HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ
HÜKÜMLER3795 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Yahudilerin şöyle bir
adeti vardı: İçlerinde bir kadın âdet görmeye başlayınca, onunla beraber yiyip
içmezler, evlerde beraber oturup kalkmazlardı. Bu durumu Ashab radıyallahu anhüm
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sordular. bunun üzerine Cenab-ı Hak şu ayeti
inzal buyurdu. (Mealen): "Ey Muhammed! Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar.
De ki: "O bir ezadır. Aybaşı halinde iken kadınlardan uzak kalın.
Temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın size
buyurduğu yoldan yaklaşın..." (Bakara 222) ayeti üzerine Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm: "Kadınlarınızla nikah (zevciyat muamelesi) dışında her
şeyi yapın!" buyurdu. bu ruhsat yahudilere ulaşınca: "Bu adam ne yapmak istiyor?
Bize muhalefet etmediği bir şey bırakmadı!" dediler. (Bu sözü işiten) Üseyd İbnu
Hudayr ve Abbâd İbnu Bişr radıyallahu anhüma gelerek: "Ey Allah'ın Resulü!
yahudiler şöyle şöyle söylüyorlar" diye haber verdiler. "Biz kadınlarla beraber
oturup kalkmıyacak mıyız?" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın rengi
öylesine değişti ki, biz onlara kızdığını zannettik. Onlar da hemen çıkıp
gittiler. Derken onlar yolda Resûlullah'a gönderilen hediye sütle karşılaştılar.
Resûlullah o sütü hemen bunların peşisıra içmeleri için gönderdi. Böylece
anladılar ki, Aleyhissalatu vesselam kendilerine gücenmemiştir."
Müslim, Hayız 16, (302); Ebu Davud, Nikah 47, (2165); Tirmizi, Tefsir,
Bakara, (2981); Nesai, Taharet 181, (1, 152).
3796 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "kim hayızlının fercine veya bir kadının dübürüne (arka
uzvuna) temas ederse veya kâhine uğrarsa Muhammed'e indirilenden teberri etmiş
(yüz çevirmiş) olur."
Tirmizi, Taharet 102, (135); İbnu Mace, Taharet 122, (639).
3797 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Bizden biri hayızlı olur,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da onunla mübaşeret etmek dilerse, ona hayız
olur olmaz izarını bağlamasını emreder, sonra mubaşeret ederdi. Sizden hanginiz,
nefsine, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın nefsine hakim olduğu kadar hakim
olur?"
Ebu Davud'un bir rivayetinde, "fevr" (evvelinde -ki "hayz olur olmaz" diye
karşıladık-) yerine "fevh" denilmiştir (ki bu da "çoğunda" ve "evvelinde"
manasına gelir.)
3798 - Nesai'nin Cümay' İbnü Ümayr'dan kaydettiği bir rivayette şöyle
denmiştir: "Ben, annem ve teyzemle birlikte Hz. Aişe radıyallahu anha'nın yanına
girdim. Onlar Hz. Aişe'ye: "Hayızlı iken, sizlerle Aleyhissalatu vesselam ne
şekilde mübaşerette bulunurdu?" diye sordular. Aişe validemiz:
"Hayız olduğumuz zaman bize, geniş bir izar giymemizi emreder, sonra sine ve
göğsümüze iltizamda (temasta) bulunurdu."
3799 - Muvatta'nın rivayetinde şöyledir: "Ubeydullah İbnu Abdillah İbni Ömer
radıyallahu anhüma, Hz. Aişe'ye göndererek -kişi, hayızlı olan hanımıyla
mubaşerette bulunabilir mi?- diye sordurdu. Hz. Aişe radıyallahu anha: "Kadının
alt kısmınna izarını bağlatsın sonra onunla mubâşerette bulunsun" cevabını
verdi."
3800 - Ebu Davud ve Nesai'nin bir rivayetinde şöyle denmektedir: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm zevcelerinden bir kadınla hayızlı olduğu halde mubaşeret
ederdi. Yeter ki, uyluklarının ortasına kadar izarı uzanmış olsun veya dizleri
örtülü bulunsun."
Buhari, Hayz 5; Müslim, Hayz 1, 4, (293, 295); Muvatta, Taharet 95, (1, 58);
Ebu Davud Taharet 107, (267, 268, 273); Tirmizi, Taharet 99, (132); Nesai, Hayz
12, 13, (1, 189).
3801 - Zeyd İbnu Eslem radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a sordu: "(Ey Allah'ın Resulü!) Hanımım hayızlı iken bana
helal olan nedir?" Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Üzerine izarını bağlasın,
yukarısına istediğinde serbestsin."
Muvatta, Taharet 93, (1, 57).
3802 - Hz. Mu'âz radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! dedim,
hanımım hayızlı iken bana helal olan nedir?" "İzar'ın yukarısı, ancak bundan da
sakınsan daha iyi olur!" buyurdular."
Rezin tahric etti. Ebu Davud, Taharet 83, (212, 213).
3803 - İkrime, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın zevcelerinden birinden
naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hayızlı hanımlarıyla bir
mübaşerette bulunmak dileyince hanımının ferci üzerine bir şey örterdi.."
Ebu Davud, Taharet 107, (272).
3804 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Kişi, hayızlı karısıyla cinsi münasebette bulunursa
(hatasına kefâret olarak) yarım dinar tasadduk etsin."
3805 - Bir rivayette ise şöyle denmiştir: "Kişi hayızlı hanımına, hayız
halinin başlangıcında, kan kırmızı renkte iken temas ederse bir dinar tasadduk
etsin. Kanın kesilmeye yüz tutup akıntının sarardığı zaman temas eden, yarım
dinar tasadduk etsin."
Tirmizi der ki: "Bu hadis İbnu Abbas radıyallahu anhüma'dan mevkuf (kendi
sözü) olarak da rivayet edilmiştir."
3806 - Ebu Davud'un bir rivayetinde hayızlı karısına temas eden kimse
hakkında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Bir veya yarım dinar tasadduk
etsin" dediği kaydedilmiştir.
Ebu Davud der ki: "Bu rivayet (yani İbnu Abbas'ın "bir veya yarım..." diyerek
yaptığı rivayet) sahihtir, (diğer "...yarım dinar..." diyen rivayet bu kadar
kavi değildir.)"
3807 - Bir rivayette şöyle denmiştir: "Kişi hanımına kanama halinde temasta
bulunmuşsa bir dinar, kanın kesilme halinde temas etmişse yarım dinar tasadduk
eder."
Tirmizi, Taharet 103, (136, 137); Ebu Davud, Taharet 106, (264, 265, 266);
Nesai, Taharet 182, (1, 153); İbnu Mace, Taharet 123, (640).
3808 - Hz. Aişe radıyallahu anha "Ben hayızlı iken Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın başını yıkardım" demiştir.
Buhari, Hayz 2, İ'tikaf 2, 3, 4, 19, Libas 76; Müslim, Hayz 10, (297);
Muvatta, Taharet 102, (1, 60); Ebu Davud, Savm 79, (2467, 2468, 2469); Tirmizi,
Savm 80, (804); Nesai, Hayz 20, (1, 193).
3809 - Yine Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, ben hayızlı iken kucağıma yaslanır ve Kur'an okurdu."
Buhari, Hayz 13, Tevhid 52; Ebu Davud, Taharet 103, (260); Nesai, Hayz 16,
(1, 191).
3810 - Yine Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, (bir gün) bana (kendisi mescidde iken) "Humre'yi bana getiriver!"
buyurdular.
"Hayızlıyım" diye cevap verdim.
"Senin hayızın elinde değil ki!' dediler."
Müslim, Hayz 11, (298); Ebu Davud, Taharet 104, (261); Tirmizi, Taharet 101,
(134); Nesai, Hayz 18, (1, 192).
3811 - Hz. Meymune radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm bizden biri hayızlı olduğu halde onun kucağına başını koyar, Kur'an
okurdu. Bizden birimiz hayızlı iken Resûlullah'ın humrasını mescide taşır ve
yayardı."
Nesai, Hayz 19, (1, 192).
3812 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayete göre, "cariyeleri hayızlı
oldukları halde ayaklarını yıkarlar, humrasını kendisine verirlerdi."
Muvatta, Taharet 88, (1, 52).
3813 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Ben, Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm ile birlikte kadife bir örtünün altında yatıyordum. Ay halimin
başladığını farkettim. Hemen örtünün altından kayıp hayız elbisemi bulup
giyindim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Hayız mı oldun?" buyurdular.
"Evet!" dedim. Beni yanına çağırdı. Örtünün altında beraber yattık."
Buhari, Hayz 4, 21, 22, Savm 24; Müslim, Hayz 5, 296; Nesai, Taharet 179, (1,
149, 150)
3814 - Umâre İbnu Gurâb'ın anlattığına göre, bir halası kendisine Hz. Aişe
radıyallahu anha'dan şöyle sorduğunu anlatmıştır: "Birimiz hayız olduğumuz zaman
kocamızla ayrı yatmamız mümkün değil, tek yatağımız var."
Hz. Aişe şu cevabı vermiştir: "Ben sana Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın
yaptığını anlatayım: "Bir gece eve girdi. Ben o sırada ay hali görüyordum.
Mescidine geçti. -Ebu Davud der ki: "Bundan maksad evindeki namazgâhıdır.-
(Orada namaz kıldı), fakat bir türlü ayrılmadı. Derken benim gözlerim kapanmış,
soğuk da onu üşütmüş. Gelip "Bana yaklaş!" dedi. Ben de: "Hayızlıyım!" dedim.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Öyle de olsa! Uyluklarını aç!" dedi.
Uyluklarımı açtım. Göğüs ve yanağını uyluklarımın üzerine koydu. Ben de üzerine
eğildim. Isınıp uyuyuncaya kadar böyle durduk."
Ebu Davud, Taharet 107, (270).
3815 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben hayızlı iken su içer, sonra
kabı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a verirdim. O da ağzını, ağzımın değdiği
yere koyardı."
3816 - Ebu Davud ve Nesai'de de şu rivayet gelmiştir: "Ben ay halinde iken
etli kemiği dişleyerek yer, sonra da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
uzatırdım. O da ağzını, tam ağzımı koymuş bulunduğum yere koyar(ak yer)di."
3817 - Nesai'nin bir diğer rivayeti şöyle: "Şureyh İbnu Hani, Hz. Aişe
radıyallahu anha'ya: "Bir kadın hayızlı iken kocası ile birlikte yemek yer mi?"
diye sordu. Hz. Aişe "Evet dedi, benim kanamam varken Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm beni çağırırdı, ben de onunla birlikte yerdim. (Bu sırada) etli kemiği
alır, (bana uzatır, önce benim başlamam için) bana yemin verirdi. Ben de onu
alır ve bir miktar dişler (sonra Resûlullah'a uzatırdım). O da ağzını, kemikte
tam benim ağzımı koyduğum yere koyar(ak yemeye başlar)dı. İçecek bir şey
istediği olur, getirince ondan önce benim içmem için bana yemin verirdi, bunun
üzerine ben de kabı alır bir miktar içer, sonra bırakırdım. Bu sefer onu
Aleyhissalatu vesselam alır, kabın tam benim ağzımı koyduğum yerine ağzını
koyarak içerdi."
Müslim, Hayz 14, (300); Ebu Davud, Taharet 103, (259); Nesai, Taharet 177,
(1, 148).
3818 - Abdullah İbnu Sa'd el-Ensari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a hayızlı kadınlarla beraber yemek hususunda sordum.
"Onunla beraber yiyin!" buyurdular."
Tirmizi, Taharet 100, (133).
3819 - Hz. Aişe radıyallahu anha'nın anlattığına göre, bir kadın kendisine:
"Temizlendiğimiz zaman kıldığımız mutad namaz bize yeter mi (hayızlı iken
kılamadıklarımızın kazası gerekir mi?)" diye sormuş, o da şu cevabı vermiştir:
"Sen Harûriyye (Hârici)misin? Biz Resûlullah aleyhissalatu vesselam'la
beraberken ay hali gördüğümüzde, tutamadığımız oruçları kaza etmemizi söylerdi,
fakat namazların kazasını söylemezdi."
Buhari, Hayız 20; Müslim, Hayız 67, (335); Ebu Davud, Taharet 105, (262,
263); Tirmizi, Taharet 97, (130); Savm 68, (787); Nesai, Hayz 17, (1, 191, 192),
Savm 64, (4, 191).
3820 - İsmi Müssetü'l-Ezdiyye olan Ümmü Büsse anlatıyor: "Hacc yapmıştım.
Hacc sırasında Ümmü Seleme radıyallahu anha'ya uğradım. Kendisine, "Ey
mü'minlerin annesi, Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh, kadınlara, hayız
sırasında kılınmayan namazların kazasını emrediyor (ne dersiniz)?" diye sordum,
şu cevabı verdi: "Hayır, kaza etmezler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın
kadınlarından biri, nifas sebebiyle kırk gece (namaz kılmadan) dururdu da,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm nifas namazını kaza etmesini emretmezdi."
Ebu Davud, Taharet 121, (312).
3821 - Hz. Aişe radıyallahu anha, kanama gören hamile kadın hakkında şunu
söylemiştir: "Böyle bir kadın namazı bırakır."
Muvatta, Taharet 100, (1, 60). İmam Malik bu rivayeti belağ (senetsiz) olarak
kaydetmiştir.
3822 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma: "Ne hayızlı kadın ne de cünüp kimse
Kur'an'dan hiçbir şey okuyamaz" buyurdu.
Tirmizi, Taharet 98, (131).
İSTİHÂZE VE NİFAS HAKKINDA
3823 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Ümmü Habibe bintu Cahş
radıyallahu anha tam yedi yıl boyu istihaze kanı gördü. Ne yapacağı hususunda
Resûlullah'a sordu. Aleyhissalatu vesselam yıkanmasını emretti ve "Bu damar
(kanıdır)" dedi. Ümmü Habibe her namazda yıkanırdı."
3824 - Müslim'in bir rivayeti şöyledir: "Ümmü Habibe radıyallahu anha -ki
Abdurrahman İbnu Avf'ın nikahı altında idi- Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
kanamasından şikayet etti. Ona şu tavsiyede bulundu: "Hayız (müddetin normalde
ne kadar devam ediyor ve) seni bekletiyor idiyse o müddetçe bekle, sonra yıkan!"
Ümmü Habibe her namazda yıkanırdı."
3825 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Aişe dedi ki:
"Ümmü Habibe, kız kardeşi Zeyneb Bintu Cahş'ın hücresinde bir leğenin içinde
yıkanırdı. Kanın kızıllığı (bazan) suya galebe çalardı."
3826 - Nesai'nin rivayeti şöyledir: "Ümmü Habibe müstehaze idi (devamlı
kanaması olurdu), hiç temiz olmazdı. Durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
söylenmişti. Şöyle buyurdular: "Bu, hayız değildir, rahimin bir rahatsızlığıdır.
Normal zamanda hayız kanının geldiği kirlilik müddetine baksın. (Her ay) o
müddet boyunca namazını terketsin. Sonra bu müddet çıkınca her namaz vaktinde
yıkansın."
3827 - Nesai'nin bir diğer rivayeti şöyle: "Ümmü Habibe radıyallahu anha'ya
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, (Her ayda) hayız olup kirli bulunduğu kadar
namazı terketmesini, sonra yıkanıp namazını kılmasını emretti. O, her namaz
vaktinde yıkanırdı."
Buhari, Hayz 26; Müslim, Hayz 64, 66, (334); Ebu Davud, Taharet 111, (288 -
291); Tirmizi, Taharet 96, (129); Nesai, Hayz 2, 3, 4, (1, 181, 182).
3828 - Hamne Bintu Cahş radıyallahu anha anlatıyor: "Ben, kızkardeşim Zeyneb
Bintu Cahş radıyallahu anha'nın yanındaydım, istihaze kanamam vardı. Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a:
"Ey Allah'ın Resulü! Ben çok şiddetli şekilde istihaze kanamasına maruzum, bu
hususta ne tavsiye edersiniz? Bu hal benim namaz ve orucuma mani oluyor?" dedim.
Bana:
"Sana pamuğu vasfeyliyeyim: O, kanı gidericidir (fercine pamuk koy)"
buyurdular. Ben:
"Ama akıntı pamuğun mani olacağı miktardan çok fazla!" dedim. Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm:
"Öyleyse bez kullan!" buyurdular. Ben:
"Akıntı bezin durduracağı miktardan da fazla! Şarıl şarıl akıyor" dedim.
Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam dedi ki:
"Sana iki şey söyleyeceğim, hangisini yaparsan, diğerinin de yerine geçer.
İkisini de yapabilecek durumdaysan birini seçmek sana ait, dilediğini seç! Bu
kanama, şeytanın tekmelerinden bir tekme(si yani zarar vermesi)dir. Sen kendini
Allah'ın ilminde altı yedi gün hayızlı bil (orucu ve namazı terket). Sonra yıkan
ve kendini hayızdan temizlenmiş bil ve yirmiüç veya yirmidört gece ve gündüz
namaz kıl, (bu esnada farz veya nafile) oruç tut. Bu, Sana yeterlidir.
Kadınların her ay hayız görmeleri, hayızlı ve temizlik günlerinin olması gibi,
bu şekilde senin de hayız ve temizlik günlerin olacak. (Bu, sana söyleyeceğim
iki şeyden birincisidir. İkinci hususa gelince, o da şudur): Eğer öğleyi te'hir
ve ikindiyi de ta'cil edip, ikisi için gusletmeye gücün yeterse öğle ile
ikindiyi birleştir. Keza akşamı geciktirip yatsıyı tacil etmek, sonra da
gusletmek suretiyle de bu iki namazı birleştir. Sabah için de ayrıca guslet. Bu
şekle gücün yeterse orucunu da böylece tutarsın."
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, (birini seçmede beni muhayyer bıraktığı bu
iki tarzı zikrettikten sonra ilaveten dedi ki: "Bu, (ikincisi, zikrettiğim)
tarzın, benim daha çok hoşuma gidenidir."
Ravilerden biri dedi ki: "Hamne radıyallahu anha dedi ki: "Bu, iki tarzdan
benim daha çok hoşuma gidenidir. Ravi böylece, bu sözün Resûlullah'a ait olmayıp
Hamne'ye ait olduğunu ifade etmiş oldu."
Ebu Davud, Taharet 1100, (287); Tirmizi, Taharet 95, (125).
3829 - Esma Bintu Umeys radıyallahu anha anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü!
dedim. Fatıma Bintu Ebi Hubeyş, şu şu kadar zamandan beri kanama geçiriyor,
namazı bıraktı!" (Bu sözün üzerine Aleyhissalatu vesselam):
"Sübhanallah! (hiç namaz bırakılır mı?) Bu şeytandan (biir oyun.
Kapılmamalıydı. Söyleyin ona), bir leğene (su koyup içine) otursun. Eğer suyun
üstünde (kanamadan hasıl olan) bir sarılık görürse, öğle ve ikindi için tek bir
gusül yapsın; akşam ve yatsı için de tek bir gusül yapsın. Sabah için de ayrı
bir gusül yapsın. Bu arada (kılacağı namazlar için) abdest alsın" buyurdular."
İbnu Abbas radıyallahu anhüma der ki: "(Her namaz için) gusletmek, kadıncağıza
zor gelmeye başlayınca iki namazın arasını birleştirmeyi emretmişti."
Ebu Davud, Taharet 116, (296).
3830 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm zamanında bir kadının kanaması vardı. Ümmü Seleme radıyallahu anha,
onun adına, hükmü, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan soruverdi. Resûlullah:
"İstihaze kanı başlamazdan önce, bir ay içerisinde, kaç gün ve gece hayız
kanı gelmekte olduğuna baksın, her ay o kadar müddette namazı terketsin. Bu
zaman çıkınca hemen yıkansın ve (fercine pamuk koyup) bir bezle sargı yaparak
namazını kılsın."
Muvatta, Taharet 105, (1, 62); Ebu Davud, Taharet 108, (274-278); Nesai, Hayz
(1, 182).
3831 - Sümeyy Mevla İbnu Ebi Bekr İbni Abdirrahman anlatıyor: "Ka'kâ ve Zeyd
İbnu Eslem, beni, Sa'id İbnu Müseyyeb rahimehullah'a gönderip müstehazenin nasıl
yıkanacağını sordular. Said şöyle açıkladı: "Müstehaze, öğleden öğleye yıkanır
ve her namaz için abdest alır. Şayet kan galebe çalacak olursaa bir bezle sargı
yapar."
Ebu Davud, Taharet 114, (301).
(Ebu Davud) der ki: "İbnu Ömer ve Enes radıyallahu anhüm'den de bu şekilde
(yani "Öğleden öğleye yıkanır" diye) rivayet edildi. Bu, aynı zamanda Salim İbnu
Abdillah, Hasan Basri ve Ata rahimehumullah'ın görüşüdür."
İmam Malik dedi ki: "Zannım o ki, İbnu Müseyyeb'in hadisi "temizlik vaktinden
temizlik vaktine" olacaktı; "öğle vaktinden öğle vaktine" şeklinde gelmiştir.
Herhalde buna bir vehim karışmış."
Bu hadisi el-Misver İbnu Abdilmelik de rivayet etmiştir. Onun rivayetinde da
" temizlik vaktinden temizlik vaktine" şeklinde gelmiştir. Şu halde raviler bunu
"öğleden öğleye" diye çevirmiş olmalı. Derim ki: "Kadi İyaz'ın zikrine göre
.................. noktalı rivayet sahihtir. Doğruyu Allah bilir."
3832 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Müstehaze, hayız müddeti sona
erince her gün yıkanır. Üzerine tereyağı veya zeytinyağı sürülmüş bir yün
kullanır."
Ebu Davud, Taharet 115, (302).
3833 - Abdullah İbnu Süfyan rahimehullah anlatıyor: "Bir kadın, İbnu Ömer
radıyallahu anhüma'ya şöyle sordu: "Kabe'yi ziyaret maksadıyla gelmiştim. tam
Mescid-i Haram'ın kapısına geldiğim sırada kanamam başladı ve derhal geri dönüp,
kanama duruncaya kadar bekledim. Sonra yıkandım. Tekrar tavaf için geldiğimde,
kapının yanında yine kan geldi. Aynı şekilde geri döndüm, size geldim" Abdullah
şu cevabı verdi: "Bu şeytandan gelen bir zarardır. Bu durumda yıkan. Pamuk
tıkayarak bir bez bağla, sonra da tavafını yap!"
Muvatta, Hacc 124, (1, 371).
3834 - İkrime rahimehullah anlatıyor: "Ümmü Habibe radıyallahu anha müstehaze
idi. Kocası ona temasta bulunurdu. Aynı hal Hamne Bintu Cahş radıyallahu anha
için de mevzubahis idi."
Ebu Davud, Taharet 120, (309).
3835 - Ümmü Atiyye radıyallahu anha anlatıyor: "(Hayız müddetimiz dolup)
temizlik dönemi başladıktan sonra görülen bulanık ve sarı akıntıyı ciddiye
almazdık..."
Ebu Davud, Taharet 119, (307, 308); Nesai, Hayz, 7, (1, 186, 187).
3836 - Mercane Mevla Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Kadınlar Hz. Aişe
radıyallahu anha'ya içerisinde pamuk bulunan bez (veya kap) gönderirlerdi. Bu
pamuklar hayız kanıyla sarı lekeler taşırdı. (Bu safhada) namaz kılınıp
kılınmayacağını sorarlardı.
Hz. Aişe radıyallahu anha: "Beyaz akıntıyı görünceye kadar acele etmeyin!"
diye cevap verirdi. Beyaz akıntıdan temizliği kastederdi."
Muvatta, Taharet 97, (1, 59). Buhari, bunu bab başlığında senetsiz olarak
kaydetmiştir. (Hayz 19).
3837 - Zeyd İbnu Sabit'in kızından nakledildiğine göre, kulağına, bir kısım
kadınların gece yarısı, temizliklerini kontrol için, lamba getirtir oldukları
haberi ulaşır. O, bu davranıştan dolayı kadınları ayıplar ve: "(Sahabe)
kadınları böyle yapmazlardı!" der.
Muvatta, Taharet 98, (1, 59). Bunu Buhari bab başlığı olarak (senetsiz)
kaydetmiştir. (Hayz 19).
3838 - Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm devrinde, nifas olan kadınlar nifaslarından sonra kırk gün kırk gece
otururlardı. Biz yüzlerimize vers -yani kelef- olarak-sürerdik..."
Ebu Davud, Taharet 121, (311); Tirmizi, Taharet 105, (139).