Eş'ari cemaatin geceleyin evlerine girerkenki Kur'an okumalarını
seslerinden tanırım. Gündüzleyin girerlerken evlerini görmemiş de olsam,
geceleyin Kur'an okuyuşları sebebiyle seslerinden evlerini tanırım. Onlardan
biri Hakîm'dir. Atlılara -yahut düşmana dedi- rastlayınca, onlara:
"Arkadaşlarım, kendilerini beklemenizi söylediler!" dedi."
Buhari, Megazi 38, Humus 15, Menakıbu'l-Ensar 37; Müslim, Fezailu's-Sahabe
166, (2499).
4503 - Yine Buhâri ve Müslim Ebu Musa'dan şu hadisi kaydetmişlerdir:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eş'ariler, gazve sırasında
azıkları tükenir, Medine'de de ailelerinin yiyecekleri azalırsa, yanlarında
bulunanları bir yangının üzerinde toplarlar sonra onu tek bir kabla eşit olarak
paylaşırlar. Onlar bendendir, ben de onlardanım."
Buhari, Şirket 1; Müslim, Fezailu's-Sahabe 167, (2500).
4504 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Beni Temim'i, haklarında
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğim üç şeyden sonra hep sever oldum.
Demişti ki: "Onlar Deccal'e karşı ümmetimin en şiddetlisidirler." Onların
zekâtları gelmiştir. Aleyhissalatu vesselam:
"Bu, kavmimizin zekâtlarıdır!" buyurdular. Hz. Aişe radıyallahu anhâ'nın
yanında onlardan bir esire kadın vardı,
"Onu azad et, çünkü o, Hz. İsmâil evlatlarından!" buyurdular."
Buhari, Itk 13, Megazi 67; Müslim, Fezailu's-Sahabe 198, (2525).
4505 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Kays'tan bir adam:
"El Allah'ın Resûlü! Hımyer'e lânet et!" dedi. Aleyhissalatu vesselam ondan
yüzünü çevirdi. Adam aynı talebi tekrar edince, Aleyhissalatu vesselam:
"Allah Hımyer'e rahmet kılsın. Onların ağızları selam, elleri yiyecek,
kendileri de emniyet ve iman ehli kimseler!" buyurdu."
Tirmizi, Menakıb, (3985).
4506 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Ezd kabilesi, Allah'ın yeryüzündeki ordusu (ve dininin yardımcıları)dır.
Halk onları alçaltmak ister, Allah ise onları yüceltir. İnsanlar üzerine öyle
bir zaman gelecek ki, o zaman kişi:
"Keşke babam Ezdi olsaydı! Keşke annem de Ezdi olsaydı!" diye temennide
bulunacak."
Tirmizi, Menakıb, (3933).
4507 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Tufeyl İbnu Amr ed-Devsi,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
"Devs kabilesi helak oldu. (Allah'a) âsi oldu (ve İslam'a girmekten) imtina
etti. Onlara bir bedduada bulunnun!" dedi. Orada bulunanlar, Aleyhissalâtu
vesselâm'ın beddua yapacağını zannetti. Ama O:
"Allah'ım, Devs'e hidayet ver, onları imâna getir!" buyurdu."
Buhari, Megazi 75, Cihad 100, Da'avat 59; Müslim, Fezailu's-Sahâbe 197,
(2524).
4508 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Sahabeler radıyallahu anhüm.
Aliyhissalâtu vesselâm'a müracaat ederek:
"Ey Allah'ın Resûlü! Taiflilerin okları bizleri yaralayıp parçaladı.
Aleyhlerine Allah'a bir bedduada bulunuverseniz!" dediler. Aleyhissalâtu
vesselâm:
"Allahım, Tâiflilere hidayet ver!" buyurdular!"
Tirmizi, Menakıb (3937).
4509 - Ebu Berze el-Eslemi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, bir sahabiyi Arap kabilelerinden birine irşad
vazifesiyle gönderdi. Ancak kabile halkı ona hakaretler edip bir güzel dövdüler.
Sahabi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek durumu haber verdi.
Aleyhissalâtu vesselâm:
"Eğer Ummân ahalisine gitmiş olsaydın onlar ne söverler ne de seni
döverlerdi" buyurdu."
Müslim, Fezailu's-sahabe 228, (2544).
4510 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Mülk (saltanat, idare) Kureyş'tendir. Kaza (davaları hükme bağlama)
Ensar'dadır, Ezân Habeşlilerdedir, emânet (güven) Ezd'dedir, yani Yemen'dedir."
Tirmizi, Menakıb, (3932).
4511 - Ebu Sekine (ki Muharrerler'den bir kimsedir.) Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın bir sahabesinden naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşlileri bırakın. Sizi terkettikleri
müddetçe Türkleri terkedin."
Ebu Davud, Melahim 8, (4302).
4512 - İmran İbnu Husayn radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm üç kabileye ikrah eder halde vefat etti: Sakif, Beni
Hanife, Beni Ümeyye."
Tirmizi, Menakıb, (3938).
ARAPLARIN FAZİLETİ
4513 - Selman-ı Farisi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm bana:
"Bana buğzetme, dinini terketmiş olursun!" buyurdular. Ben:
"Ey Allah'ın Resûlü, ben size nasıl buğzederim? Allah hidayeti bana sizin
elinizle ulaştırdı" dedim.
"Araba buğzedersin, böylece bana buğzetmiş olursun" buyurdular."
Tirmizi, Menakıb, (3923).
4514 - Osman İbnu Affan radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim Arabı aldatırsa şefaatime giremez ve sevgim de ona ulaşmaz."
Tirmizi, Menakıb, (3924).
ACEM VE RUM'UN FAZİLETİ
4515 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm Cum'a sûresini tilavet buyurdu: "Onlardan diğer bir grup gönderdi
ki(faziletçe) birincilere yetişememişlerdir" (Cum'a 3) ayetine gelince, bir
sahabe:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bize kavuşamayacak olan bunlar kimlerdir?" diye sordu.
Aleyhissalatu vesselam elini Selman radıyallahu anh'ın üzerine koyarak:
"Ruhumu kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, eğer iman Süreyya
yıldızında olsaydı, ona, bunnun kavminden bazı kimseler yine de ulaşacaklardı."
-Bir diğer rivayette: " Fars'tan bazı kimseler"- buyurdu."
Buhari, Tefsir, Cum'a 1; Müslim, Fezailu's-Sahabe (2546); Tirmizi, Menakıb,
(3929).
4516 - Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: " Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın yanında Acemler zikredilmişti, şöyle buyurdular.
"Ben onlara -veya bazılarına- sizden -veya bazınızdan- daha çok güven
duyuyorum!"
Tirmizi, Menakıb, (3928).
4517 - Müstevred el-Kureşi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, diyordu ki:
"Rumlar insanların ekserisi olduğu bir sırada Kıyamet kopar." (Bunu işiten)
Amr İbnu'l-As radıyallahu anh atılarak:
"Söylediğine dikkat et!" dedi. Müstevrid:
"Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğimi söylüyorum! diye te'yid
etti. Amr:
"Sen bunu söylersen, (bil ki) onlarda dört haslet vardır: Fitne sırasında
insanların en halimidirler. Musibete uğrayınca da onu en çabuk atlatanıdırlar.
Kaçtıktan sonra geri dönmede insanların en çabuğudurlar. Miskin, yetim ve
zayıflara en hayırlı olanlarıdır. Beşinci olarak hoş ve güzel bir hasletleri de
kralların zulümlerine en fazla karşı koyan kimseler olmalarıdır."
Müslim, Fiten 35, (2898).