BİNA BÖLÜMÜ400 - İbnu Ömer
(radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la beraber
iken kendi elimle bir ev yapmıştım. Bu ev beni yağmura karşı korumaya, güneşe
karşı da gölgelemeye yetiyordu. Bunun inşasında Cenâb-ı Hakk'ın mahlukatından
hiçbirinin yardımını da görmemiştim."
401 - Bir başka rivayette: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın vefatından
beri tuğla üzerine tuğla da koymuş değilim" der.
Buhârî, İstizan, 53; İbnu Mâce, Zühd 13, (4162).
402 - Kays İbnu Ebî Hâzım (radıyallahu anh) anlatıyor: "Habbab İbnu'l-Eret
(radıyallahu anh)'e
geçmiş olsun ziyaretine geldik. Karnına tam yedi yerden dağ vurmuştu. Bize:
"Bizden önce gelip geçen arkadaşlarımız varya, dünya onların sevaplarından
hiçbir şey noksanlaştırmadı. Biz ise onlardan sonra öyle dünyalığa erdik ki,
koruyacak yer bulamayarak toprağa (bina inşaatına) yatırdık. Halbuki sıkıntılı
dönemde, (öyle anlar oldu ki) eğer Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
yasaklamasaydı, ölmeyi temenni edecektik" dedi. Bir başka gelişlerimizde,
Habbab'ı kendine ait bir duvarı inşa ederken görmüştük de şöyle buyurmuştu:
"Müslüman harcadığı her şey için sevaba erer, ancak şu inşaat işi hâriç."
Buhârî, Mardâ 19, Da'avât 30, Rikâk 7, Temennî 6; Müslim, zikr 12, (2681);
Nesâî, Cenâîz 2, (4, 3-4).
403 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış
gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur."
Tirmizi, Kıyamet 41, (2484).
404 - Yine, Hz. enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) yanında biz olduğumuz halde (gezintiye) çıktı. Derken,
etrafındaki binalara rağmen (daha yüksek olduğu için) sivrilen bir kubbe
görmüştü: "Bu da ne?" diye sordu. "Ensardan falancaya ait" dendi. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) sükut buyurdu, ancak binaya karşı içinden hoşnutsuz
olmuştu. Bir müddet sonra, sahibi geldi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm)'e cemaatin içinde selam verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
yüzünü çevirdi ve selamını almadı. Tekrar tekrar selam verdi ise de aynı şekilde
davranarak selamını almadı. Adam anladı ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
kendisine kızgındır ve yüz çevirmektedir. Durumu arkadaşlarına açarak: "Allah'a
kasem olsun, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bakışını iyi bulmuyorum.
Hakkımda ne olup bitti, bilemiyorum da dedi. Kendisine: "Gezinirken kubbeni
gördü. "Bu kimin?" dedi. Sana ait olduğunu haber verdik" dediler.
Adam hemen dönüp, kubbesini yıktı, öyle ki yerle bir etti. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) bir başka gün yine gezintiye çıktı. Kubbeyi
göremeyince: "Kubbeye ne oldu?" diye sordu.
Kubbe sâhibiyle olup biten gelişmeler haber verildi. Bunun üzerine Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) "Bilin ki, zaruri olmayan her bina, sahibine bir
vebaldir" buyurdu.
Ebu Dâvud, Edeb 169, (5237).
405 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, ahşab
evimi tamir için çamurlamakla meşguldüm. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
bana uğradı ve: "Bu da ne Ey Abdullah?" buyurdu. Ben: " Evin tamiriyle meşgulüm"
dedim. "Ölüm(ün gelmesi) ve bu ev(in yıkılmasın)dan daha çabuktur" buyurdu.
Bir rivayette: "Ben emr-i Hakk'ın gelmesini bun(un yıkılmasın)dan daha çabuk
görüyorum" buyurmuştur.
Ebu Davud, Edeb 169, (5235), (5236); Tirmizi, Zühd, 25, (2336); İbnu Mâce,
Zühd 13 (4160).
406 - Dükeyn İbnu Sâid el-Müzenî (radıyallahu anh) anlatıyor; "Yiyecek
istemek üzere Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a uğradık. Hz. Ömer (radıyallahu
anh)'e seslenerek: "Ey Ömer git, istediklerini ver" emretti. Hz. Ömer bizi bir
odaya çıkardı. Hücresinden anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı."
Ebû Dâvud, Edeb 170, (5238).
407 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Yol hususunda ihtilaf ederseniz genişliğini yedi zira'
yapın."
Buhârî, Mezâlim 29; Müslim, müsâkat 243, (1613); Tirmizî, Ahkâm 20, (1355);
Ebu Dâvud, Akdiye 31, (3633), İbnu Mâce, Ahkâm 16, (2338).