HİCRETLER5739 - Bera İbnu'l-Âzib
radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh, evinde babama uğradı.
Ondan bir semer satın aldı. (Babam) Azib'e:
"Benimle oğlunu gönder, onu evime kadar götürüversin!" dedi. Babam bana:
"Hay onu götürüver!" dedi. Ben de götürüverdim. Babam onunla beraber çıktı,
bedelini alacaktı. Babam, Ebu Bekr'e:
"Ey Ebu Bekr! Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'la (hicret ettiğin) gece ne
yaptınız?" diye sordu.
"Evet o gece yürüdük. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük. Yolumuz
tenha idi, hiç kimseye rastlamadık. Önümüze uzun bir kaya çıktı. Kayanın henüz
güneşin değmediği bir gölgesi vardı. Yanına konakladık. Ben kayanın yanına
geldim. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın duldasında uyuması için eIimle bir
yeri düzledim. Sonra oraya bir post yayıp:
"Ey Allah'ın Resülü! (Siz biraz istirahat buyurup şurada) uyuyun, ben
etrafınızı gözetlerim!" dedim. Derken yatıp uyudu, ben de çıkıp etrafını
gözetlemeye başladım. Kayaya doğru sürüsüyle gelmekte olan bir çobanla
karşılaştım. O da bizim gibi gölgeye sığınmak istiyordu.
"Sen kimlerdensin ey delikanlı?" diye sordum. Medine veya Mekke'den bir adama
aitti. Ben tekrar:
"Koyununda süt var mı?" dedim.
"Evet!" dedi.
"Sağar mısın?" dedim.
Tabii dedi ve sağmak üzere bir koyun yakaladı.
"Memede kıl, toz-toprak çer-çöp olabilir, bunları bir çırp!" dedim. Dediğimi
yaptı, beraberindeki bir kaba bir miktar süt sağdı. Benim de yanımda Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm için taşıdığım bir kap vardı. İçmede, abdestte onu
kullanırdı. (Sütü kendi kabıma aktararak) Aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına
geldim. Uyuyordu. Uyandırmak istemedim. Uyanıncaya kadar yanında durdum. Süte
biraz su kattım, dibi serinledi.
"Ey Allah'ın Resülü, buyurun için!" dedim. O içti ben de memnun oldum. Sonra:
"Yola koyulma vakti gelmedi mi?" dedi.
"Evet!" dedim. Güneşin zevâlinden sonra hareket ettik. Peşimize Sürâka İbnu
Mâlik İbni Cu'şem düştü. Biz sert bir arazide yürüyorduk.
"Ey Allah'ın Resülü, bize yaklaştı!" dedim.
"Üzülme! Allah bizimledir!" buyurdu. Aleyhissalâtu vesselâm, Sürâkaya beddua
etti. Derhal atının ön ayağı karnına kadar yere saplandı. Sürâka:
"Anladım ki, siz bana ilendiniz. Ne olur benim için dua edin. Allah için ben
de takipçileri sizden geri çevireceğim!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm dua
ediverdi, adam kurtuldu ve geri döndü. Yol boyu her kime rastladı ise:
"Ben size bedel burada gereken (aramayı) yaptım (kimse yok)!" dedi. Böylece
her kime rastladı ise geri çevirdi. Hülasa, bize verdiği sözü tuttu."
Buhâri, Menâkıbu'l-Ensâr 45. Lukata 11, Menâkıb 25, Eşribe 12; Müslim, Zühd
75, (2009).
5740 - Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh anlatıyor: "Biz mağarada iken müşriklerin
ayaklarını görüyordum. Onlar bu sırada başlarımızın üstünde idiler.
"Ey Allah'ın Resûlü dedim, onlar ayaklarının aşağısına bir bakacak olsa bizi
mutlaka görürler!" dedim. Bunun üzerine:
"Ey Ebu Bekr!" buyurdular, "Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne
zannediyorsun?"
Buhârî, Fezâilu'l-Ashâb 2, Menâkıb 45, Tefsîr, Berâet 1; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe
1, (2381); Tirmizî, Tefsîr, Tevbe, (3095).
5741 - Abdullah lbnu Sa'dî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına bir heyet olarak geldik. Ben:
"Ey Allah'ın Resülü! Muhakkak ki ben, arkamda, artık hicretin sona erdiğini
zanneden bir kavim bıraktım" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Küffârla kıtal edildiği müddetçe, hicret sona ermeyecektir" buyurdu."
Neâî, Bey'at 15, (7, 146).
5742 - Ya'la İbnu Ümeyye anlatıyor: "Fetih günü babam Ümeyye'yi getirip: "Ey
Allah'ın Resûlü! Babamla hicret şartı üzere bey'at yap!" dedim. Ama O:
"Onunla cihad etme şartı üzerine bey'at yaparım, artık hicret sona ermiştir"
cevabını verdi."
Nesâî, Bey'at 15, (7,145).
5743 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "(Sahabîler lslâmi takvimin
başlangıcını tesbit ederken) ne Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bi'set
zamanına, ne de vefat zamanına itibar etmediler. Fakat Medine'ye gelişine itibar
ettiler."
Buhari, Menakıbu'l-Ensar 48).