HELAL KAZANCA TEŞVİK, HARAMDAN
SAKINDIRMA5125 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) şöyle hitap ettiler:
"Ey insanlar! Allah Teâla hazretleri tayyibtir, tayyibten başka bir şey kabul
etmez. Allah'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının
aynısıdır. Nitekim Allah Teâla hazretleri (peygamberlere):
"Ey peygamberler, temiz olanlardan yiyin ve sâlih amel işleyin" (Mü'minûn 51)
emretmiş, mü'minlere de:
"Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin"
(Bakara 172) diye emirde bulunmuştur."
Sonra seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toz-toprak içinde kalan ve elini
semaya kaldırıp: "Ey Rabbim, ey Rabbim" diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi
ki:
"Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve (netice
itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icâbet
edilir?" buyurdular."
Müslim, Zekat 65, (1015); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992).
5126 - Havle el-Ensâriyye radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Şöyle buyurmuşlardı:
"Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde
etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil."
Buhâri, Hums 7; Tirmizi, Zühd 41, (2375).
5127 - Nu'man İbnu Beşir radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir.
Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan
çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de,
ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur,
tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa
düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır,
Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var
ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa,
cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir."
Buhari, İman 39, Büyû' 2; Müslim, Müsâkat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû' 3,
(3329, 3330); Tirmizi, Büyü 1, (1205); Nesai, Büyü 2, (7, 241).
5128 - Selman el-Farisî ve İbnu Abbâs radıyallahu anhüm anlatıyorlar:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Helâl, Allah Teâla hazretlerinin kitabında helal kıldığı şeydir. Haram da
Allah Teâla Hazretlerinin kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında sükût ettiği
şey ise affedilmiştir. Onun hakkında sual külfetine girmeyiniz."
Rezin tahric etmiştir. Tirmizi, Libas 6, (1726); İbnu Mace, Et'ime 60,
(3367).
5129 - Mikdâm İbnu Ma'dikerb radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"(Beni Âdem'den) hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir taamı asla
yememiştir. Allah'ın peygamberi Dâvud aleyhisselâm elinin emeğini yerdi."
Buhari, Büyü' 15.
5130 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı
olduğuna hiç aldırmayacak."
Buhari, Büyü' 7, 23; Nesai, Büyü' 2, (7, 243).
Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez."
MÜBAH OLAN KAZANÇLAR VE TAAMLAR
5131 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Muhakkakk ki yediğinizin en temizi kendi kesbinizden olandır. Muhakkak ki
evladlarınız da kendi kesbinizdendir."
Ebu Davud, Büyü' 79; Tirmizi, Ahkâm, 22, (1358); Nesai, Büyü' 1, (7, 249);
İbnu Mace, Tiarat 1, (2137), 64, (2290).
5132 - Sa'd İbnu Ebi Vakkas radıyallahu anh anlatıyor: "Sanki Mudar
kabilesine mensup uzun boylu bir kadın ayağa kalkıp:
"Ey Allah'ın Resûlü! Biz (kadın)lar babalarımız ve evladlarımız ve
kocalarımız üzerine yüküz. Onların mallarında emirleri dışında, tasarrufu bize
helal olan nedir?" diye sualde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Size helal olan "taze" dir. Ondan hem yiyin, hem de hediye edin!"
buyurdular." Ebu Davud der ki: "Tazeden maksad ekmek, sebze ve taze meyve (gibi
fazla kalınca bozulan yiyecekler)dir."
Ebu Davud, Zekât 44, (1686).
5133 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Ebu Süfyan'ın karısı Hind, (Bir
gün gelerek) "Ey Allah'ın Resûlü dedi. Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Bana ve
çocuğuma yetecek miktarda (nafaka) vermiyor. Durumu idare için, onun bilmez
tarafından, almam gerekiyor! (Ne yapayım?)"
Aleyhissalatu vesselam:
"Örfe göre sana ve çocuğuna kifayet edecek miktarda al!" buyurdular."
Buhari, Büyü' 95, Mezalim 1, Nafakat 5, 9, 14, Eyman 3, Ahkâm 14, 180;
Müslim, Akdiye 7, (1714); Ebu Davud, Büyü' 81, (3532); Nesai, Kudat 30, (8,
246).
5134 - Kâsım İbnu Muhammed rahimehullah anlatıyor: "Bir adam İbnu Abbas
radıyallahu anhüma'ya: "Yanımda bir devesi olan bir yetim var. Devesinin
sütünden içebilir miyim?" diye sormuştu. İbnu Abbas şu cevabı verdi:
"Eğer deve kaybolunca arıyor, katran vesairesini sürerek tedavisini yapıyor,
su yalağını onarıyor, sulama gününde suyunu içiriyorsan yavruya zarar vermeden
ve memeyi tamamen kurutmadan içebilirsin."
Muvatta, Sıfatu'n Nebi 33, (2, 934).
KUR'AN'I YAZMA VE ÖĞRETMENİN ÜCRETİ
5135 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Üzerine ücret almada en haklı olduğunuz şey Kitabullah'tır."
Buhari, İcare 16, (muallak olarak kaydetmiştir), Tıbb 34.
5136 - Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma'dan anlatıldığına göre, "Kendisine
mushaf yazmanın ücreti hakkında sorulmuştu. Şu cevapta bulundu:
"Bunda bir beis yok. Onlar, bu işte, ressam durumundadırlar, ellerinin
emeğini yemektedirler."
Rezin tahric etmiştir.
MEMURLARIN RIZIKLARI
5137 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh
halife seçildiği zaman:
"Kavmim biliyor ki, benim mesleğim ailemin nafakasını te'minden âciz
değildir. Ancak şimdi müslümanların işleriyle meşgulüm. Bu sebeple Ebu Bekr'in
ailesi Beytü'l-Mal'den yiyecek, o da müslümanlar için çalışacak" dedi."
Buhari, Büyü', 15.
5138 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Biz kimi bir işe tayin eder, bir rızık tahsis edersek, bu tahsis edilenden
maada aldığı gulûldür (devlet malından hırsızlıktır)."
Ebu Davud, Harac 10, (2943).
5139 - Müstevrid İbnu Şeddâd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim bize memur olursa, kendine bir zevce edinsin. Hizmetçisi yoksa bir de
hizmetçi edinsin. Meskeni yoksa bir mesken edinsin."
Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh dedi ki:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle buyurdukları bana haber verildi:
"Kim bunun dışında bir şey edinirse, bu kimse haindir, hırsızdır."
Ebu Davud, Harac 10, (2945).
5140 - Abdullah İbnu Amr es-Sa'di'nin anlattığına göre, "Hilafeti sırasında
Hz. Ömer radıyallahu anh'ın yanına geldi. Hz. Ömer kendisine:
"Bana haber verildiğine göre, sen müslümanların işlerinden bir kısmını
üzerine almışsın ve sana maaş verilince almaktan kaçınmışsın (doğru mu)?" diye
sordu. Ben de: "Evet!" dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Bundan maksadın ne?"
dedi. Ben de:
"Benim atlarım var, kölelerim var (halim vaktim iyidir), hayır üzereyim. Ben
maaşımın müslümanlara sadaka olmasını istiyorum" dedim. Hz. Ömer:
"Hayır! Böyle yapma! Çünkü (bir ara bende senin gibi düşünmüş), senin arzu
ettiğin şeyi arzu etmiştim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana ihsanda
bulunuyordu. Ben de:
"Bu parayı ona benden daha çok muhtaç olan birine ver!" diyordum. Hatta bir
seferinde Aleyhissalâtu vesselâm yine bana mal vermişti. Ben yine:
"Bunu, onu benden daha çok muhtaç olan kimseye ver!" demiştim. Aleyhissalâtu
vesselâm:
"Onu al, kendi malın yap, sonra tasadduk et! Bu maldan, sen talep etmeden,
bekler vaziyeti almadan, gelen olursa onu al. Böyle olmayana gönlünü bağlama!"
buyurdular."
Buhari, Ahkâm 17; Müslim, Zekât 111, (1045); Nesai, Zekat 94, (5, 103).
İKTA'
5141 - Vâil İbnu Hucr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm Hadramevt'te bulunan bir araziyi bana ikta' etti. O sırada, Hz. Muâviye
orada emir idi. Kendisine o araziyi bana vermesi için yazdı."
Ebu Davud, Harac 36, (3058, 3059); Tirmizi, Ahkâm 39, (1381).
5142 - Kesir İbnu Abdillah İbni Amr İbni Avf el-Müzeni, babasından, o da
ceddi radıyallahu anh'tan anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm , Bilal
İbnu'l-haris el-Müzeni'ye Kabaliyye madenlerini, yüksekte olanları ve alçakta
olanlarıyla, (Necid'de bulunan) Kuds dağında ekine elverişli olan yerlerle
birlikte ikta' kıldı. Ancak ona hiçbir müslümanın hakkını vermedi. (Bu ikta
beratını) ona şöyle yazdı: "Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Allah'ın Resûlü
Muhammed'in Bilâl İbnu'l-Hâris'e verdiği(nin beratı)dır. Ona, el-Kabaliyye
mıntıkasının, alçak ve yüksek (yerlerinin) madenlerini vermiştir."
Bir rivayette şu ziyade var: "(Medine'ye dört beridlik mesafede yer alan
Zâtu'n-Nusub ve (Necd'de yer alan) Kuds mevkiinin ekime elverişli olan kısmını
da verdi. Hiçbir müslümanın hakkını vermedi. (Bu berat metnini Resûlullah'ın
emriyle, kâtibi) Übey İbnu Ka'b yazdı."
Ebu Davud, Harac 36, (3062, 3063); Muvatta, Zekat 8, (1, 248).
5143 - Amr İbnu Hureys radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm Medine'de yayı ile bir ev planı çizdi ve:
"Sana daha da artırayım mı, artırayım mı?" diye sordu."
Ebu Davud, Harac 36, (3060).
HACCÂM'IN KESBİ
5144 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram
olsaydı vermezdi. Ayrıca efendisine konuştu, o da vergisini hafifletti."
Buhari, İcare 18, Büyü' 39, Tıbb 9; Müslim, Müsâkat 66, (1202); Ebu Davud,
Büyü' 39, (3423).
5145 - Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın muhacir ashabından bir adamın
anlattığına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular:
"Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su, ot ve ateş."
Ebu Davud, Büyü' 62, (3477).
5146 - Esmer İbnu Mudarris radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Bir müslümanın henüz ulaşmadığı (ot, odun, (su) gibi) bir şeye önce ulaşan
kimse ona sahip olur." Bunun üzerine halk çıkıp, (mübah şeyleri sahiplenmek
maksadıyla) birbirleriyle hızlıca işaretleme yarışına girdiler."
Ebu Davud, İmâret 36, (3071).
MEKRUH KAZANÇLAR
5147 - Ebu Mes'ûd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm köpeğin semenini, fâhişenin mehrini ve kâhinin ücretini yasakladı."
Buhari, Büyü' 113, İcare 20, Talâk 51, Tıb 46; Müslim, Müsakat 39, 1567;
Muvatta, Büyü' 68, (2, 656); Tirmizi, Büyü' 46, (1276); Nesai, Büyü' 91, (7,
309); Ebu Davud, Büyü' 68, (4381).
5148 - Ebu Cuheyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm kan mukabilinde alınan semenden, köpek semeninden, fuhuş kazancından
men etti. Dövme yapanı, dövme yaptıranı, faiz yiyeni, faiz yedireni ve
musavvirleri lanetledi."
Buhari, Büyü' 113, 25, Talâk, Libas 86, 96; Ebu Davud, Büyü' 65, (3483).
5149 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm câriyenin kesbini nehyetti."
Buhari, İcâre 20, Talâk 51; Ebu Davud, Büyü 40, (3425).
Ebu Davud, Râfi' İbnu Hadiç'ten yaptığı rivayette şu ziyadeyi kaydeder:
"...Kazancın nereden olduğunu bilinceye kadar..."
5150 - Hz. Osman radıyallahu anh anlatıyor: "Çocukları kesbe mecbur etmeyin.
Siz onları kesbe mecbur ettiğiniz zaman hırsızlık yaparlar. San'at sahibi
olmayan câriyeleri de kesbe zorlamayın. Zira siz onları kesbe zorladığınız
takdirde ferçleriyle kazanırlar. Onların getireceği paraya karşı istiğna
gösterin ki, Allah da sizi müstağni kılsın. Size temiz olan yiyecekler yaraşır."
Muvatta, İsti'zan 42, (2, 981).
5151 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın
bir kölesi vardı. bu köle çalışıp kendisine belli bir haraç ödüyordu. Hz. Ebu
Bekr onun kazancından yiyordu. Bir gün yine bir şeyler getirdi. Ebu Bekr
radıyallahu anh bundan da yedi. Ancak kölesi:
"Bu yediğin nedir, biliyor musun?" dedi. Hz. Ebu Bekr:
"Neymiş o?" deyince köle açıkladı:
"Ben câhiliye devrinde kâhinlik yapardım. Aslında bu işin ehli de değildim.
Bu sebeple (kkafadan atıp bir) adam aldatmıştım. (Bugün yolda) bana rastladı ve
(kâhinliğimden kalma eski) bir borcunu ödedi. Yediğiniz işte bu idi!"
Bunun üzerine Ebu Bekr elini boğazına atıp, midesinde her ne varsa kusup
çıkardı."
Buhari, Menakıbu'l-Ensâr, 26).
KÖPEĞİN SEMENİ
5152 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm köpeğin semeninden nehiy buyurdular. Eğer (sahibi, öldürülen) köpeğin
semenini istemeye gelirse, avucunu toprakla doldurun."
Ebu Davud, Büyü 68, (3482); Nesai, Büyü 91, (7, 309). Metin Ebu Davud'a
aittir.
5153 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, av köpeği hariç, köpeğin semenini yasakladı."
Tirmizi, Büyü' 50, (1281).
KEDİ
5154 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm kedinin yenmesini ve semenini yasakladı."
Ebu Davud, Büyü' 64, (3480); Tirmizi, Büyü' 49, (1280).
HACAMAT YAPANIN KESBİNDEKİ KERAHET
5155 - İbnu Muhayyısa el-Ensâri, babasından anlattığına göre, "Babası
Muhayyısa haccamın kiralanması hususunda izin istedi. Resûlullah onu menetti.
Muhayyısa'nın haccam bir azadlısı vardı. Sorup izin istemeye ara vermedi.
Sonunda Aleyhissalatu vesselam kendisine:
"Onunla deveni ve köleni besle, (kendin yeme!)" buyurdular."
Muvatta, İsti'zan 28, (2, 970); Ebu Davud, Büyü 28, (3422); Tirmizi, Büyü 47,
(1277); İbnu Mace, Ticarat 10, (2166).
5156 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde Aleyhissalatu vesselam şöyle
buyurmuştur: "Ben teyzeme bir köle bağışladım ve ben onun teyzem hakkında
mübarek olmasını diliyorum. Teyzeme: "Onu haccama teslim etme, kuyumcuyave
kasaba da teslim etme!" dedim."
Ebu Davud, Büyü' 49, (3430).
DAMIZLIK HAYVANIN SUYU
5157 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Kilâb kabilesinden bir adam,
Resûlullah'a damızlık hayvanın suyundan (para almayı) sordu. Aleyhissalatu
vesselam yasakladı. Adam:
"Ey Allah'ın Resûlü! Biz damızlığı aştırıyoruz da, böze ikramda
bulunuyorlar!" dedi. Aleyhissalatu vesselam ikramda bulunmaya ruhsat verdi."
Tirmizi, Büyü 45, (1274); Nesai, Büyü 94, (7, 360).
KUSÂME
5158 - el-Hurdi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
(bir gün bize):
"Kusâmeden sakının!" buyurdular. Biz: "Kusâme de nedir?" dedik.
"Bir cemaatin başında bulunan bir kimse (birşey taksim ettiği zaman)
berikinin ve ötekinin hisselerinden bir şeyler alır(sa, işte bu aldığı şey
kusâmedir)."
Ebu Davud, Cihad 179, (2783, 2784).
MADEN
5159 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Bir adam kendisine on dinar
borçlu olan bir alacaklısının peşine düştü ve:
"Vallahi borcunu ödeyinceye veya bana bir kefil getirinceye kadar arkanı
bırakmayacağım!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam o borcu üzerine
aldı. Sonra adam, üzerine aldığı miktarı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
getirdi. Aleyhissalatu vesselam adama:
"Bu parayı nereden buldun?" diye sordu. Adam: "Madenden!" dedi. Aleyhissalatu
vesselam:
"Öyleyse bizim buna ihtiyacımız yok! Onda hayır da yok" buyurdu ve borcu ona
bedel ödeyiverdi."
Ebu Davud, Büyü 2, (3328); İbnu Mace, Sadakat 9, (2406).
SULTANIN İHSANI
5160 - Abdullah İbnu Amr İbni's-Sa'di, Hz. Ömer radıyallahu anh'tan
naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana ihsanda bulunurdu. Ben de:
"Siz bunu, benden daha muhtaca verin" diyordum. Aleyhissalatu vesselam da:
"Al bunu! Sen beklemez ve istemez olduğun halde sana geleni al! Bu şekilde
gelmezse, nefsini peşine takma!" buyurdu."
Buhari, Akham 17, Zekat 51; Müslim, Zekat 110, (1045).
Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: "Bu sebeple İbnu Ömer radıyallahu anhüma,
ne bir şey isterdi, ne de kendine ihsan edilen bir şeyi reddederdi."
5161 - Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Hz. Ömer radıyallahu anh beni,
zekat (toplama işine) tayin etti. Bu işi tamamlayınca bana ücret verilmesini
emretti. Ben:
"Ben Allah rızası için çalıştım, ücretim Allah üzerinedir!" dedim. Hz. Ömer:
"Sen, sana verileni al. Nitekim ben de Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
zamanında çalışmıştım. Bana ücret verdi. hatta (ilk seferinde) ben de senin
söylediğini söyledim. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam bana:
"Sen istemediğin halde sana birşeyler verilirse, onu al ye ve tasadduk et!"
buyurdular" dedi."
5162 - Selim İbnu Mutayr babasından naklen anlatıyor: "Bir adamın şöyle
söylediğini işittim:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 'ın (Veda Haccı sırasında hutbede) şöyle
söylediğini işittim:
"Ey insanlar! İhsanları, onlar ihsan kaldığı müddetçe alın! Ne zaman, Kureyş
saltanat kavgasına düşer ve ihsan dininizden rüşvet mukabili olursa, o zaman onu
bırakın ve almayın!"
Ebu Davud, Harac 17, (2958, 2959).
İKİ YARIŞÇI
5163 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm iki yarışçının yemeğini nehyetti: Müsabaka ve kumar."
Ebu Davud, Et'ime 7, (3754).
MEKS (USULSÜZ VERGİ)
5164 - Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm 'ın: "Cennete meks sahibi girmeyecektir!" dediğini işittim."
Ebu Davud, Harac 7, (2937).