MİRASIN SEBEPLERİ, MANİLERİ4672 -
Üsame İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdu ki:
"Müslüman kimse kâfir kimseye varis olamaz; kafir de müslümana varis olamaz."
Buhari, Feraiz 26; Müslim, Feraiz 1, (1614); Muvatta, Feraiz 10, (2, 519);
Ebu Davud, Feraiz 10, (2909); Tirmizi, Feraiz 15, (2108).
4673 - İbnu Amr İbni'l-As ve Hz. Cabir radıyallahu anhüm anlatıyorlar:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"İki farklı din mensupları birbirlerine varis olamazlar."
Ebu Davud, Feraiz 10, (2911); Tirmizi, Feraiz 16, (2109). Ebu Davud'un
rivayeti İbnu Amr'dan, Tirmizi'nin rivayeti Hz. Cabir'dendir.
4674 - Hz. Üsame radıyallahu anh'ın anlattığına göre (haccı sırasında
(Aleyhissalatu vesselam'a) denmiştir ki:
"Ey Allah'ın Resûlü! Yarın nereye ineceksin. Mekke'deki evine mi?"
"Akil bize ev-bark bıraktı mı ki?" buyurdular. Akil ile Tâlip, Ebu Tâlib'e
varis olmuşlardı. Ne Ali ne de Câfer radıyallahu anhüma ona varis olamamışlardı.
Çünkü bu ikisi müslüman idiler. Akil ve Tâlib ise kâfirdiler."
Buhari, Hacc 44, Cihad 180, Megazi 48; Müslim, Hacc 439, (1351); Ebu Davud,
Feraiz 10, (2910).
4675 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Katil vâris olamaz."
Tirmizi, Feraiz 17, (2110).
4676 - Said İbnu'l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: "Hz. Ömer radıyallahu
anh, Arap (memleketinde) doğmadıkça, Acem'den birini varis kılmaktan imtina
etmiştir."
Muvatta, Feraiz 14, (2, 520).
Rezin şu ilavede bulundu: "Hamile olarak gelip Arap (memleketinde) doğuran
kadını da hariç kıldı. Bu durumda erkek, eğer ölürse kadına varis olur. Eğer
erkek ölürse, kadın da ona varis olur. Erkeğin miras(taki pay nisbet)i Allah'ın
kitabında vardır."
4677 - Ebu'l-Esved ed-Düeli anlatıyor: "Hz. Mu'az'a bir yahudinin miras
meselesi getirildi. Onun müslüman oğluna da mirastan pay verdi ve dedi ki:
"İslam (galebe çalar, ona galebe çalınmaz), artar eksilmez."
Ebu Davud, Feraiz 10, (2912, 2913).
4678 - Amr İbnu Şu'ayb, an ebihi an ceddihi tarikiyle anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Hür veya cariye bir kadınla kim zina yaparsa, bundan hasıl olacak çocuk
veled-i zinadır, ne o babasına, ne de babası ona varis olamaz."
Tirmizi, Feraiz 21, (2114).
DEDE VE NİNE
4679 - İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma'nın anlattığına göre: Ehl-i Küfe,
kendisine yazarak dede hakkında sormuşlardı. O da şu cevabı vermişti: "Hakkında
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Ben bu ümmet içerisinde birini kendime
halil seçseydim, onu seçerdim" dediği kimse, yani Ebu Bekr, dedeyi (miras
meselesinde) baba yerine koymuştu."
Buhari, Fezâilu'l-Ashab 5.
4680 - İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek, "Oğlumun oğlu vefat etti. Ondan miras
hakkım nedir?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselâm:
"Sana altıda bir var!" buyurdu. Adam dönüp gidince geri çağırdı ve:
"Sana diğer bir altıda bir daha var!" buyurdu. Adam dönüp gidince tekrar
çağırdı ve:
"Diğer altıda bir, (hak değil) fazladan bir ikramdır!" buyurdu."
Ebu Davud, Feraiz 6, (2896); Tirmizi, Feraiz 9, (2100).
Ebu Davud der ki: "Katâde şunu söyledi: "(Sahabe, Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın bu kimseyi, başka) hangi varisler olduğu halde varis kıldığını
bilmiyor." Katâde devamla der ki: "Dedenin tevarüs ettiği en az miktar, altıda
birdir."
4681 - Hz. Muaviye radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Kendisine dedenin
miras payından soran Zeyd İbnu Sâbit'e şöyle yazmıştır: "Bana yazarak dededen
soruyorsun. Doğruyu Allah bilir. Bu mesele, ancak ümeranın -yani halifelerin-
hükmedeceği meselelerden biridir. Ben sizden önce iki halifeyi gördüm. Onlar
ölenin tek bir kardeşi ile verasete iştirak eden dedeye malın yarısını
veriyorlardı. İki ve daha fazla kardeş olması halinde üçte bir veriyorlardı.
Erkek kardeşler çok da olsa dedenin payı üçte birden aşağı düşmezdi."
Muvatta, Feraiz 1, (2, 510).
4682 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm,
büyükanneye, önünde, (ölenin) anne(si) olmadığı takdirde, altıda bir pay koydu."
Ebu Davud, Feraiz 5, (2895).
KIZLAR VE KIZKARDEŞLER
4683 - Esved İbnu'l-Yezid anlatıyor: "Bize (Yemen'e), Muâz radıyallahu anh,
muallim ve emir olarak geldi. Ona, bir kızla bir kızkardeş bırakarak ölen
kimse(nin veraset durumu) hakkında sorduk. O, kız için yarım, kızkardeşi için de
yarıma hükmetti. O sırada Aleyhissalâtu vesselam sağdı."
Buhari, Feraiz 6, 12; Ebu Davud, Feraiz 4, (2893).
4684 - Hüzeyl İbnu Şurahbil anlatıyor: "Ebu Musa radıyallahu anh'a "Ölenin
bir kızıyla kızkardeşinin oğlu ve (ana-baba bir) kızkardeşinin miras payından
soruldu. Dedi ki:
"Kız için yarı, (anne-baba bir) kızkardeş için de yarı. (İbni Mes'ud'a gidin,
ondan da sorun. O da benim söylediğime muvafakat edecektir!) (Ebu Musa,
fetvasında oğlan kardeşin kızına mirastan pay vermemişti.) Bunun üzerine doğru
İbnu Mes'ud'a sorulmaya gidildi ve Ebu Musa'nın söylediği de kendisine haber
verildi. İbnu Mes'ud radıyallahu anh dedi ki: "(Eğer ben onun fetvasına uyarsam)
dalalete düşmüş olurum ve hidayetten ayrılanlara katılırım!"
Sonra ilave etti: "Onlar hakkında, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın
verdiği hükümle hükmedeceğim: "Kız için yarı, oğulun kızı için, -üçte ikiyi
tamamlamak üzere- altıda bir, geri kalan da kızkardeş içiindir!"
Ebu Musa'ya İbnu Mes'ud'un sözü haber verildi. Bunun üzerine:
"Bu derin alim aranızda olduğu müddetçe (mişkillerinizi) bana sormaya
gelmeyin" dedi."
Buhari, Feraiz 7, 12; Ebu Davud, Feraiz 4, (2890); Tirmizi, Feraiz 4, (2094).
ERKEK KARDEŞLER
4685 - Hz. Ali radıyallahu anh buyurmuştur ki: "Sizler şu ayeti okuyorsunuz:
"...Bu hisseler, onların borçları ödendikten ve vasiyetleri yerine getirildikten
sonradır..." (Nisa 12). Bilesiniz ki Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
vasiyyetin yerine getirilmesinden önce borçlarının ödenmesine hükmetti.
Anne-baba bir kız ve erkek kardeşler, baba bir, anne ayrı kız ve erkek
kardeşlerden önce birbirlerine varis olurlar. Erkek, anne-baba bir erkek
kardeşine, baba bir erkek kardeşinden önce varis olur."
Tirmizi, Feraiz 5, (2095).
CENİN
4686 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, ölü olarak düşürülen bir cenin için köle veya cariye bir gurreye
hükmetti. Sonra lehine bir gurreye hükmedilen kadın ölmüştü. Aleyhissalatu
vesselam, kadının mirasının oğullarına ve kocasına kalacağına, diyetinin de
asabesine kalacağına hükmetti.
Buhari, Feraiz 11, Tıbb 46, Diyat 25; Müslim, Kasame 35, (1681); Tirmizi,
Diyat 15, (1410), Feraiz 19, (2112).
4687 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, doğan çocuk ağlar sonra ölürse, varis olur ve ona varis olunur.
Ağlamazsa (ölü doğarsa), ne varis olur ne de ona varis olunur."
Ebu Davud, Feraiz 15, (2920).
MÜLÂ'ANE ÇOCUĞU
4688 - Mekhûl anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, mülâ'ane (ile
ayrılan karı-kocanın) çocuğunun mirasını annesine kıldı, anneden sonra da
annenin varislerine kıldı."
Ebu Davud, Feraiz 9, (2907).
4689 - Vâsile İbnu'l-Eska' radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kadın üç mirası toplar. Azadlısı(nın mirası), buluntusu(nun mirası), üzerine
mülâ'anede bulunduğu çocuğu(nun mirası)."
Ebu Davud, Feraiz 9, (2906); Tirmizi, Feraiz 23, (2116).
MU'TEDDE (İDDET BEKLEYEN KADIN)
4690 - Muhammed İbnu Yahya İbni Hibban anlatıyor: "Dedem Hibbân'ın iki hanımı
vardı. Biri Haşimiye, diğeri Ensariye idi. Dedem, Ensariye'yi, çocuğu meme verir
halde boşadı. Kadının üzerinden bir yıl geçti, sonra dedem öldü, kadın hâlâ
hayız olmadı. Bunun üzerine:
"Ben kocama varis olurum, çünkü hayız olmadım!" dedi. Dava Hz. Osman
radıyallahu anh'a intikal etti. Hz. Osman kadının mirasa iştirak etmesine
hükmetti. Haşimiye kadın, bu kararı sebebiyle Hz. Osman'ı levmetti. Hz. Osman:
"Bu, senin amcaoğlunun işidir. Böyle hükmetmemize o işaret etti!" dedi.
"Amcaoğlun" sözüyle Hz. Ali radıyallahu anh'ı kasdetmişti.
Muvatta, Talak 43, (2, 572).
4691 - Abdurrahman İbnu Hürmüz el-A'rac anlatıyor: "Osman İbnu Affân
radıyallahu anh İbnu Mükemmil'in hanımlarını kendisine varis kıldı. İbnu
Mükemmil hasta iken hanımlarını boşamıştı."
Muvatta, Talâk 41, (2, 572).
4692 - Rebi'a İbnu Ebi Abdirrahman anlatıyor: "Abdurrahman İbnu Avf'ın
hanımı, ondan kendisini boşamasını talep etti. Abdurrahman: "Adetten
temizlenince bana haber ver!" dedi. Kadın haber verdi. O da talak-ı bette ile
(üç talakla) -veya baki kalan tek bir talakla- boşadı. Ne var ki Abdurrahman o
gün hasta idi. Hz. Osman, kadının iddeti tamamlanınca kocasının malına onu da
varis kıldı."
Muvatta, Talak 40, (2, 571, 572).
KELÂLE (NE EVLAD NE DE BABA BIRAKMADAN ÖLEN)
4693 - Zeyd İbnu Eslem radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Ömer radıyallahu anh,
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a kelâle(nin miras hissesin)den sormuştu.
"Bu yaz nâzil olan, Nisa suresinin sonundaki ayet, bu meselede sana
yeterlidir" buyurdular.
Hadisin ravisi der ki: "Ebu İshak'a sordum: "Kelâle, ne çocuk ne de baba
bırakmadan ölen kimse değil mi?" Bana: "Böyle zannettiler!" diye cevap verdi."
Muvatta, Feraiz 7, (2, 515); Müslim, Feraiz 9, (1617).
Yaz mevsiminde indiği için "Yaz âyeti" denen ayet şudur. (Mealen):
"Senden fetva istiyorlar. De ki: "Varis olarak babası ve çocuğu bulunmayan
kimsenin mirası hakkında Allah size hükmünü bildiriyor: Eğer bir kimse ölür ve
kendisinin çocuğu olmayıp da bir kızkardeşi bulunursa, mirasın yarısı onundur.
Eğer kadın ölür de çocuğu olmayıp geride sadece erkek kardeşi varis olarak
bulunursa, mirasın tamamını alır. Varisler iki kızkardeş ise, mirasın üçte ikisi
onlara aittir. Eğer varisler hem erkek, hem de kızkardeşler ise, erkeğe iki kız
hissesi vardır." Allah şaşırırsınız diye hükümlerini size böylece bildiriyor.
Allah herşeyi hakkıyla bilir" (Nisa 176).
kış mevsiminde indiği için kış ayeti denen ayet de, Nisâ suresinin baş
tarafındadır:
"Allah, miras taksimini size şöyle emrediyor: Size varis olan çocuklarınızdan
erkeğe iki kız hissesi vardır. Çocuklar, hepsi kız olmak üzere ikiden fazla
iseler, o zaman mirasın üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kızdan
ibaretse ona mirasın yarısı verilir. Eğer ölenin çocuğu varsa, ölenin anne ve
babasından herbirine altıda bir hisse vardır. Ölenin çocuğu olmayıp da sadece
anne ve babası onun mirasçısı ise, o zaman annenin hakkı üçte birdir. Bu
hükümler ölünün borçları ödendikten ve usulü dairesinde vasiyeti yerine
getirildikten sonra kalan mal içindir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin
size menfaatçe daha yakın olduğunu siz bilemezsiniz; bu yüzden de onlar
arasındaki miras taksimini size bıraktığımız takdirde adaletsizlik edersiniz. Bu
hisseler ise, Allah katından birer hak olarak size emrolunmuştur. Muhakkak ki
Allah herşeyi hakkıyla bilir ve her işini hikmetle yerine getirir" (Nisa11).
ZEVİLERHAM
4694 - Muhammed İbnu Ebi Bekr İbni Hazm'ın anlattığına göre, babasının sıkça
şöyle söylediğini işitmiştir:
"Hz. Ömer radıyallahu anh pek çok defalar şöyle derdi: "Halanın haline hayret
ediyorum! Kendisine varis olunur, fakat o varis olmaz."
Muvatta, Feraiz 9, (2, 517).
4695 - Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Bir kavmin kızkardeşlerinin oğlu, kendilerindendir."
Ebu Davud, Edeb 121, (5122); Nesai, Zekât 96, (5, 106); Buhari, Feraiz 24.
Nesâi'de şu ibare de gelmiştir: "Bir kavmin kızkardeşlerinin oğlu, kendi
nefislerindendir."
DİYETİN MİRASI
4696 - Said İbnu'l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: "Hz. Ömer radıyallahu anh
diyor ki: "Diyet âkile üzerinedir. Öyle ise âkile(yi teşkil edenler) diyete
varis olurlar; kadın (âkileden olmadığı için) kocasının diyetine varis olamaz."
Dahhak İbnu Süfyan radıyallahu anh kendisine (itiraz ederek) dedi ki:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bana Eşyem ed-Dıbâbi'nin hanımını kocasının
diyetine varis kılmamı yazmıştı. Kadın bir başka cemaatten idi." Bunun üzerine
Hz. Ömer, önceki tatbikatından hemen vazgeçti."
Ebu Davud, Feraiz 18, (2927); Tirmizi, Feraiz 18, (2111).
SADAKANIN MİRASI
4697 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Bir kadın Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'a gelip: "Ben anneme bir cariye tasadduk etmiş idim. Şimdi annem,
cariyeyi bırakarak vefat etti" (deyip, hükmünü sordu). Aleyhissalatu vesselam:
"Sanna onun sevabı vacip olmuştur. Miras yoluyla da cariye sana geri
gelmiştir!" buyurdular."
Müslim, Sıyam 154, (1149); Tirmizi, Zekat 31, (667); Ebu Davud, Vesaya 12,
(2877), Zekat 31, (1656).
4698 - İmam Mâlik'e ulaştığına göre, "Ensardan bir zat, ebeveynine bir
bağışta bulundu. Bilahare ebeveyni vefat etti. Oğulları tekrar bu mala veraset
yoluyla sahip oldu. Bu bir hurmalıktı. Oğlan, Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'a bu hususta sual etti. Aleyhissalatu vesselam ona:
"Şurası muhakkak ki tasadduk sevabını aldın. Şimdi o malı (Allah) sana miras
olarak geri gönderdi" buyurdu.
Muvatta, Akdiye 54, (2, 760).
VARİSLER CEMAATİ
4699 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "(Cahiliye devrinde ölen
babanın) malı oğluna kalırdı. Vasiyet de valideyn için yapılırdı. Allah Teâla
hazretleri bundan dilediği kısmı neshedip erkeğin hissesini kadının hissesinin
iki misli kıldı, ebeveynden herbiri için (eğer çocuk varsa) altıda bir, üçte bir
kıldı. Kadına (çocuk varsa) dörtte bir kıldı. Zevc'e, (çocuk yoksa) yarı, (çocuk
varsa) dörtte bir miras payı kıldı."
Buhari, Vesâya 6, Tefsir, Nisa 5, Feraiz 10.
4700 - Zeyd İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: "Oğulların çocukları,
kendileriyle ölü arasında başka bir erkek çocuk olmadığı takdirde, ölenin çocuğu
menzilesindedir: Oğlanların erkek çocukları, ölenin erkek çocukları gibidir.
Oğulların kız çocukları da ölenin kız çocuğu gibidirler. Oğulların çocukları,
oğullar gibi miras alırlar. Oğullar kendilerinden aşağıdakilerin mirasına mani
oldukları gibi, oğulların oğulları da kendilerinden aşağıdakilerin miras
almasına mani olurlar. Oğulun çocuğu, oğulla birlikte miras alamaz.
Ölen kimse, bir kızla, bir oğulun oğlunu bıraksa, kız yarı alır, geri kalanı
da oğulun oğlu alır. Zira Aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur:
"Miras paylarını (Kur'an'da zikredilen) hak sahiplerine verin. Geri kalan,
(baba tarafından) en yakın erkeğe aittir."
Buhari, Feraiz 7.
4701 - Hz. Ali radıyallahu anh'tan biri anne bir erkek kardeş, diğeri koca
olan iki amca çocuğu hakkında sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Koca için yarı anne
bir erkek kardeş için altıda bir, geri kalan da aralarında ikiye bölünür."
(Rezin tahric etmiştir.) Buhari'de muallak olarak gelmiştir. Feraiz 15.
4702 - Zeynep radıyallahu anha anlatıyor: "Muhacir kadınlardan bir kısmı
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a evlerinin darlığından ve kendilerinin
evlerden çıkarıldıklarından şikayet ettiler. Bunun üzerine Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, kadınların muhacir evlerine varis kılınmalarını
emretti."
Ebu Davud, Harac 37, (3080).
VELA'NIN MİRAS OLMASI
4703 - Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Mala kim varis olursa velâ'ya da varis olur."
Tirmizi, Feraiz 22, (2115).
4704 - Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Velâ, erkeklerden en büyüğe aittir. Kadınlar, velâya (iki durum dışında)
varis olamazlar. Bu iki durum şudur: Bizzat azad ettikleri veya azad
ettiklerinin azad ettikleri."
Rezin tahric etmiştir.
4705 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Aişe radıyallahu anha,
azad etmek niyetiyle bir cariye satın almak arzu etti. Ancak, kölenin sahibi
velanın kendilerine ait olmasını şart koydu. Hz. Aişe durumu Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a söyledi. Efendimiz:
"Bu şart sana mani olmasın, (zira batıldır); vela, köleyi kim azad etmişse
ona aittir!" buyurdu."
Müslim, Itk 15, (1505).
4706 - Ebu Bekr İbnu Abdirrahman İbni'l-Haris İbni Hişam anlatıyor:
"Âs İbnu Hişam ölmüş, geride üç oğlan bırakmıştı. Bunlardan ikisi bir anadan,
biri de bir başka anadandı. Aynı anadan olan iki oğlandan biri daha öldü. Bu da
mal ve azadlılar bıraktı. Aynı anadan olan kardeşi mala ve azadlıların velasına
varis oldu. Sonra da mal ve velaya varis olan kardeş de öldü, geriye bir
oğlanla, baba bir kardeşini bıraktı. Oğlu: "Ben babamın sahip olduğu şeylere
sahibim!" dedi. Kardeşi de:
"Durum böyle değil. Sen sadece mala sahip olursun, azadlıların velasına sahip
olamazsın! Bilmez misin, kardeşim bugün ölseydi, ben ona varis olmayacak
mıydım?" dedi ve Hz. Osman radıyallahu anh nezdinde dava açtılar. O, velanın
ölen kerdeşe; malın da ölenin oğluna ait olduğuna hükmetti."
Muvatta, Itk 22, (2, 784).
ASABE'NİN MİRASI
4707 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Ben mü'minlere, kendi nefislerinden evlâyım. Öyleyse kim üzerinde borcu
olduğu halde ölür, bunu ödeyecek mal bırakmazsa, onu ödemek bana aittir. Kim de
mal bırakarak ölürse bu mal varislerine aittir. -Bir rivayette- Kim bir mal
bırakmışsa, buna, kim olursa olsun asabesi varis olur."
Buhari, Feraiz 4, 15, 25, Kefalet 5, İstikraz 11, Tefsir, Ahzab 1, Nafakat
15, Müslim, Feraiz 16, (1619); Tirmizi, Feraiz 1, (2091), Cenaiz 69, (1070); Ebu
Davud, Harac 15, (2955).
4708 - Mikdam radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kim külfet bırakırsa yükü banadır. Kim de mal bırakırsa bu varislerinedir.
Ben varisi olmayanın varisiyim. Onun yerine diyet öderim, ona varis de olurum.
Dayı da varisi olmayanın varisidir, ona bedel diyet de öder. Esirini de ona
(fidye ödeyerek) kurtarıverir, ona varis de olur."
Ebu Davud, Feraiz 8, (2900).
4709 - Tirmizi'de Hz. Aişe radıyallahu anha'dan merfu olarak şu rivayet
gelmiştir: "Dayı sadece varisi olmayan varis olur."
Tirmizi, Feraiz 12, (2105).
4710 - Tirmizi'de Hz. Aişe radıyallahu anha'dan merfu olarak, şu rivayet
edilmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bir azadlısı vefat etti ve mal
bıraktı. Geride ne evladı ne de bir yakını yoktu. Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm:
"Mirasını köyünden bir adama verin!" emretti."
Ebu Davud, Feraiz 8, (2902); Tirmizi, Feraiz 213, (2106).
4711 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'a geldi ve: "Bende Ezd'den birisinin mirası var. Ben onu verecek bir
Ezdli bulamıyorum (ne yapayım?)" dedi. Aleyhissalâtu vesselam:
"Git bir yıl bir Ezdli ara!" emretti. Adam bir yıl sonra tekrar geldi ve
"Mirası verecek bir Ezdli bulamadım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Git bak; karşılaşacağın ilk Huzâ'i'ye malı ver!" buyurdu. Adam geri dönünce:
"Adamı bana çağırın" emretti. Adam çağırıldı. Gelince:
"Huza'a'nın en yaşlısına bak, malı ona ver!" buyurdu."
Ebu Davud, Feraiz 8, (2903, 2904).
4712 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Bir kişi ölmüş, geride azad
ettiği bir köleden başka (varis) bırakmamıştı. Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm:
"Bu adamın geride bırraktığı bir adamı var mı?" diye sordu.
"Hayır yok! Sadece azad etmiş olduğu bir kölesi var!" dediler. Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, mirasını azadlısına verdi."
Ebu Davud, Feraiz 8, (2905); Tirmizi, Feraiz 14, (2107).
4713 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Lakit (buluntu) hürdür. (Ölünce)
malı da beytülmale aittir. Sâibe de böyledir (hürdür)" buyurdu."
Rezin tahric etmiştir. (Hadisi Buhari muallak olarak kaydetmiştir: Feraiz 19.
RESÛLULLAH ALEYHİSSALÂTU VESSELÂM VE GERİDE BIRAKTIKLARININ MİRASI
4714 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Hz. Fatıma radıyallahu anha, Hz.
Ebu Bekr radıyallahu anh'tan, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın bıraktığı
maldaki hissesini taksim edivermesini talap etti. Hz. Ebu Bekr, ona şu cevabı
verdi.
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Bize vâris olunmaz, bıraktığımız
sadakadır" buyurmuştu."
Hz. Fatıma bu cevaba öfkelendi ve Hz. Ebu Bekr'e küstü, ölünceye kadar da
konuşmadı. Zaten Aleyhissalâtu vesselâm'dan sonra altı ay kadar hayatta kalmış
(ve rahmet-i Rahman'a kavuşmuştu.)
Sonra Hz. Ömer radıyallahu anh bunu yaptı: Medine'deki sadakasını Hz. Ali ve
Abbas radıyallahu anhüma'ya verdi. Hayber ve Fedek'teki (sadakasını) kendi
elinde tuttu ve: "Bu iki arazi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın karşısına
çıkan hakları ve hadiseleri içindi. (Şimdi) bu iki arazinin işi, Resûlullah'tan
sonra devlet işini eline alan halifenin tasarrufuna kalmıştır" dedi." Ravi devam
eder: "Bu iki yer, bugüne kadar aynı minval üzere devam etmiştir."
Müslim, Cihad 52, (1759); Ebu Davud, Harac 18, (1968, 2969); Nesai,
Kasmu'l-Fey' 1, (7, 132); Buhari, Feraiz 4, -Buhari muhtasar olarak almıştır-.
4715 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Fatıma radıyallahu
anhâ, Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın yanına gelip:
"Sana kim varis olacak?" diye sordu.
"Ehlim ve çocuğum!" cevabını alınca: "Öyleyse ben niye babamın bıraktığına
varis olamıyorum?" dedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekr:
"Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Bize varis olunamaz!" dediğini
işittim. Ancak ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın geçimini
sağladıklarının geçimlerini sağlarım. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın
nafaka verdiklerine ben de nafakalarını veririm!" dedi."
Tirmizi, Siyer 44, (1608).
4716 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın hanımları, Resûlullah vefat ettiği zaman Hz. Osman'ı, Hz. Ebu Bekr
radıyallahu anhüma'ya gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O
zaman ben onlara: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Bize varis olunmaz,
bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?)" dedim (ve
onları bu niyetten vazgeçirdim.)"
Buhari, Feraiz 3; Müslim, Cihad 51, (1758); Muvatta, Kelam 27, (2, 993); Ebu
Davud, Harac 19, (2976, 2977).
4717 - Amr İbnu'l-Haris el-Huzâi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm (öldüğü vakit geride) ne diner, ne dirhem, ne köle, ne
cariye ne de başka bir şey bıraktı. Onun bıraktıkları beyaz katırı, silahı ve
yakınları için tasadduk ettiği bir tarladan ibaretti."
Buhari, Vesâsa 1, Cihad 61, 86, Humus 3, Megazi 83; Nesai, Ahbâs 1 (6, 229).
4718 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm (öldüğü vakit) ne dinar, ne dirhem, ne koyun ve ne de deve bıraktı.
Hiçbir vasiyette de bulunmadı."
Müslim, Vasiyyet 18, (1635); Ebu Davud, Vesaya 1, (2863); Nesai, Vesaya 2,
(6, 240).
4719 - Yunus İbnu Ubeyd Mevlâ Muhammed İbnu'l-Kasım anlatıyor: "Muhammed
İbnu'l-Kasım, beni, Bera İbnu Azib radıyallahu anh'a gönderip, Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'ın sancağının neden yapılmış olduğunu sormamı emretti.
(Ben de gidip sordum.) Şu cevabı verdi:
"Sancağı siyahtı, Kaplan alacası şeklinde olacak bezden dört köşeli idi."
Ebu Dâvud, Cihad 76, (2591); Tirmizi, Cihad 10, (1680).
4720 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın Mekke'ye girdiği gün bayrağı beyaz renkliydi."
Tirmizi, Cihad 9, (1679); Ebu Davud, Cihad 76, (2592).
4721 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın bayrağı siyah, sancağı beyazdı."
Tirmizi, Cihad 10, (1681).
4722 - Simak İbnu Harb, -kavminden bir adamdan, bu da onlardan bir
başkasından naklen- anlattığına göre, adam: "Resûlullah'ın bayrağını sarı
gördüm!" demiştir."
Ebu Davud, Cihad 76, (2593).
4723 - Âsım el-Ahvel anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın su
bardağını Enes İbnu Malik radıyallahu anh'ın yanında gördüm; bardak çatlamıştı.
Enes onu gümüş (halkalar) ile bağlayıp tutturmuştu." Âsım ilaveten dedi ki: "O
nudâr ağacından yapılmış geniş, (güzel) bir bardaktı."
Ma'mer der ki: "Nudâr, Necid'de yetişen bir ağaç çeşididir."
Enes der ki: "Ben bu bardakla, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a
sayamayacağım kadar çok su verdim!"
Muhammed İbnu Sirin rahimehullah der ki: "Ben bu bardağı gördüm. Onun
demirden bir halkası vardı. Enes onun yerine gümüşten veya altından bir halka
koymak istemişti. Ebu Talha kendisine:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yapmış olduğu bir şeyi değiştirme!"
dedi. O da bundan vazgeçti.
Enes radıyallahu anh der ki: "Ben bu kadehimle Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'a her çeşit meşrubat içirdim: Bal, nebiz, su ve süt!"
Buhari, Eşribe 30, Humus 5, (Hadis bu veçhiyle Buhari'de mevcut olmayıp Ahmed
İbnu Hanbel'in Müsned'inde gelmiştir: ( 247).