HUSUSİ SALAVATLARIN FAZİLETİ4603
- Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir ramazan diğer
ramazana hep kefârettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki
günahları affettirirler."
Müslim, Taharet 14, (223); Tirmizi, Salat 160, (214).
4604 - Yine Ebu Hureyre anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Sabah namazını (cemaatle) kılan, Allah'ın garantisi altındadır. Sakın Allah,
(ona verdiği garantisi sebebiyle) size bir ceza vermesin!"
Rezin şunu ilave etti: "Kim bu garantiyi talep ederse onu elde eder ve bir
daha da kaçırmaz."
Tirmizi, Fiten 6, (2165).
4605 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Gece ve gündüzde birkısım melekler nöbetleşe aranızda bulunurlar. Bunlar
sabah namazı ile ikindi namazında toplanırlar. Sonra sizi geceleyin takip eden
melekler (hesabınızı vermek üzere huzu-u ilahiye) yükselir. Sizi çok iyi bilen
Allah, bu meleklere sorar: "Kullarımı nasıl bıraktınız?"
"Biz onları namaz kılıyorlarken bıraktık, biz onlara namaz kılarlarken
vardık!" derler."
Buhari, Mevakitu's-Salat 16, Bed'ü'l-Halk 6, Tevhid 23, 33; Müslim, Mesacid
210, (632); Muvatta, Kâsru's-Salat 82, (1, 170); Nesai, Salat 21, (1, 240, 241).
4606 - Ammâre İbnu Rueybe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan hiç kimse ateşe
girmeyecektir. -Burada sabah ve ikindi namazları kastedilir-."
Müslim, Mesacid 213, (634); Ebu Dâvud, Salât 9, (427); Nesâi, Salât 21, (1,
241).
4607 - Muâz İbnu Enes el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim sabah namazından çıkınca, iki rek'atlik kuşluk namazını kılıncaya kadar
hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse, Allah
onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar."
Ebu Davud, Salat 301, (1287).
4608 - Ümmü Habibe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim hergün farzlar dışında oniki rek'at (nafile) kılarsa Allah onun için
cennette mutlaka bir ev inşa eder."
Ümmü Habibe der ki: "Bunu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan işittiğim
günden beri bu namazları terketmedim."
Müslim, Müsafirin 103, (728); Ebu Davud, Salat 290, (1250); Tirmizi, Salat
306, (415); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 66, (3, 261).
4609 - Zeyd İbnu Hâlid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim güzelce abdest alır, sonra da iki rek'at namaz kılar ve namazında
gaflete yer vermezse Allah, (seğâirden olan) geçmiş günahlarını mağfiret
buyurur."
Ebu Davud, Salât 162, (905).
4610 - Said İbnu'l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı
vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar."
Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5, (1, 130).
4611 - Zeyd İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kişinin evindeki namazı, benim şu mescidimde kılacağı namazdan efdaldir;
tabii ki farzlar hariç."
Ebu Davud, Salat 205, (1044), 340, (1447); Tirmizi, Salat 331, (450);
Muvatta, Salatu'l-Cemâ'a 4, (1, 130).
4612 - Abdülvahid İbni Ziyâd merhum, merfû olarak şunu rivayet etmiştir:
"Kişinin çölde kılacağı namazı, tamamladığı takdirde cemaatle kılacağı namazdan
efdaldir."
Rezin tahric etmiştir. Hadis, Ebu Davud'da gelmiştir. Salat 49, (560).
Ebu Davud bu hadisi, Ebu Saidi'l-Hudri'den kaydettiği şu hadisin arkasından
rivayet eder: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cemaatle
kılınan namaz yirmibeş namaza bedeldir. Kişi (cemaatle yolculuk sırasında) çölde
kılar da rükû ve secdelerini tam yaparsa, o zaman (sevabı) elli misline ulaşır."
4613 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Cemaatle kılanan namaz münferid kılınan namazdan yirmiyedi derece üstündür."
-"Yirmibeş derece" diye de rivayet edildi.-"
Buhari, Ezan 30, 31; Müslim, Mesacid 249, (650); Muvatta, Cemâ'a 1; Tirmizi,
Salat 161, (215); Nesai, İmamet 42. (2. 103).
4614 - Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Köyde olsun, kırda olsun üç kişi olur da orada cemaatle namaz kılınmazsa,
şeytan onlara galebe çalmış demektir. Size cemaatle namaz kılmanızı tavsiye
ederim."
Ebu Davud, Salat 47, (547); Nesai, İmamet 48, (2, 106).
Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Zira insanın kurdu şeytandır. Onu yalnız
yakaladı mı yer."
4615 - Ebu Sa'iid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm, namazı kılıp bitirdikten sonra bir adam gelip namaza durdu. Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm: "Şununla namaza durup ticaret yapacak kimse yok mu?"
buyurdular. Bunun üzerine bir adam kalkıp onunla (ona uyarak) namaz kıldı."
Tirmizi, Salat 164, (220); Ebu Davud, Salat 56, (574).
4616 - Hz. Osman radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş
gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş
gibidir."
Müslim, Mesacid 260, (656); Muvatta, Cema'at 7, (1, 132); Ebu Davud, Salat
18, (555); Tirmizi, Salat 165, (221).
4617 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kim kırk gün, iftitah tekbirini kaçırmadan cemaatle namaz kılarsa, kendisine
iki beraet yazılır; ateşten beraet, nifaktan beraet."
Tirmizi, Salat 178, (241).
4618 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"İmam zamin, müezzin de mü'temendir. Allahım, insanlarımızı irşad et,
müezzinlere de mağfiret buyur."
Ebu Davud, Salat 32, (517); Tirmizi, Salat 153, (207).
4619 - Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kişinin cemaatle kıldığı namaz, evinde ve işyerinde kıldığı namazından
yirmibeş kat daha sevablıdır. Çünkü, güzelce abdest alır, mescide gider. Bu
gidişte gayesi sadece ve sadece namazdır. Her adım atışında bir derece
yükseltilir, günahından da bini dökülür. Namazını kılınca, namazgahında kıldığı
müddetçe melekler ona mağfiret duasında bulunur ve: "Allahım ona mağfiret et,
Allahım ona rahmet et, Allahım onun tevbesini kabul et" derler. Bu kimseye,
orada eza vermedikçe, hadeste bulunmadıkça böyle devam eder."
Ebu Hureyre radıyallahu anh'a: "Hadeste bulunması ne demek?" diye sorulmuştu:
"Sesli veya sessiz yel bırakmadıkça!" diye açıkladı. "Sizden biri, namazı
beklediği müddetçe namazdadır."
Buhari, Ezan 30, Salat 87, Büyü 49; Müslim, Mesacid 246, (649); Muvatta,
Taharet 33, (1, 33); Ebu Davud, Salat 49, (559); Tirmizi, Salat 423, (603).
4620 - Said İbnu'l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor: "Ensardan biri ölmek
üzere idi. Dedi ki: "Size bir hadis rivayet edeceğim. Bunu da sadece sevap
ümidiyle yapacağım. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, şöyle
buyurmuştu:
"Biriniz abdest alır ve abdestini güzel yapar sonra da namaza giderse, sağ
adımını her atışta, bu adım sebebiyle Allah mutlaka ona bir sevap yazar; sol
adımını attıkça da her seferinde mutlaka bir günahını döker. -Öyleyse (mescide)
yaklaşsın veya uzaklaşsın- mescide gelir ve cemaatle namazını kılarsa mağfirete
mazhar olur. Mescide geldiğinde namazın birkaç rek'ati kılınmış; birkaç rek'ati
kalmış ise yetiştiğini cemaatle kılıp, kaçırdıklarını da tamamlamışsa, keza
mağfirete mazhar olur. Eğer mescide geldiğinde namazı kılınmış bulur ve tek
başına tamamlarsa yine mağfirete mazhar olur."
Ebu Davud, Salat 51, (563).
4621 - Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı
ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu
maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan
sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen
cennetin yüce makamın)da yazılıdır."
Ebu Davud, Salat 49, (558).
4622 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Beni Selime yurtlarını bırakarak
Mescid-i Nebeviye yakın bir yere gelip yerleşmek istediler. (Durumdan haberdar
olan) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"(Yürüdüğünüz zamanki) adımların sevabını hesaba katmıyor musunuz?" dedi.
Bunun üzerine yerlerinde kaldılar."
Buhari, Fezailu'l-Medine 11, Ezan 33.
4623 - Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Karanlıkta mescide gidenlere Kıyamet günü tam bir nura kavuşacaklarını
müjdele!"
Ebu Davud, Salat 50, (561); Tirmizi, Salat 165, (223).
HASTA ZİYARETİNİN FAZİLETİ
4624 - Hz. Ali radıyallahu anh diyor ki: "Bir hastayı akşamleyin ziyaret eden
hiçbir kimse yok ki beraberinde kendisine sabaha kadar istiğfar edecek yetmişbin
melekle çıkmış olmasın. Ayrıca onun cennette bir baçesi de vardır. Kim de hasta
ziyaretine sabahleyin gelirse onunla birlikte yetmişbin melek çıkar, akşam
oluncaya kadar ona istiğfar ederler. Onun da cennette bir bağı vardır."
Ebu Davud, Cenaiz 7, (3098, 3099, 3100).
4625 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kim güzel bir şekilde abdest alır, müslüman kardeşine, sevap düşüncesiyle
hasta ziyaretinde bulunursa, cehennemden yetmiş yılllık yürüme mesafesi
uzaklaştırılır."
Sabit dedi ki: "Ey Ebu Hamza, harîf nedir? diye Enes'ten sordum. Bana: "Yıl!"
diye cevap verdi."
Ebu Davud, Cenaiz 7, (3098).
4626 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim bir hastaya veya bir din kardeşine Allah rızası için ziyarette
bulunursa, bir münâdi ona nida eder: "(Dünyada da ahirette de) iyi olasın
(ahiret yolculuğun da) iyi olsun. (Bu davranışınla) cennette bir ev hazırladın!"
der."
Tirmizi, Birr 64, (2009); İbnu Mace, (Cenaiz 2, (1443).
BAZI MÜŞTEREK VE MÜTEFERRİK HADİSLERLE FAZİLETİ BELİRTİLEN AMEL VE SÖZLER
4627 - Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Bir seferde Resûlullah'la
beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.
"Ey Allah'ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir
amel söyle!"
"Mühim bir şey sordun. Bu, Allah'ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır;
Allah'a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât
verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'a hacc yaparsın!" buyurdular ve
devamla: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi?" dediler.
"Evet ey Allah'ın Resûlü" dedim.
"Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi
yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır" buyurdular
ve şu ayeti okudular. (Mealen): "Onlar ibadet etmek için gece vakti
yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek
O'na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta
bulunurlar" (Secde 16)
Sonra sordu: "Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber
vereyim mi?"
"Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim. "Dinle öyleyse" buyurdu ve açıkladı:
"Bu dinin başı İslâm'dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!"
Sonra şöyle devam buyurdu: "Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber
vereyim mi?"
"Evet ey Allah'ın Resûlü!" dedim.
"Şuna sahip ol!" dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: "Ey
Allah'ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?"
"Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne
dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?" buyurdular."
Tirmizi, İman 8, (2619).
4628 - Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim namazı kılar, zekâtı verir ve Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse,
ona mağfiret etmek Allah üzerine bir hak olur. Hicret etse veya doğduğu yerde
ölse de!"
Dedik ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz bunu halka anlatsak da sevinseler olmaz
mı?"
"Cennette yüz derece var. Her iki derece arasında arzla sema arasındaki kadar
mesafe var. Allah onu kendi yolunda cihad edenlere hazırladı. Ben mü'minleri
bindirebileceğim bir şey bulamamam sebebiyle onlar da (bu yüzden cihada iştirak
edemedikleri için) benden geri kalmalarına üzülmeleri suretiyle mü'minlere
meşakkat vermemiş olsaydım, hiçbir seriyyeden geri kalmaz, (her birine) iştirak
ederdim. Ben (cihad esnasında) öldürülüp, sonra tekrar diriltilmeyi, tekrar
öldürülmeyi isterim" buyurdular."
Nesai, Cihad 18, (6, 20).
4629 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma
düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler
arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (ayni veya kifaye) şeyleri eda
etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime
erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü güzü, tuttuğu
eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden birşey
isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.
Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç
tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."
Buhari, Rikak 38.
4630 - Hz. Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Üç şey vardır; her birine Allah garanti vermiştir: "Allah yolunda cihad
etmek üzere yola çıkan kimse: Bu öldüğü takdirde cennete koyma hususunda,
ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir.
Mescide giden kimseye, öldüğü takdirde, Allah cennete koyma hususunda garanti
vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği takdirde Allah ona
da garanti vermiştir."
Ebu Davud, Cihad 10, (2494).
4631 - Muaz İbnu Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda infak üzerine yediyüz misli katlanır."
Ebu Davud, Cihad 14, (2498).
4632 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Nu'man İbnu Nevfel (bir gün)
dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Farz namazlarımı kılsam, ramazan orucumu tutsam,
helali helal bilip haramı da haram tanısam ve bunlara hiçbir ilave (hayır ve
ibadet)de bulunmasam cennete gider miyim?"
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Evet!" buyurdular. Nu'man: "Vallahi (bu
farzlara) hiçbir ilavede bulunmayacağım!" dedi."
Müslim, İman 16, (15).
4633 - El-Hâris el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri, Yahya İbnu Zekeriyya aleyhimâsselam'a, beş kelime
söyleyip bunlarla amel etmesini ve onlarla amel etmelerini Beni İsrail'e de
söylemesini emir buyurdu. Ancak O, bu hususta ağır aldı. İsa aleyhisselâm
kendisine: "Allah sana beş kelime öretip onlarla amel etmeni ve Beni İsrail'e de
onlarla amel etmelerini emretmeni söyledi. Ya sen bunları onlara emredersin veya
bunları onlara ben emredeceğim" dedi. Yahye aleyhisselam: "Onları emretmede
benden önce davranacak olursan yere batırılmam veya azab görmemden korkarım!"
dedi ve halkı Beytu'l-Makdis'te topladı. Mescid ağzına kadar doldu. Mahfillere
de oturdular. (Söz alıp):
"Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel
etmenizi emretmemi bana emretti:
-Bunlardan birincisi Allah'a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır.
Allah'a ortak koşanın misali şudur: Bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş
mukabilinde bir köle satın alır ve: "Bu benim evim, bu da işim. (Çalış
kazandığını) bana öde!" der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden
başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz razı olur? Aynen bunun gibi,
Allah da size namazı emretti. Namaz kılarken (sağa-sola) bakınmayın. Zira Allah
yüzünü, namazda bulunan kulunnun yüzüne karşı diker, o sağa sola bakmadığı
müddetçe.
-Allah size orucu emretti. Bunun misali şu insanın misaline benzer; O bir
grup içerisindedir. Beraberinde bir çıkın içinde misk var. Herkes onun
kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hasıl olan) koku, Allah indinde
miskin kokusundan daha hoştur.
-Allah size sadakayı emretti. Bunun misali de şu adamın misaline benzer:
Düşmanlar onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları için
cellatlara teslim etmişlerdir. Adam: "Ben az veya çok (bütün malımı) vererek
kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum" der ve nefsini fidye ödeyerek
kurtarır.
-Allah size, Allah'ı zikretmenizi de emretti. Bunun da misali, peşinden hızla
düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini
korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece zikrullahla koruyabilir."
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (burada hikayeyi tamamlayarak) dedi ki:
"Ben de size beş şeyi emrediyorum: Allah onları bana emretti. Dinlemek, itaat
etmek, cihâd, hicret ve cemaat. Zira, kim cemaatten bir karışcık ayrılırsa
boynundaki İslam bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hariç. Kim de cahiliye
davası güderse o cehennem molozlarından biridir!"
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! O kimse namazını kılar, orucunu tutar idiyse
(yine mi cehennemlik)?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
"Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da! Ey Allah'ın kulları! Sizi müslümanlar,
mü'minler diye tesmiye eden Allah'ın çağrısı ile çağırın!" buyurdular."
Tirmizi, Emsal 3, (2867).
4634 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Bu gece Rabbimden bir (melek, elçi olarak) geldi. -Bir rivayette ise şöyle
demiştir: "Rabbim bana en güzel bir surette geldi" -ve: "Ey Muhammed!" dedi.
"Buyur Rabbim, emrindeyim!" dedim.
"Mele-i A'la(da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun?" dedi.
"Hayır!" dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. Hatta onun
serinliğini göğüslerimde hissettim. Derken semâvat ve arzda olanları öğrendim.
Sonra: "Ey Muhammed! Mele-i A'la (efradı) nelerde yarışır biliyor musun?" dedi.
"Evet! Dereceler(i artıran ameller)de, keffâretlerde. (Keffaretler ise)" yaya
olarak cemaatlere gitmek, şiddetli soğuklarda abtesti tam almak, namazdan sonra
namaz beklemektir. Kiim bunlara devam ederse hayır üzere yaşar, hayır üzere
ölür, günah mevzuunda da annesinden doğduğu gündeki gibi olur" dedim. Sonra
tekrar: "Ey Muhammed!" dedi.
"Buyurun emrinizdeyim!" dedim.
"Namaz kıldığın vakit, dedi, şunu oku: "Allahım, senden hayırları yapmamı,
kötü şeyleri de terketmemi ve fakirleri sevmemi talep ediyorum! Kullarına bir
fitne arzu edersen, beni, fitneye düşmeden, yanına al!"
(Gece bana gelen elçi -veya Rabbim- son olarak) dedi ki: "Dereceler ise,
selamı yaymak, yemek yedirmek, insanlar uyurken gece namaz kılmaktır!"
Tirmizi, Tefsir, Sâd, (3231, 3232).
4635 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Cennette birtakım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından
görülür."
Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: "Bu odalar kim(ler)e ait ey Allah'ın
Resulü?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Sözü güzel yapan, yemek yediren,
oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimse(lere) ait!" buyurdu."
Tirmizi, Birr 53, (1985).
4636 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O,
beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden
anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat
içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira
yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim
bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir
arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım."
Buhari, Tevhid 15, 35; Müslim, Zikr 2, (2675), Tevbe 1, (2675).
4637 - Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri demiştir ki: "Kim bir hayır işlerse ona sevabının on
katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası misli
kadardır, veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zirâ
yaklaşırım. Kim bana bir zirâ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana
yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk
koşmaksızın, arz dolusu hata ile kavuşursa ben de onu bir o kadar mağfiretle
karşılarım."
Müslim, Zikr 22, (2687).
4638 - Ebu Malik el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Abdest imanın yarısıdır. Elhamdülilllah mizanı doldurur; sübhanallah
velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur; namaz nurdur; sadaka bürhandır;
sabır ziyadır; Kur'ân ise lehine veya aleyhine bir hüccettir. Herkes sabahleyin
kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helâk eder."
Müslim, Taharet 1, (223); Tirmizi, Da'avat 91, (3512); Nesai, Zekat 1, (5,
5-6).
4639 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm bir gün:
"Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?" diye sordular. Hz. Ebu Bekr
radıyallahu anh: "Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Bugün kim bir cenâzeye kadıldı?" dedi. Yine Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh:
"Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Bugün kim bir fakire yedirdi?" dedi. Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh: "Ben!"
dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" dedi. Bu sefer de Hz. Ebu Bekr "Ben!"
dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Bunlar bir kimsede biraraya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!"
buyurdu."
Müslim, Zekât 87, (1028).
4640 - Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "(Ashabtan bazıları): "Ey
Allah'ın Resûlü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz
kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler!"
dediler. Aleyhissalatu vesselam:
"Allah size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tesbih sadakadır,
her bir tekbir sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil sadakadır,
emr-i bi'l-ma'ruf sadakadır, nehy-i ani'l-münker sadakadır, herbirinizin
(hanımıyla) cimaı sadakadır!" buyurdu. Derken cemaatten: "Ey Allah'ın Resûlü!
Yani birimizin şehvetine mubaşeret etmesine ücret mi var?" diye soranlar oldu.
Aleyhissalâtu vesselâm:
"İhtiyacını haramla görmüş olsaydı bundan ona bir vebal var mıydı, yok muydu
ne dersiniz?" diye sual ettiler.
"Evet vardı!" demeleri üzerine:
"Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü bunda onun için ücret vardır!"
buyurdular."
Müslim, Zekat 53, (1006).
4641 - Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kardeşine karşı izhar
edeceğin tebessümün bir sadakadır. Emr-i bi'l-mâ'rufun ve nehy-i ani'l-münkerin
sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat
kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri)
kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."
Tirmizi, Birr 36, (1957).
4642 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Üç şey vardır, bunlar kimde bulunursa, Allah onun üzerine himayesini açar ve
onu cennete koyar: "Zayıflara rıfk, anne-bebaya şefkat, kölelere ihsan."
Tirmizi, Kıyâmet 49, (2496).
4643 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Üç kimse vardır ki, bunlara yardım Allah üzerine bir haktır: Allah yolunda
cihad eden; borcunu ödemek isteyen mükâteb, iffetini korumak niyetiyle evlenen
kimsi."
Tirmizi, Fezâilu'l-Cihâd 20, (1655); Nesai, Nikâh 5, (6, 61).
4644 - Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Üç kişi vardır, Allah onları sever, üç kişi de vardır Allah onlara buğzeder.
Allah'ın sevdiği üç kişiye gelince: "Bir adam bir cemaate gelir, onlardan
Allah adına birşeyler ister, kendisiyle onlar arasında mevcut bir karâbet
sebebiyle istemez. Onun başvurduğu kimseler, istediğini vermezler. İçlerinden
biri cemaatin arkasına kayıp, isteyen kimseye gizlice ihsanda bulunur. (Öyle
gizli verir ki) onun verdiğini sadece Allah'la ihsanda bulunduğu adam bilir.
(İkinci adam ise:) Bir cemaat yoldadır. Gece boyu da yürürler. Derken
(yorulurlar ve) uyku herşeyden kıymetli bir hal alır. Konaklarlar, (başlarını
koyup yatarlar.) Bir adam kalkıp bana karşı tevazu ve tazarruda bulunur,
ayetlerimi okur.
(Üçüncü adama gelince): Seriyyeye katılmıştır. Seriyye düşmanla karşılaşır,
hezimete uğrarlar. Ancak o ilerler, öldürülünceye veya başarıncaya kadar
savaşmaya devam eder.
Allah'ın buğzettiği üç kişiye gelince: Bunlar zâni ihtiyar, kibirli fakir,
zâlim zengindir."
Tirmizi, Cennet 25, (2571); Nesai, Zekat 75, (5, 84).
4645 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Yedi kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı Kıyamet gününde kendi
gölgesinde gölgeler:
-Adil imam,
-Allah'a ibadet içinde yetişen genç,
-Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimse,
-Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için biraraya gelip, Allah
rızası için ayrılan iki kişi,
-Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde; "Ben
Allah'tan korkarım" de(yip icabet etmey)en kimse,
-Allah'ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse."
Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikâk 24, Hudûd 19; Müslim 91, (1031); Muvatta 14,
(952, 953); Tirmizi, Zühd 53, (2392); Nesâi, Kudât 2, (8, 222, 223).
4646 - Yine Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim bir hidayete davette bulunursa, buna uyanların sevaplarının bir misli
ona gelir ve bu durum, onların ücretlerinden hiçbir şey eksiltmez. Kim bir
dalâlete çağrıda bulunursa, buna uyanların günahlarından bir misli de ona gelir
ve bu onların günahlarından hiçbir eksiltme yapmaz."
Müslim, İlm 16, (2674); Tirmizi, İlm 15, (2676); Ebu Davud, Sünnet 7, (4609);
Muvatta, Kur'an 41, (1, 218).
4647 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Hayra delâlet eden onu yapan gibidir."
Tirmizi, İlm 14, (2672).
4648 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
"Allah Teâla hazretleri meleklerine şöyle emreder: "Kulum kötü bir amel
yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah
olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise bunu onun lehine bir
sevap yazın. Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine bir
sevap yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar
ona sevap yazın."
Buhari, Tevhid 35; Müslim, İman 203, 205, (128, 129); Tirmizi, Tefsir, En'âm
(3075).
4649 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah'a
yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere
şöyle der: "Sizi şahid kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında
kalan kısmını mağfiret ettim."
Tirmizi, Cenaiz 9, (981).
4650 - Amr İbnu Abese radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim müslüman olduğu halde, saçından bir kıl beyazlarsa, bu, Kıyamet günü
onun için bir nûr olur. Kim Allah yolunda bir ok atarsa, bu düşmana değse de
değmese de, atan için bir köle azadı yerine geçer. Kim mü'min bir köleyi azad
ederse bu onun için cehennemden bir azadlık vesilesi olur: Her bir uzuv için bir
uzvu ateşten kurtulur.
Tirmizi, Fezailu'-Cihad, (1634); Nesai, Cihad 26, (6, 26); Ebu Davud, Itk 14,
(3966).
4651 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kıyamet günü aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak:
"Ey ademoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin!" Kul diyecek:
"Ey Rabbim, Sen Rabbülâlemin iken ben seni nasıl ziyaret ederim?" Rab Teâla
diyecek:
"Bilmedin mi, falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor
musun? Eğer onu etseydin, yanında beni bulacaktın!"
Rab Teâla diyecek:
"Ey ademoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın?" Kul
diyecek:
"Ey Rabbim, ben seni nasıl doyururum. Sen ki alemlerin Rabbisin?" Rab Teâla
diyecek:
"Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmez misin
ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım." Rab Teâla
diyecek:
"Ey Ademoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!" Kul diyecek:
"Ey Rabbim, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki Alemlerin Rabbisin!" Rab
Teâla diyecek:
"Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona
su vermiş olsaydın, bunu benim yanımda bulacaktın!"
Müslim, Birr 43, (2569).
4652 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Kim temiz rızık yer ve sünnete uygun amelde bulunur, halk da kendisinden bir
kötülük gelmeyeceği hususunda güven duyarsa cennete girdi demektir."
Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü ! Bugün insanlar arasında böyleleri çoktur!"
dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
"Benden sonraki zamanlarda da olacaklar!" buyurdu."
Tirmizi, Kıyamet 61, (2522).
4653 - Hz. Bera radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Kim sağmal bir hayvanı veya parayı (karz-ı hasen olarak) iâreten verirse
veya yolunu kaybedene yolunu gösterirse veya âmâyı sokağına koyarsa kendisine
bir köle azad edenin sevabı verilir."
Tirmizi, Birr 37, (1958).
4654 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber
aleyhissalatu vesselam'a soruldu:
"Ey Allah'ın Resûlü! Bir adam gizli olarak hayırlı ameller yaparken bir de
bakarsın halk buna muttali olmuştur da bu onun hoşuna gitmiştir?" Aleyhissalatu
vesselam:
"Bu kimsenin iki ücreti vardır: Gizli yapmanın ücreti ve aleni yapmanın
ücreti."
Tirmizi, Zühd 49, (2385).
4655 - Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah'a soruldu: "Ey
Allah'ın Resûlü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü
nedir)?
"Bu mü'mine (Allah'ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir" buyurdular."
Müslim, Birr 166, (2642).
4656 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki:
"Allah için sefer yapanlar üçtür: Gâzi, hacı, umreci."
Nesai, Hacc 4, (5, 113).
4657 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:
"Bir müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsülatından
bir kuş veya insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur."
Buhari, Hars 1, Edeb 27; Müslim, Müsakat 12, (1553); Tirmizi, Ahkâm 40,.
(1382).