MEV'İZELER BÖLÜMÜ5327 - Ebu İdrîs
el-Havlânî, Ebu Zerr radıyallahu anh'tan anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm, azîz ve celil alan Rabbinden naklen anlattığına göre, Rabb Teâla şöyle
buyurmuştur:
"Ey kullarım! Ben nefsime zulmü haram ettim, onu sizin aranızda da haram
kıldım: Öyleyse birbirinize zulmetmeyin.
Ey kullarım! Hidayet verdiklerim dışında hepiniz dâll (doğru yoldan
sapmışlar)sınız. Öyleyse benden hidayet isteyin de sizi hidayet edeyim!
Ey kullarım! Benim yedirdiklerim hâriç, hepiniz açlarsınız. Öyleyse benden
yiyecek isteyin de size yiyecek vereyim!
Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç hepiniz çıplaklarsınız! Öyleyse
benden giyinme talep edin de sizleri giydireyim!
Ey kullarım! Sizler gece ve gündüz hata işliyorsunuz. Ben ise bütün günahları
affederim. Öyleyse benden mağfiret talep edin de sizleri bağışlayayım.
Ey kullarım! Bana zarar verme mevkiine ulaşamazsınız ki bana zarar veresiniz!
Bana fayda sağlama mertebesine de ulaşamazsınız ki bana menfaat sağlayasınız.
Ey kullarım! Şayet sizlerin öncekileri sonrakileri; insî olanları, cinnî
olanları hepsi de sizden en müttakî bir insanın kalbi üzere olsaydınız, bu benim
mülkümde hiç bir şeyi zerre miktar artırmazdı.
Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insî olanlarınız,
cinnî olanlarınız sizden en fâcir bir kimsenin kalbi üzere olsaydınız, bu benim
mülkümden zerre kadar bir eksiklik hâsıl etmezdi.
Ey kullarım! Eğer sizlerin öncekileri ve sonrakileri, insî olanları, cinnî
olanları bir düzlükte toplanıp bana talepte bulunsaydınız, ben de her insana
istediğini verseydim, bu, benim nezdimde olandan, iğnenin denize batırıldığı
zaman hasıl ettiği eksilme kadar bir noksanlık ancak meydana getirirdi.
Ey kullarım! Bunlar sizin amelleriniz, onları sizin için sayıyorum. Sonra
bunların karşılığını size ödeyeceğim. Öyleyse sizden kim bir hayırla
karşılaşırsa Allah'a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa,
kendinden başka bir şeyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden
bilsin)."
Müslim, Birr 55, (2577); Tirmizî, Kıyamet 49, (2497).
5328 - Ubeyy İbnu Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm gecenin üçte ikisi geçince kalkar ve: "Ey insanlar! Allah'ı zikredin!
Allah'ı zikredin! "Sarsıcı" kesinlikle gelecektir; "takipçi" de onun arkasından
gelecektir. Ölüm, içindeki (şiddet ve sıkıntı)larla gelecek, (öyleyse ahirete
hazırlanın!)" derdi." Übey devamla dedi ki:
"Ey Allah'ın Resülü dedim, ben sana çok salât oku(mak isti)yorum. (Duamda) ne
miktarını sana salât u selam yapayım?"
"Dilediğin kadar!" buyurdular.
"Dörtte bir (yeter mi)?" dedim.
"Dilediğin kadar!" buyurdular, "Eğer artırırsan, bu senin için daha hayırlı!"
dediler.
"Yarı(ya ne dersiniz)?" dedim.
"Dilediğin kadar!" buyurdular, "Eğer artırırsan, bu senin için daha hayırlı!"
dediler.
"Üçte iki(ye ne dersiniz?)" dedim.
"Dilediğin kadar!" buyurdular, "Eğer artırırsan, bu senin için daha iyi!"
dediler.
"(Kendim için dua ettiğim vaktin) tamamını size salât u selam okumaya
ayırayım mı?" dedim.
"Bu takdirde, (dünyevî ve uhrevî) dileğin kabul edilir, günahın affedilir!"
buyurdular."
Tirmizî, Kıyamet 24, (2459).
5329 - Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm bir gün çıkıp, Uhud şehidlerine cenazelere kıldığı namazla namaz kıldı.
Sonra minbere geçti:
"Ben dedi, sizden önce (havuzun başına) varacağım ve ben size şahidlik
yapacağım. Şimdi, şu anda ben, vallahi havzımı görüyorum. Bana arzın
hazinelerinin anahtarları verildi. Vallahi ben artık sizin benden sonra şirke
düşmenizden korkmuyorum. Fakat sizin dünya hususunda birbirinizle rekabete,
çekememizliğe düşmenizden korkuyorum."
Buhârî, Rikâk 53, 7, Cenâiz 73, Menâkıb 25, Megâzî 17, 27; Müslim, Fezâil 30,
(2296).
5330 - Ebu Kebşe el-Enmâri radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Üç şey vardır, (bunların doğruluğu hususunda size) yemin ederim. Ayrıca bir
de hadis söyleyeceğim, bunları iyi belleyin: Kişinin malı sadaka sebebiyle
eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini
(dünya ve ahirette) mutlaka artırır. Bir kul dilenme kapısını açtı mı, onunla
birlikte Allah da o zavallıya fakirlik kapısını açar."
Tirmizî, Zühd 17, (2326).
5331 - Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: "Bir kul, Allah rızası için
mütevazi olur, alçalırsa Allah onu mutlaka yüceltir. Size bir hadis
söyleyeceğim, onu iyi belleyin: "Dünya dört kişi içindir:
"Bir kul vardır, Allah kendisine mal ve ilim vermiştir de kul, malı hususunda
Allah'tan korkmakta, (mal ve ilmi kullanarak) sıla-ı rahm yapmakta, (mal ve
ilimde) Allah'ın hakkı olduğunu bilmektedir; işte bu kimse en faziletli bir
makamdadır.
"Bir kul vardır. Allah ona ilim vermiştir, mal vermemiştir, ama iyi
niyetlidir ve "Malım olsaydı onu falan kişi gibi (hayırda) harcardım" der. İşte
bu kimse niyetindekini yapmış gibi sevaba nâil olur, ikisi de eşit şekilde
ücrete konar.
"Bir kul vardır Allah ona mal vermiştir, fakat ilim vermemiştir. Malını
cahilane harcar. Malı hususunda Rabbinden korkmaz. (Cimriliği, cahilliği
sebebiyle) malıyla sıla-ı rahim yapmaz; malında Allah'ın da hakkı olduğunu hiç
düşünmez. İşte bu kimse, mertebelerin en düşüğündedir.
"Bir kul vardır, Allah ona ne ilim ne de mal vermiştir ama: "Eğer malım
olsaydı onunla falan kimsenin yaptıklarını ben de yapardım" der. Bu da niyetiyle
muamele görür. Niyet ettiği kimsenin vebalini aynen eIde eder."
Tirmizî, Zühd 17, (2326); İbnu Mâce, Zühd 21, (4228).
5332 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kimin azusu ahiret olursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve
işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona hakîr gelmeye başlar. Kimin hedefi
de dünya olursa, Allah iki gözünün arasına (dünyanın) fakirligini koyar,
işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak, dünyadan da eline, kendisine
takdir edilmiş olandan fazlası geçmez."
Tirmizî, Kıyamet 31, (2467).
5333 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm dediler ki:
"Allah Teâla hazretleri şöyle buyurdular:
"Ey ademoğlu! Kendini ibâdetime ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını
kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrını da
kapamam."
Tirmizî, Kıyamet 31, (2467); İbnu Mâce, Zühd 2, (4107).
5334 - Yine Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Aleyhissalatu
vesselâm'a: "Ey Allah'ın Resûlü dedik, senin yanında iken kalplarimiz
mâneviyatta rikkate gelip inceliyor, dünyaya karşı alâkamız kesiliyor ve ahireti
sanki görmüş gibi oluyoruz. Yanınızdan ayrılınca ailemizle ünsiyet edip
çocuklarımızı kokladık mı, önceki hâlimizi inkâr ediyoruz, bunun sebebi nedir?"
Aleyhissalâtu vesselâm şu cevabı verdi:
"Eğer siz, ayrıldıktan sonra da yanımdaki halinizi devam ettirseydiniz,
melekler, sizi evlerinizde ziyaret eder, yollarda sizinle müsâfahada bulunurdu.
Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi toptan yok eder, günah işleyip
istiğfar edecek yeni bir mahlûk yaratır ve onları mağfiret ederdi."
Tirmizi, Cennet 2, (2528); İbnu Mâce, Siyâm 48, (1752).
5335 - Şeddâd İbnu Evs radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Akıllı kimse, nefsini muhâsebe eden ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz
de, nefsini hevâsının peşine takan ve Allah'tan temennide bulunan kimsedir."
Tirmizî, Kıyamet 26, (2461).
5336 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Yedi şeyden önce amelde acele edin:
- Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz?
- Tuğyan ettirip azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz?
- İfsad edici hastalığı mı bekliyorsunuz?
- Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz?
- Ani ölüm mü bekliyorsunuz?
- Deccali mi bekliyorsunuz. Bu beklenen gaib bir şerdir.
- Yoksa Kıyameti mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise hepsinden kötü, hepsinden daha
acıdır."
Tirmizi, Zühd 4, (2308); Nesâî, Cenâiz 123, (4, 4).
5337 - Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Hamr (sarhoş edici içki), günahın her çeşidinin kaynağıdır. Kadın, şeytanın
oltasıdır, dünya sevgisi her çeşit hatanın başıdır."
Rezin tahric etmiştir.
5338 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu
vesselâm (bir bayram namazında kadınlar tarafına geçerek):
"Ey kadınlar cemaati! (Allah yolunda) sadakada bulunun, istiğfarı çok yapın.
Zira ben siz kadınların cehennemde çoğunluğu teşkil ettiğini gördüm" buyurdular.
Dinleyenlerden cesaretli bir kadın:
"Niye cehennemliklerin çoğunu kadınlar teşkil ediyor, neyimiz var?" diye
sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Ağzınızdan kötü söz çok çıkıyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz.
Aklı ve dini eksik olanlar arasında akıl sahibi erkeklere galebe çalan sizden
başkasını görmedim!" dedi. O kadın tekrar:
"Ey Allah'ın resulü! Aklı ve dini eksik ne demek?" diye sorunca Aleyhissalâtu
vesselâm açıkladı:
"Aklı noksan tabiri, iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk
olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tâbiri de onların (hayız
dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını
ifade eder."
Buhârî, Hayz 6, Zekât 44, İman 21, Küsüf 9, Nikâh 88; Müslim, Küsüf 17,
(907), İman 132, (79); Nesâî, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187).
5339 - Hz. Ali radıyallahu anh demiştir ki: "Tefekkür edilmeden yapılan
kıraatte, (beklenen) hayır yoktur. Fıkıh olmayan ibadette (çok) hayır yoktur.
Fakihlerin fakihi, halkı Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyen ve Allah'ın
mekrinden de emniyete salmayan ve insanları Kur'ân'dan başka şeye rağbete
sevketmeyen kimsedir."
Rezîn tahrîc etmiştir.
5340 - İmam Mâlik'e ulaştığına göre, Hz. İsa İbnu Meryem aleyhisselâm şöyle
buyurmuştur: "Allah'ın zikri dışında çok kelam etmeyin, kalpleriniz katılaşır.
Çünkü katı kalp Allah'tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz. Kendiniz efendiler
imişcesine insanların günahlarına bakmayın, bilakis, kullar olarak kendi
günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın birkısmı) belaya maruzdur, (birkısmı
âfiyete mazhardır, bela (imtihan) sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz
afiyete de hamd edin."
Muvatta, Kelâm 8, (2, 986).
5341 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm
bir gün bize namaz kıldırdı, sonra minbere çıktı, eliyle kıble cihetine işaret
etti ve: "Size namaz kıldırdığım andan beri, bana cennet ve cehennem gösterildi.
Onlar şu duvarın önünde temessül etmiş vaziyette idiler. Hayırda ve şerde
bugünkü kadarını hiç görmedim" buyurdu."
Buhârî, Ezân 91, Salât 40, Rikâk 18.
5342 - Abdullah İbnu Ebi Bekr anlatıyor: "Ebu Talha el-Ensâri radıyallahu anh
bahçesinde namaz kılıyordu. Derken (dübsî denen kumruya benzeyen) bir kuş uçtu.
Gidip gelmeye, çıktığı yeri aramaya başladı, fakat bulamadı. Bu hal Ebu
Talha'nın garibine gitti ve bir müddet gözleriyle kuşu takip etti. Sonra
namazına döndü. Ne kadar kıldığını bilemiyordu. Kendi kendine: "Bu malımdan bana
fitne arız oldu!" dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek namazda
başına gelen fitneyi anlattı ve "Ey Allah'ın Resülü! Bu (bağım Allah için)
sadakadır, onu dilediğine ver!" dedi."
Muvatta, Salât 67, (1, 98).