CENABETTEN GUSÜL3706 - Ebu
Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)
buyurdular ki: "Erkek, kadının dört uzvu arasına çöker ve kadına mübâşeret
ederse gusül vacib olur.''
Bir rivâyette de şu ziyade var: ". . . İnzal olmasa bile. ''
Ebu Dâvud'un rivayetinde dört uzvu kelimesinden sonra ". . .hitana (sünnet
mahalli) hitanı kavuşturursa, gusül vacib olur" denmiştir.
3707 - İmam Mâlik'in Hz. Aişe'den kaydettiği bir rivayette: "Hitân, hitanı
geçince gusül vacib olur, ben ve Resulullah böyle yaptık ve yıkandık ''
denmiştir.
Buhari, Gusl 28; Müslim, Hayz 87, (348); Muvatta, Tahâret 71, (1, 45, 46);
Ebu Davud, Taharet 84, (216); Nesâi, Tahâret 129, (1, 110, 111); İbnu Mâce,
Tahâret 111, (610).
3708 - Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) Ensâr'dan birine adam göndererek, yanına çağırttı. . Ensâri, başından
sular damlaya damlaya geldi. Aleyhissalatu vesselam:
"Herhalde sana acele ettirdik?'' buyurdu. Ensâri:
"Evet ey Allah'ın resulü!'' deyince:
"Acele ettirilir veya inzal olmazsan gusletmen gerekmez. Sadece abdest
gerekir'' buyurdular.''
3709 - Müslim'in bir diğer rivayetinde: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselam):
"Suyu (yıkanmayı), su (meninin gelmesi) gerektirir" buyurdu '' denmiştir.
3710 - Nesai'nin Ebu Eyyub (radıyallahu anh)'den kaydettiği bir rivayette de
Resulullah: "Su, sudan dolayıdır" buyurmuştur.
Buhâri, Vudü 34, Müslim Hayz 81-83, (343-345); Ebu Dâvud, Tahâret 84, (217);
Nesâi, Tahâret 132, (1, 115).
3711 - Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Su, sudan gerekir" hükmü
İslam'ın bidayetinde bir ruhsattı. Sonra bundan nehyedildi.'' Übeyy ilaveten der
ki: "Su, sudan gerekir" hükmü ihtilâm hakkında muteberdir.''
Ebu Dâvud, Tahâret 84, (214, 215); Tirmizi, Tahâret 81, (110, 111).
3712 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah'a, "bir kimse
elbisesinde ıslaklık bulsa, ancak ihtilam olduğunu hatırlamasa (yıkanması
gerekir mi?)'' diye sorulmuştu.
"Evet, yıkanmalıdır!" diye cevap verdi. Sonra, ihtilam olduğunu görüp de,
yaşlık göremeyen kimseden soruldu:
"Ona gusül gerekmez" dedi. Ümmü Süleym (radıyallahu anhâ) sordu:
"Bunu kadın görecek olursa, kadına gusül gerekir mi?'' Buna da:
"Evet! Kadınlar, erkeklerin emsalleridir!'' diye cevap verdi.''
Ebu Dâvud, Tahâret 95, (236); Tirmizi, Tahâret 82, (113).
3713 - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Ümmü Süleym (radıyallahu
anhâ) Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)'a "Rüyasında, erkeğin gördüğünü gören
kadın hakkında sorarak, gusül gerekip gerekmiyeceğini öğrenmek istedi.
Aleyhissalatu vesselam:
"Evet! suyu görürse!" cevabını verdi. Aişe (radıyallahu anhâ) (Ümmü Süleym''e
yönelip:)
"Allah hayrını versin (neler söylüyorsun)? '' diye ayıpladı. Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) (Aişe'ye yönelerek):
"Ey Aişe, bırak onu, (dilediğini sorsun!) Öyle olmasa (çocuklarda anne
tarafına) benzerlik olur mu? Kadının suyu erkeğin suyuna üstün gelirse, çocuk
dayılarına benzer; erkeğin suyu kadınınkine üstün gelirse, çocuk amcalarına
benzer '' buyurdular.''
MüsIim, Hayz 33, (314); Muvatta, Tahâret 84, (1, 51); Ebu Dâvud, Tahâret 96,
(237); Nesâi, Tahâret, 131, (1,112, 113).
3714 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şu ziyade var: ". . .Erkeğin suyu koyu
ve beyazdır. Kadının suyu sarı ve akışkandır. Bunlardan hangisi üstün olur veya
öne geçerse, benzerlik hâsıl olur."
Müslim, Hayz 30, (311); Buhari, Menâkıbu'l-Ensâr 49.
3715 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "ResuIuIIah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her bir kılın dibinde cünüblük vardır.
Saçları yıkayın, deriyi paklayın.''
Ebu Dâvud, Taharet 98, (248); Tirmizi, Tahâret 78, (106).
3716 - Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Kim, yıkamadan tek bir saç kılının dibini kuru
bırakırsa, ateşte nice nice azablara düçar olacaktır."
Hz. Ali (radıyallahu anh) der ki: "Bu(nu işitmem) sebebiyle başıma düşman
oldum. Bu sebeple başıma düşman oldum, Bu sebeple başıma düşman oldum.'' Nitekim
Hz. Ali saçlarını keserdi.''
Ebu Dâvud, Taharet 98, (249).
3717 - Hz. Sevbân (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'a cenâbetten temizlenmek hususunda sorulmuştu. Buyurdular ki: "Erkek
ise, saçını açsın ve su kılların dibine varıncaya kadar yıkasın. Kadın ise,
saçını(n örgüsünü) açmamasının ona bir zararı yok. Başına elleriyle üç kere su
avuçlayıp döksün.''
Ebu Dâvud, Tahâret 100, (255).
3718 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu
vesselam) cenabetten gusledince önce ellerini yıkamaktan başlardı, sonra namaz
abdesti gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya batırır, onIarla saç
diplerini hilallerdi. Deriyi ıslattığı kanaati hâsıl olunca tepesinden üç kere
su dökerdi. Sonra da bedeninin geri kalan kısımlarını yıkardı. En sonra da
ayakIarını yıkardı.''
3719 - Bir diğer rivayette: ".Suya sokmazdan önce ellerini yıkayarak
başlardı'' denmiştir.
3720 - Bir başka rivayette: "Sağ elini yıkayarak başlar, onun üzerine su
döker, sonra sağ eliyle vücudundaki ezâ'nın üzerine su döker, sol eliyle de onu
yıkardı. '' denmiştir. Bu Sahiheyn'in lafzıdır.
3721 - Ebu Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Aişe (radıyallahu
anhâ) der ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), başı üzerine üç kere su
dökerdi: Biz ise, örmelerimiz sebebiyle beş kere dökerdik."
3722 - Sahiheyn'in bir rivayetinde şöyle denir: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm), cenabetten yıkandığı zaman (süt sağılan şab gibi) bir kab(ta su)
isterdi. Onu eliyle tutar, başının sağ tarafını yıkayarak başlar, sonra da sol
kısmını yıkardı. Sonra iki avucuyla su alır, onlarla başına dökerdi."
3723 - Buhari'nin diğer bir rivayetinde (Hz. Aişe) şöyle demiştir:
"(Resulullah'ın zevcelerinden) birimiz cenâbet olduğu vakit, eliyle üç kere
başının üzerine su döker, sonra eliyle üç kere sağ tarafına su döker, diğer
eliyle de sol tarafın dökerdi."
Buhari, Gusl 1,15,19; Müslim, Hayz 35, (316); Muvatta, Tahâret 67, (1, 44),
80, (1,45); Ebu Dâvud, Tahâret 98, (240, 241, 242, 243, 244),100, (253); Nesâi,
Tahâret 152, 153, 155, 156, 157, (1, 132-135); Tirmizi, Tahâret 76, ( 104).
3724 - Hz. Meymune (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) cenabetten yıkanırken ben O'na perde oldum, (şöyle yıkanmıştı):
Önce ellerini yıkadı. Sonra sağ eliyle (kaptan) solu üzerine su dökerek
fercini ve (meniden) bulaşanları yıkadı. Sonra elini duvara -veya yere- sürdü.
Sonra namaz abdesti gibi abdest aldı, ancak ayaklarını yıkamayı terketti. Sonra
üzerine su döktü. Sonra ayaklarını çekip yıkadı. Aleyhissalatu vesselam'ın
cenabetten guslü işte böyledir."
Buhari, Gusl 1, 5, 7, 8, 10, 11, 16, 18, 21; Müslim, Hayz 4, (317); Ebu
Dâvud, Tahâret 98, (245); Tirmizi, Tahâret 76, (103); Nesâi, Tahâret 161, (1,
137), Gusl 15, (1, 204), 22, (1, 208).
3725 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "(Babam) Ömer (radıyallahu
anh) Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a cenâbetten nasıl yıkanacağını sordu.
Aleyhissalatu vesselam dedi ki:
"(Kişi) sağ eli üzerine su dökerek başlar, iki veya üç kere döker (ve
ovalayıp yıkar). Sonra sağ elini kaba sokar (avuçladığı suyu) ferci üzerine
boşaltır, bu sırada sol eli ferci üzerindedir. Dökülen su ile oralarındaki (meni
bulaşığı)nı temizleninceye kadar yıkar. Sonra isterse elini toprağa koyar, sonra
sol eli üzerine, temizleninceye kadar su döker. Sonra üç kere ellerini yıkar.
İstinşakta bulunur (burnuna su çekip yıkar). Mazmaza yapar (ağzına su alıp
yıkar). Yüzünü ve kollarını üçer kere yıkar. Başına sıra gelince meshetmez, suyu
döker (ve bedeninin geri kalan kısmını yıkar).''
Nesâi Gusl 18, (1, 205, 206).
3726 - Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "(Bir gün) ey AIlah'ın
Resulü! dedim. Ben çok örgüsü olan bir kadınım. Hayız ve cenabetten yıkanırken
örgüleri çözeyim mi?''
"Hayır! buyurdular, başının üzerine, ellerinle üç kere su avuçlayıp dökmen,
sonra da bedenine su döküp yıkanman sana yeterlidir.''
Müslim, Hayz 58, (330); Ebu Dâvud, Tahâret 100, (251, 252); Tirmizi, Tahâret
77, (105); Nesâi, Tahâret 150, (1, 131).
3727 - Ubeyd İbnu Umayr el-Leysi anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) ye,
Abdullah İbnu Ömer'in, kadınlara yıkandıkları zaman örgülerini açmalarını
emrettiği haberi ulaşmıştı, şöyle dedi:
"İbnu Ömer 'e hayret doğrusu! Kadınlara başlarını çözmelerini emrediyormuş,
bir de traş olmalarını emretmiyor mu? Ben ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)
aynı kaptan (beraberce) yıkanırdık. Ben, başıma üç kere su dökmekten başka
birşey yapmazdım (da Resulullah müdahale edip "örgülerini de çöz '' demezdi)."
Müslim, Hayz 59, (331).
3728 - Katâde rahimehullah anlatıyor: "Hz. Enes (radıyallahu anh)'in bize
anlattığına göre, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın tek bir gusülle, bütün
hanımlarını dolaştığı olmuştur."
Buhari, Gusl 12, 24, Nikah 4, 102; Ebu Dâvud, Tahâret 75, (218); Tirmizi,
Tahâret 106,
(140); Nesâi, Tahâret 170 (1,143).
3729 - Ebu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm), birgün bütün hanımlarına uğradı. Her birisinin yanında ayrı ayrı
yıkandı. Kendisine:
"Ey Allah'ın Resulü dedim, en sonunda bir kere yıkansanız olmaz mı?"
"(Olmasına olur, ancak) böyle yapmak daha temiz, daha hoş ve daha paktır!"
buyurdular."
Ebu Dâvud, Tahâret 86, (219).
3730 - Ebu Sa'idi'l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biriniz ehline temas eder, sonra tekrar
etmek dilerse ikisi arasında abdest alsın.''
Müslim, Hayz 27, (308); Ebu Dâvud, Tahâret 86, (220); Tirmizi, Tahâret 107,
(141); Nesai, Tahâret 107, (1,142).
3731 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) yıkanır, (sabahtan önce) iki rek'at namazla sabah namazını kılardı.
Gusülden sonra Aleyhissalatu vesselam'ın bir de abdest aldığını zannetmiyorum.''
Tirmizi, Tahâret 79, (107); Nesâi, Tahâret 162, (1,137); Ebu Dâvud, Tahâret
99, (250).
3732 - Yine Hz. Aişe anlatıyor: "Ben ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm),
farak denen tek bir kaptan beraber guslederdik.'' Süfyan der ki: "Bir farak üç
sa'dır.''
3733 - Ebu Seleme'nin yaptığı diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: "Hz. Aişe
(radıyallahu anhâ) 'nin yanına girmiştim. Yanımda Hz. Aişe'nin süt kardeşi
vardı. Kendisine, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'in cenâbetten nasıl
yıkandığını sorduk. Bir sa' miktarında bir kap getirtti ve onunla yıkandı. Aişe
ile aramızda bir perde vardı. (Yıkanırken) üzerine üç kere su döktü ve dedi ki:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevceleri, saçları kulak memesi
civarında olması işin saçlarının başlarını alırlardı.''
Buhari, Gusl 2; MüsIim, Hayz 41, 42, (319, 320); Muvatta, Tahâret 68, (1, 44,
45); Ebu Dâvud, Tahâret 97, (238); Nesai, Tahâret 144, (1, 127).
3734 - Muhammed el-Bâkır rahimehullah anlatıyor: "Hz. Cabir (radıyallahu
anh)'in yanında idik. Yanında gusülden soran bir grup insan vardı. Şöyle cevap
verdi:
"Bir sa ' su sana yeter!'' Bir adam:
"Bana kâfi gelmez!'' diye itiraz etti. Hz. Câbir:
"Ama, saçı senden daha çok ve senden daha hayırlı olan zâta yetiyordu!''
dedi. Onun burada kasdettiği "hayırlı zât '' Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)
idi."
Buhari, Gusl 3, 4; Nesâi, Tahâret 144, (1,128). (İbnu Hacer, bu rivayetin
Müslim'de bulunmadığını söyler).
3735 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Ben ve Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) sarıdan mâmul bir kaptan su alarak yıkanırdık.''
Nesâi, Tahâret, 47, (9 8, 99).
3736 - Ya 'la İbnu Ümeyye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) açıkta (izarsız) yıkanan bir adam görmüştü. Derhal
minbere çıkarak, Allah'a hamd ve senâda bulunduktan sonra:
"Allah diridir ve ayıpları örtücüdür, hayayı ve örtünmeyi sever. Öyleyse
biriniz yıkanınca örtünsün'' buyurdu.''
Ebu Dâvud, Hamâm 2; Nesâi, Gusl 7, (1, 200).
3737 - Ebu's-Semh (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm) 'a hizmet ediyordum. Yıkanmak isteyince:
"Bana enseni dön!'' derdi. Ben de ensemi dönerdim. Böylece ona perde
olurdum.''
Nesâi, Tahâret 143, (1, 126).
3738 - Ümmü Hani Bintu Ebi Tâlib (radıyallahu anh) anlatıyor: "(Mekke 'nin)
Fethi gününde Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)'ın yanına gittim. O'nu yıkanır
buldum. Kızı Fâtıma da bir giyecekle O'na perde yapıyordu."
Müslim Hayz 70, (336).
3739 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu
vesselâm) yıkanmıştı. (Kurulanması için) bir havlu getirildi. Onunla
kurulanmayıp:
"Su(yun) ıslaklığı ile böyle (daha iyi)!'' buyurdular.''
Nesâi, Taharet 162, (1, 138).
3740 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Namaz elli vakitti
cenâbetten gusül de yedi defa idi. Elbiseden sidiğin yıkanması da yedi defa idi.
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (azaltmasını Cenab-ı Hak'tan) taleb ede ede
namaz beş'e, cenabetten gusül bire, elbiseden sidiğin temizlenmesi bir kereye
indirildi.''
Ebu Dâvud, Tahâret 98, (247).
3741 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Bazen Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) cenabetten yıkanır, sonra (üşümüş olarak gelip) bana
sokulup benim ısıtmamı isterdi, ben de O'nu bağrıma bastırıp ısıtıyordum. Bundan
dolayı ben ayrıca yıkanmıyordum."
3742 - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah cenabetten
yıkanırken başını hıtmi (denen otla) yıkardı. Bununla yetinir, (hıtmili su)
üzerine ayrıca su dökmezdi."
Ebu Davud, Tahâret 101, (256).
3743 - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Biz Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'ın beraberinde ihramlı ve ihramsız her iki durumda da
buIunduk. Bu esnada saçlarımız yapıştırılmış bulunduğu halde yıkanırdık.''
Ebu Dâvud, Tahâret 100, (254).
3744 - Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm), cünüb olmadıkça her halimizde bize Kur'an okutup ta'lim ederdi."
3745 - Nesâi'nin bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) heladan çıkınca Kur'an okutur, bizimle et yerdi.
Cenabet halinden başka hiçbir şey O'nunla Kur'an arasına perde olmazdı.''
Ebu Dâvud, Tahâret 91, (229); Tirmizi, Tahâret 111, (146); Nesai, Tahâret
171, (1, 144).
3746 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre O cünüb
kimsenin Kur'an okumasında bir beis görmezdi."
Rezin tahric etmiştir. Buhari bab başlığında muallak olarak kaydetmiştir.
Buhâri, (Hayz 7).
3747 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu
vesselam), cünübken uyumak istediği takdirde fercini yıkar ve namaz abdestiyle
abdest alırdı.''
3748 - Müslim'in bir rivayetinde: ". .Yemek veya uyumak istediği zaman namaz
abdestiyle abdest alırdı '' denmiştir.
3749 - Müslim'in, Abdullah İbnu Ebi Kays 'tan yaptığı diğer bir rivâyette
Abdullah der ki: "Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) 'ya Resulullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın vitir namazından sordum. '' Hadisi zikreder. Hadiste şu ibare de
var:
"Hz. Aişe'ye: "Resulullah cünübken ne yapardı, uyumadan önce yıkanır mıydı?
Veya yıkanmadan önce uyur muydu?'' diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Bunların
hepsini yapardı. Bazan yıkanır ve sonra uyur, bazan abdest alır ve uyurdu." Bunu
işitince:
"Bu meselede genişlik koyan Allah'a hamdolsun!" dedim..."
3750 - Ebu Dâvud 'un rivâyetinde, Gudayf İbnu'I-Hâris der ki: "Hz. Aişe
(radıyallahu an hâ)'ye sordum:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) cenabetten gecenin başında mı yıkanırdı
sonunda mı?"
"Bazan başında, bazan da sonunda yıkanırdı." dedi. Ben:
"Allahuekber! Bu meselede genişlik veren Allah 'a hamdolsun!'' dedim ve
tekrar sordum.
"Vitir namazını gecenin evvelinde mi kılardı, âhirinde mi?''
"Bazan evvelinde bazan âhirinde kılardı '' dedi. Ben:
"Allahuekber! Bu meselede genişlik veren Allah'a hamdolsun!'' dedim ve tekrar
sordum:
"Resulullah (aleyhlssalâtu vesselâm) Kur'ân'ı açıktan mı okurdu sessiz mi
okurdu?"
"Bazan açıktan okur bazan da sessiz okurdu'' dedi. Ben:
"Allahuekber! dedim. Bu meselede kolaylık koyan Allah'a hamdolsun!''
3751 - Tirmizi ve Ebu Dâvud 'un bir rivayetinde de şöyle gelmiştir:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), cünübken uyur ve hiç suya dokunmazdı."
Tirmizi der ki: "Hz. Aişe'den, Aleyhissalatu vesselam'ın uyumazdan önce
abdest aldığı da rivayet edilmiştir ve bu rivayet en sahih olanıdır."
3752 - Nesai'nin bir rivayetinde: "Resulullah aleyhissalatu vesselam yemek
veya içmek istediği zaman ellerini yıkar sonra yer içerdi" denmiştir.
Buhari, Gusl 27, 25; Müslim, Hayz 21, (305, 307); Muvatta, Taharet 77, (1,
47, 48); Ebu Dâvud, Tahâret 88, 90 (222, 223, 224, 226, 228); Salât 343, (1437);
Tirmizi, Tahâret 87, (118, 119); Nesâi, Tahâret 163, 164, 165, 166 (1,138-139),
Gusl 4, 5, (1, 199).
3753 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattab
(radıyallahu anh), geceleyin Cünüb olduğunu, (ne yapması gerektiğini) sordu.
Aleyhissalatu vesselam: "Abdest al, uzvunu yıka, sonra uyu!" buyurdular. "
Buhari, Gusl 27, 25; Müslim Hayz 25, (306); Muvatta, Tahâret 76 (1, 47); Ebu
Dâvud, Tahâret 87, (221); Nesâi, Tahâret 167, (1,140) ; Tirmizi, Tahâret 88,
(120). Bu metin Sahiheyn'e aittir.
3754 - Nafi rahimehullah anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, cünübken
uyumak veya yemek istediği zaman, yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkar,
başını mesheder, sonra yer veya uyurdu.''
Muvatta, Taharet 78, (1, 48).
3755 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre: "Resulullah
(aleyhissalatu vesselâm) Medine sokaklarından birinde kendisine rastlamıştır.
Ebu Hüreyre bu sırada cünüp olduğu için, Aleyhissalatu vesselam'ın nazarından
sıvışarak gidip yıkanır gelir. Gelince Aleyhissalatu vesselam:
"Ey Ebu Hüreyre neredeydin?'' diye sorar.
"Ben cünübtüm, pis pis sizinle oturmak istemedim'' cevabında bulunur.
Aleyhissalatu vesselam:
"Sübhânallah! (bilmez misin ki) müslüman pis olmaz!" ferman eder.
Buhari, Gusl 23, 24; Müslim, Hayz 115, (371); Ebu Dâvud, Tahâret 97, (231);
Tirmizi, Tahâret 89, (121); Nesâi, Tahâret 172, (1, 145, 146).
3756 - Huzeyfe İbnu'I-Yemân (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'la bir gün karşılaştığımızda cünüb idim, hemen yolumu
çevirip gidip yıkandım. Bilahare gelince:
(Böyle sizi görünce alelacele sıvışmamın sebebi) cünüb olmam idi!' dedim.
Aleyhissalâtu vesselam:
"Müslüman (cenabetle) pis olmaz ki!'' buyurdular.''
3757 - Nesâi 'nin rivayetinde hadis şöyledir: "Resulullah (aleyhissalatu
vesselâm), Ashabından bir erkekle karşılaşınca onu mesheder ve ona dua
ediverirdi. Bir gün erken vakitte Aleyhissalâtu vesselam'ı (sokakta) gördüm.
Hemen yolumu ondan çevirdim. (Eve gidip yıkandıktan sonra) güneş yükselince
yanına geldim. Bana:
"(Sabahleyin) seni görmüştüm, hemen yolunu benden çevirdin!'' buyurdular. Ben
de açıkladım:
"Çünkü ben cünübtüm (bu halde) bana dokunmanızdan korktum.''
"Şurası muhakkak ki dedi Aleyhissalâtu vesselam, mü'min necis olmaz!''
Müslim, Hayz 116, (372); Ebu Dâvud, Taharet 92, (230); Nesâi, Tahâret 172,
(1, 145).
3758 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor. "Namaza kalkılıp saflar
düzlenmişti ki Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm geldi, namazgâhına geçti. O
anda cünüb olduğunu hatırları. Bize: "Yerinizde durun!" deyip, hemen ayrılıp
yıkanmaya gitti. Gusledip dönünce başından henüz su damlıyordu. Tekbir getirdi,
namaza durdu, beraber namaz kıldık..."
3759 - Ebu Bekre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, sabah namazını kıldırmak üzere (mescide) girmişti. Eliyle "Yerinizde
durun!" diye işaret buyurdu (ve çıktı). Sonra başından su damladığı halde geri
geldi ve cemaate namazlarını kıldırdı."
3760 - Bir rivayette: "...Namazıa tamamlayınca: "Ben de bir insanım. (İlk
geldiğimde) cünübtüm" buyurdu" denmiştir.
Buhari, Gusl 17, Ezan 24, 25; Müslim, Mesacid 157, (605); Muvatta, Taharet
79, (1, 48); Ebu Davud, Taharet 94, (234, 235); Nesai, İmamet 14, (2, 81, 82).
3761 - Süleyman İbnu Yesar rahimehullah anlatıyor: "Hz. Ömer radıyallahu anh
halka sabah namazını kıldırdı ve arkadan Curuf nam mevkideki arazisine gitti.
Orada, elbisesinde meni bulaşığı gördü.
"Biz dedi, yağlı yeyince, damarlarımız gevşedi (bu yüzden ihtilam olduk)."
Derhal yıkandı ve elbisesinde gördüğü meni bulaşığını da yıkadı. Sonra,
namazını iade etti."
3762 - Bir başka rivayette "meni" kalimesinden sonra şu ibare yer alır:
"Halkın işini üzerime alalıdan beri ihtilam olmaya başladım" dedi. Derhal
yıkanıp elbisesinde gördüğü bulaşığı yıkadı. Sonra kuşlukta güneş tam olarak
yükselince namazını kıldı."
Muvatta, Taharet 80, 81, 82, (1, 49).
HAYIZLI VE NİFASLI KADINLARIN YIKANMASI
3763 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ensardan bir kadın, Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a hayızdan nasıl yıkanacağını sordu. Bunun üzerine,
Aleyhissalatu vesselam da nasıl yıkanacaksa öyle emretti ve dedi ki:
"Miske bulanmış bir (bez, pamuk vs.) parçası al. Onunla temizlen!"
"Onunla nasıl temizleneceğim?" diye kadın tekrar sordu. Resûlullah:
"Onunla temizlen!" buyurdu. Kadın tekrar etti: "Nasıl?"
Resûlullah:
"Sübhânallah! temizlen!" dedi. (Baktım ki anlamıyor;) kadını kendime çektim
ve: "O parçayı, kan bulaşığına tatbik et" dedim.."
Buhari, Hayz 13, 14, İ'tisam 24; Müslim, Hayz 60, 61, (332); Ebu Davud,
Taharet 122, (314, 315, 316); Nesai, Taharet 159, (1, 135 - 137).
3764 - Diğer bir rivayette: "...misklenmiş bir parça al, üç kere yıka!"
buyurdu. Sonra Aleyhissalatu vesselam utanarak yüzünü çevirdi" denmiştir.
Bu Sahiheyn'in metnidir.
3765 - Müslim'in diğer bir rivayetinde metin şöyledir: "Esma -ki Bintu
Şekel'dir- radıyallahu anha, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a, hayızdan nasıl
yıkanacağını sormuştu. Şöyle cevap verdi:
"Sizden biri, suyunu ve sidresini alır, sonra temizlenir, ve temizliğini de
güzel yapar. Sonra başına suyu döker, başını şiddetli şekilde eliyle ovalar, ta
ki su saçın diplerine kadar ulaşsın. Sonra üzerine su döker. Sonra misklenmiş
bir (bez) parçası alır, onunla temizlenir!"
Esmâ: "Onunla nasıl temizlenir?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
"Sübhanallah! Onunla temizlen!" dedi. Hz. Aişe radıyallahu anha -sanki sözünü
gizlemek isteyerek (fısıldayarak)- kadına: "Onu kan bulaşığına tatbik et" dedi.
Esma der ki: "Cenabetten yıkanma hususunda da sordum. Bana: "Su al, temizlen ve
temizliği güzel kıl veya temizliği mübalağalı yap, sonra başına su dök ve onu
ovala, ta su diplerine varıncaya kadar. Sonra üzerine su dök!" dedi. Aişe
radıyallahu anha devamla der ki: "Ensar kadınları ne iyi kadınlardı, haya
onların dinlerini öğrenmelerine mani olmadı."
Müslim, Hayız 61, (332).
3766 - Ümeyye İbnu Ebi's-Salt, Beni Gıfarlı -isminde zikrettiği- bir kadından
nakleder ki, kadın şöyle demiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beni
devesinin döşüne serilen örtünün üzerine bindirdi." Kadın devamla der ki:
"Allah'a yemin olsun, sabahleyin indi ve deveyi ıhtırdı. Ben de terkiden
indim... Örtüde benden bulaşan kan vardı. Bu benim ilk hayız kanım idi. Görünce
deveye doğru sıçradım ve utandım.. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bendeki bu
hali farkedip, kanı da görünce:
"Neyin var? Belki de hayız oldun?" buyurdular. Ben "Evet!" dedid. Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm: "Öyleyse (hayız görenlerin tedbirlerine başvurarak)
kendine çekidüzen ver. Sonra da bir su kabı al, içerisine tuz at. Sonra örtüye
değen kanı yıka, sonra bineğine dön!" ferman buyurdular.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber'i fethettiği zaman ganimetten bize
de bağışta bulundu.
(Ümeyye Bintu Ebi's-Salt) der ki: "(Gıfarlı sahabiyye), suyuna tuz katmadan
hayız kanını yıkamazdı. Öldüğü zaman cenazesinin yıkanacağı suya da tuz
atılmasını vasiyet etmiştir."
Ebu Davud, Taharet 122, (313).
CUMA VE BAYRAM GUSLÜ
3767 - Ebu Sa'id radıyallahu ahn anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Cuma guslü her muhtelime (büluğa erene) vacibtir.
Misvaklanması, bulduğu takdirde koku sürünmesi de öyle:"
Buhari, Cuma 2, 3, 12, Ezan 161; Şehadat 18; Müslim, Cuma 5, (846); Muvatta,
Cuma 4, (1, 102); Ebu Davud, Taharet 129, (341); Nesai, Cuma 6, 8, (3, 92 - 93).
3768 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh derdi ki: "Cuma günü gusletmek, her
muhtelim'e (büluğa ermiş kimseye) tıpkı cenabet guslü gibi vacibtir."
Muvatta, Cuma 2, (1, 101).
3769 - Bera İbnu Azib radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Müslümanların cuma günü yıkanmaları, üzerlerine hak
olmuştur. Her biri ailesinin kokusundan sürünsün. (Koku) bulamazsa, su onun
sürünme maddesi olsun. Yani hem yıkansın hem koku sürünsün, koku yoksa, artık,
su (yıkanma) ile yetinsin."
Tirmizi, Salat 381, (525).
3770 - Ubeydullah İbnu's-Sebbak rahimehullah'tan gelen bir rivayette,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cumalardan birinde şöyle buyurmuştur: "Ey
müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teâla Hazretleri onu (sizlere) bayram
kılmıştır, öyleyse yıkanın. Kimin yanında bir tiyb (sürünme maddesi) varsa ondan
sürünmesinde bir zarar yoktur. Size misvakı da tavsiye ediyorum."
Muvatta, Taharet 113, (1, 65 - 66); İbnu Mace, İkametu's-Salat 83, (1098).
(İbnu Mace'de rivayet mevsuldur).
3771 - İbnu Ömer ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhüm anlatıyor: "Cuma günü, Ömer
İbnu'l-Hattab hutbe verirken, Osman İbnu Affan mescide girdi. Ömer radıyallahu
anh minberden ona seslendi: "Vaktin farkında mısın, (niye cumaya geciktin!)"
Hz. Osman:
"Bugün meşguliyetim vardı. Eve gelir gelmez ezanı işittim. Abdest almanın
dışında bir oyalanmam da olmadı!" açıklamasında bulundu.
Hz. Ömer radıyallahu anh:
"Keza abdest(le yetinmen de bir eksiklik). Biliyorsun, Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm bize yıkanmayı da emretmişti."
3772 - Ebu Hüreyre'nin bir hadisinde: "(Hz. Ömer, Hz. Osman'a:) "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Biriniz cumaya giderken yıkansın" dediğini duymadın
mı?" demiştir.
Buhari, Cuma 4; Müslim, Cuma 3, (845); Muvatta, Cuma 3, (1, 101, 102); Ebu
Davud, Taharet 129, (340); Tirmizi, Salat 255, (493).
3773 - İkrime rahimehullah anlatıyor: "Iraklılardan bir grup kimse İbnu Abbas
radıyallahu anh'a gelerek: "Cuma günü gusletmek vacib midir ne dersin" diye
sordu. İbnu Abbas şu açıklamayı yaptı: "(Farz değil), ancak temizliğe çok
uygundur ve gusleden için pek hayırlıdır. Yıkanmayan üzerine de vacib değildir.
Ben size guslün nasıl başladığını anlatayım: "İnsanlar meşakkatli işler
yapıyorlar ve yünlü elbiseler giyiyorlardı. Çalışmaları çoğunlukla sırtlarında
yük taşımak şeklinde oluyordu. Mescidleri dardı ve tavan alçaktı, yani arîş
(denen üzeri hurma dallarıyla örtülmüş çardak) şeklindeydi. Sıcak bir günde
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (minbere) çıktı. Cemaat yün elbiselerin içinde
terlemişti. (Terleri sebebiyle) onlardan çıkan kokular ortalığı sardı ve herkesi
rahatsız etti. Koku Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a da uzanınca: "Ey
insanlar, bu gün gelince yıkanın. Ayrıca herkes, bulabildiği en güzel kokuyu
sürünsün!" buyurdular."
İbnu Abbas açıklamasına devam etti: "Bilahare Cenab-ı Hakk'ın lütfu yetişti
(bolluk arttı), herkes yünlüden başka elbiseler giydiler, çalışmaları hafifledi,
mescidleri genişletildi. Birbirlerini rahatsız eden terlerin bir kısmı ortadan
kalktı."
3774 - Sahiheyn'in Tâvus'tan kaydettikleri rivayette, Tâvus der ki: İbnu
Abbas radıyallahu anhüma'ya sordum: "Halk, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın:
"Cuma günü yıkanın, başlarınızı da yıkayın, cünüb olmasanız dahi!. Ayrıca koku
da sürünün!" buyurduğunu söylüyorlar, (ne dersiniz, doğru mudur?)"
İbnu Abbas şu cevabı verdi: "Guslü emretmesi doğrudur. Kokuya gelince, o
hususta bir şey bilmiyorum!"
Ebu Davud, Taharet 130, (353); Buhari, Cuma 6; Müslim, Cuma 8, (848).
3775 - Semüre İbnu Cündeb radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cuma günü kim abdest alırsa bununla (o,
sünneti yerine getirmiş, fazilete ermiş) olur ve (sünneti yapmış olma) nimetine
erer. Ama cuma günü kim de guslederse (bilsin ki) gusül daha faziletlidir."
Ebu Davud, Taharet 130, (354); Tirmizi, Salat 357, (497); Nesai, Cuma 9, (3,
94).
3776 - Yahya İbnu Said rahimehullah anlatıyor: "Bana ulaştığına göre,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: "Sizler, günlük iş
takımınızdan hariç bir de cuma takımınız olsa ne kaybedersiniz?"
Muvatta, Cuma 17, (1, 110); Ebu Davud, Salat 219, (1078); İbnu Mace,
İkametu's-Salat 83, (1095).
3777 - Nâfi' rahimehullah der ki: "İbnu Ömer radıyallahu anhüma ihramlı
olmadıkça yağlanıp kokulanmadan cumaya gitmezdi."
Muvatta, Cuma 17, (1, 110).
3778 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma'nın, Fıtır bayramında, musallaya
gitmezden önce yıkandığı rivayet edilmiştir.
Muvatta, Iydeyn 2, (1, 177).
3779 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Her müslüman yedi günde bir kere yıkanmalıdır, bu gün
de cuma günü olmalıdır."
Nesai, Cuma 8, (3, 93).
ÖLÜNÜN YIKANMASI VE ÖLÜ YIKAYANIN YIKANMASI
3780 - Ümmü Atiyye el-Ensariye radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, kızı (Zeyneb radıyallahu anha) vefat ettiği zaman
yanımıza girdi ve: "Onu sidreli su ile üç veya beş veya -gerek görürseniz- daha
fazla yıkayın. Sonuncu yıkamaya kafûr koyun. Yıkama işini bitirdiniz mi bana
haber verin!" buyurdu. İşimiz bitince Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı
çağırdık. Bize kendi izarını verdi ve: "Ona, önce bunu sarın!" dedi."
Buhari, Cenaiz 12, 8, 9, 10, 11, 13 - 17; Müslim, Cenaiz 36, (939); Muvatta,
Cenaiz 2, (1, 222); Ebu Davud, Cenaiz 33, (3142 - 3146); Tirmizi, Cenaiz 15,
(990); Nesai, Cenaiz 28, 30 - 36, (4, 28 - 32).
3781 - Bir diğer rivayette: "Onu üç, beş, yedi ve daha fazla olmak üzere tek
olarak yıkayın. Sağ tarafından ve abdest uzuvlarından yıkamaya başlayın"
buyurdu" denmiştir. aynı rivayette Ümmü Atiyye radıyallahu anha: "Yıkayan
kadınlar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın kızının başına üç örgü yaptılar.
(Şöyle ki): Önce saçının örgülerini bozdular sonra yıkadılar, en sonda tekrar üç
örgü yaptılar."
Süfyan der ki: "Örgünün ikisi yanda biri alnında idi."
Buhari, Cenaiz 12, 8, 9, 10, 11, 13 - 17; Müslim, Cenaiz 36, (939); Muvatta,
Cenaiz 2, (1, 222); Ebu Davud, Cenaiz 33, (3142 - 3146); Tirmizi, Cenaiz 15,
(990); Nesai, Cenaiz 28, 30 - 36, (4, 28 - 32).
3782 - Bir diğer rivayette: "Biz saçına üç örgü ve örgüleri arkasına koyduk"
denmiştir.
Buhari, Cenaiz 12, 8, 9, 10, 11, 13 - 17; Müslim, Cenaiz 36, (939); Muvatta,
Cenaiz 2, (1, 222); Ebu Davud, Cenaiz 33, (3142 - 3146); Tirmizi, Cenaiz 15,
(990); Nesai, Cenaiz 28, 30 - 36, (4, 28 - 32).
3783 - Ümmü Kays Bintu Mihsan radıyallahu anha anlatıyor: "Oğlum ölmüştü. Bu
sebeple çok üzüldüm. Onu yıkayan kimseye: "Oğlumu soğuk su ile yıkama, oğlumu
öldüreceksin!" dedim. Bunun üzerine Ukkâşe İbnu Mihsan radıyallahu anh hemen
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gidip benim söylediklerimi haber verdi.
Resûlullah tebessüm buyurup: "Böyle mi söylüyor! Onun ömrü uzadı." Biz, onun
gibi uzun yaşayan bir başka kadın bilmiyoruz" dedi."
Nesai, Cenaiz 29, (4, 29).
3784 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm: "Kim ölü yıkarsa, yıkansın" buyurdular." Ebu Davud'un rivayetinde:
"Kim de cenaze taşırsa abdestlensin" ziyadesi mevcuttur.
Ebu Davud, Cenaiz 39, (3161); Tirmizi, Cenaiz 17, (993).
3785 - Naciye İbnu Ka'b anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh dedi ki: "Ebu
Talib ölünce Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelip: "Dalâlette olan ihtiyar
amcan öldü" dedim. Bana: "Git babanı göm! Sonra, bana gelinceye kadar hiçbir şey
yapma!" buyurdular. Ben de gidip gömdüm ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
gelip haber verdim. Bunun üzerine bana yıkanmamı emir buyurdular ve yıkandım..
Sonra bana dua ediverdi (ancak duayı ezberleyemedim)"
Ebu Davud, Cenaiz 70, (3214); Nesai, Taharet 128, (1, 110), Cenaiz 84, (4,
79).
3786 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah, dört şeyden dolayı
guslederlerdi: Cenabet, cuma, hacâmat, ölü yıkamak."
Ebu Davud, Cenaiz 39, (3160).
3787 - Nafi anlatıyor. "İbnu Ömer radıyallahu anhüma, Said İbnu Zeyd'in bir
oğluna mübaşereten tahnit yaptı ve (kabre) taşıdı. Sonra mescide girip, abdest
almaksızın namaz kıldı."
Buhari, Cenaiz 8, Bab başlığında senetsiz olarak rivayet etmiştir. Muvatta,
Taharet 18, (1, 25).
3788 - Abdullah İbnu Ebi Bekr İbni Muhammed İbni Amr İbni Hazm anlatıyor:
"Hz. Ebu Bekr'in hhanımı Esma Bintu Umeys radıyallahu anhüma vefat ettiği zaman
Hz. Ebu Bekr'i yıkadı. Sonra (dışarı) çıkıp, cenazenin yanında hazır bulunan
muhacirlere: "Ben oruçluyum. Şu gün de, çok soğuk bir gün. Bana gusül gerekir
mi?" diye sordu. Hepsi birden, "Hayır!" dediler."
Muvatta, Cenaiz 3, (1, 223).
MÜSLÜMAN OLUNCA GUSÜL
3789 - Kays İbnu Asım radıyallahu anh anlatıyor: "Müslüman olmak arzusuyla
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelmiştim. Bana su ve sidre ile yıkanmamı
emir buyurdu."
Ebu Davud, Taharet 131, (355); Tirmizi, Salât 429, (605); Nesai, Taharet 127,
(1, 109).
Tirmizi ve Nesai'nin bir rivayetinde: "(Kays) müslüman oldu. (Resûlullah) ona
yıkanmayı emretti" denmiştir.
3790 - Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi'nin anlattığına göre
(ceddi Küleyb), Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Müslüman oldum!"
der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Üstünden küfür saçını at!" der ve traş
olmasını söyler. Useym'in babası dedi ki: "Bana bir başka (sahabi)nin
bildirdiğine göre Aleyhissalatu vesselam, beraberinde olan bir diğerine de:
"Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!" buyurmuştu."
Ebu Davud, Taharet 131, (356).
HAMMAM HAKKINDA
3791 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm kadınları da erkekleri de halmama girmekten nehyetmişti. Sonradan
izarlarına sarınmış olarak erkeklerin girmesine izin verdi."
3792 - Bir başka rivayette şöyle denmiştir. "Hz. Aişe radıyallahu anha'nın
yanına, Şamli kadınlardan bir grup girmişti. Hz. Aişe: "Sizler herhalde,
hanımları hamamlara giren bölgedensiniz!" dedi. Kadınlar: "Evet!" diye cevap
verdiler. Hz. Aişe: "Ama ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Elbisesini
evinden hariç bir yerde çıkaran her kadın, mutlaka Allah'la kendi arasındaki
perdeyi yırtmış olur" dediğini işittim" buyurdu.
Ebu Davud, Hammam 1, (4009, 4010); Tirmizi, Edeb 43, (2803, 2804).
3793 - Abdullah İmnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Size Acem diyarının fethi müyesser
olacak. Oralarda hammam denen evlere rastlıyacaksınız. Sakın ola erkekler onlara
izarsız girmesinler. Nifâs veya hastalık hali dışında kadınların oralara
girmesine izin vermeyin."
Ebu Davud, Hammam 1, (4011).
3794 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Allah ve ahiret gününe inanan kimse izarsız hammama
girmesin. Kim Allah'a ve ahirete inanıyorsa, bir özrü olmadan hanımını hammâma
sokmasın. Kim Allah'a ahirete, inanıyorsa üzerinde içki bulunan sofraya
oturmasın."
Tirmizi, Edeb 43, (2802); Nesai, Gusl 2, (1, 198).