KAZANCA TEŞVİK6618 - Mikdam İbnu
Ma'dikerb ez-Zübeydi radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "Kişi elinin emeğiyle kazandığından daha temiz bir
kazanç elde etmemiştir. Kişinin nefsine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine
harcadığı sadakadır."
6619 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "Emin, dürüst, müslüman tacir, Kıyamet günü şehidlerle
beraberdir."
6620 - Muaz İbnu Abdillah İbni Hudeyb'in amcası radıyallahu anh anlatıyor:
"Biz bir cemaatte idik. Başında ıslaklık olduğu halde Resulullah aleyhissalatu
vesselam çıkageldi. Birimiz ona: "Bugün sizi iyi ve ferah görüyoruz" dedi.
"Evet! Elhamdulillah öyledir!" buyurdular. Sonra halk zenginlik hususunda
sohbete daldılar. Aleyhissalatu vesselam: "Muttaki için zenginliğin bir zararı
yok!" buyurdular. Devamla: "Ancak dediler, sıhhat, muttaki için zenginlikten
daha hayırlıdır. Gönül hoşluğu da bir nimettir."
MAİŞET TALEBİNDE İTİDAL
6621 - Ebu Humeyd es-Saidi radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Dünya talebinde mutedil olun. Çünkü
herkes, kendisi için yaratılmış olana müyesserdir (kazanmaya hazırlanmıştır)."
6622 - Enes İbnu Malik radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Himmet yönüyle insanların en yücesi hem
dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir."
6623 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "Ey insanlar Allah'a karşı muttaki olun ve (dünyevi)
talepte mutedil olun. Zira, hiçbir kimse yoktur ki, (Allah'ın kendisine taktir
ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun. Rızkı gecikse bile ona
mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah'tan korkun ve talepte mutedil olun, (gayr-ı
meşru yollara sapmayın), helal olanı alın, haram olanı terkedin."
KAZANÇ YOLUNU DEĞİŞTİRME
6624 - Enes İbnu Malik radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "(Meşru) bir işten (helal rızık) kazanan
kimse o işe devam etsin
6625 - Nafi anlatıyor: "Ben Şam ve Mısır'a ticaret malı gönderiyordum. Irak'a
da gönderdim ve mü'minlerin annesi Hz. Aişe'nin yanına varıp kendisine: "Ey
mü'minlerin annesi! Ben Şam'a ticarete gidiyordum, şimdi Irak'a gidiyorum"
dedim. Bunun üzerine: "Böyle yapma! Sana ve eski ticaret yerine ne oldu? Zira
ben, Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Allah Teala hazretleri, sizden
birine bir ciheti rızkına sebep kılarsa, bu değişinceye veya güçleşinceye kadar
onu terketmesin" buyurduğunu işittim" dedi."
SAN'ATLAR
6626 - Ebu Hureyre radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "İnsanların en çok yalan söyleyenleri boyacılar ve
kuyumculardır."
MUHTEKİR KAYBEDER
6627 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam
buyurdular ki:
"Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp
bekleten)de lanete uğrar."
6628 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resullullah aleyhissalatu
vesselam'ı işittim, buyurdular ki: "Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda
bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder."
PARAYLA KUR'AN ÖĞRETİMİ
6629 - Ubey İbnu Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adama Kur'an
öğretmiştim. Bana bir yay hediye etti. Bunu Resulullah aleyhissalatu vesselam'a
haber verdim: "Eğer onu alırsan, ateşten bir yay almış olursun" buyurdular. Ben
de geri iade ettim."
HACCAMIN KAZANCI HELAL Mİ?
6630 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam
hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim."
6631 - Ukbe İbnu Amr radıyallahu anh anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu
vesselam hacamat edenin (bu işten) kazancını yasakladı."
ALIŞ-VERİŞTE MUHAYYERLİK
6632 - Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki : "Satış her iki tarafın rızasıyla olur."
MEVCUT OLMAYAN ŞEY SATILAMAZ
6633 - Attab İbnu Esad radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Resulullah
aleyhissalatu vesselamonu Mekke'ye gönderdiği zaman kendisini, satın alıp da
henüz teslim alınmamış bir malın karından men etmiştir."
AKİBETİ MEÇHUL SATIŞ YASAK
6634 - İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam Bey'-i garar'dan (yani tahakkuk edip etmeyeceği bilinmeyen akibeti
meçhul satıştan) men etti."
PİYASAYA NARH KONAMAZ
6635 - Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam
zamanında fiyatlar artmıştı. Halk müracaat ederek: "Ey Allah'ın Resulü fiyatları
siz düzenleseniz!" dedi. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Ben, sizden
kimsenin kendisine yaptığım bir zulmü talep etmez olduğu halde aranızdan
ayrılmayı diliyorum "
ALIŞ-VERİŞTE MÜSAMAHA
6636 - Osman İbnu Affan radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "Gerek satıcı ve gerekse alıcı iken kolaylık gösteren
kimseyi Allah cennete koydu."
PAZARLIK
6637 - Kayle Ümmü Beni Emmar radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam'ın yaptığı umrelerden birinde kendisine Merve'de
yaklaştım ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ben alıp satan bir kadınım. Bir şeyi satın
almak istediğim zaman arzuladığımdan daha düşük bir fiyat teklif ediyorum. Sonra
yavaş yavaş artırarak arzuladığım fiyata geliyorum. Bir şeyi satacağım zaman da,
önce, almayı arzuladığım fiyattan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor, sonra
yavaş yavaş inerek arzuladığım fiyata geliyorum, (böyle yapmama ne dersin?)"
dedim.
Şu cevabı verdi: "Ey Kayle, böyle yapma. Bir şey satın almak istedin mi,
düşündüğün fiyatı söyle, sana verilsin veya verilmesin."
Aleyhissaltu vesselam sonra şunu söylediler: "Bir malı satmak istediğin zaman
da versen de vermesen de (yüksek fiyat değil) satmak istediğin fiyatı söyle."
6638 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam
güneş doğmazdan önce alış-veriş pazarlığı yapmaktan ve süt vermekte olan
hayvanları kesmekten men etti."
AŞILANMIŞ HURMA MALI OLAN KÖLE SATILMIŞSA
6639 - Ubade İbnu's-Samit radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam, müşteri (kendisine ait olmasını) şart koşmamış ise,
(satılan) hurma ağaçlarının (başında bulunan) meyvesinin, ağaçları aşılayanın
hakkı olduğuna ve keza, müşteri, (kölenin malının kendisine ait olmasını) şart
kılmadığı taktirde, kölenin malının satıcıya ait olduğuna hükmetti."
TERAZİYİ AĞIR TUTUN
6640 - Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Tarttığınız zaman tartınızı ağır yapın."
6641 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam, Medineye geldiği vakit, halk ölçü-tartı işinde insanların en kötüsü
idi. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri "Ölçü ve tartıda hile yapanların vay
haline" diye başlayan sureyi indirdi, Bundan sonra ölçü ve tartıyı güzel
yaptılar."
ALDATMA HARAMDIR
6642 - Ebu'l Hamra radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam'ı, yanında bir kap içinde bir miktar zahire satan bir adamın
yakınlarından geçtiğini gördüm. Mübarek elini kabın içine sokup (kontrol
ettikten sonra) adama: "Sen hile yapmışa benziyorsun. Bize hile yapan bizden
değildir" buyurdu."
KABZEDİLMEYEN YİYECEK SATILAMAZ
6643 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam, biri satıcının biri de alıcının ölçekleri olmak üzere iki ölçekten
geçmedikçe bir zahireyi satmayı yasakladı."
YİYECEKLERİN TARTILMASI BEREKET GETİRİR
6644 - Abdullah İbnu Büsr el-Mazini ve Ebu Eyyub radiyallahu anhüma
anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Zahirenizi ölçünüz ki, sizin
için bereketlensin" buyurdular."
ÇARŞILAR
6645 - Ebu Üseyd es-Saidi radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam Nebit çarşısına gidip ona baktılar ve: "Burası size
münasib bir çarşı değildir" buyurdular. Sonra bir başka çarşıya gidip baktılar.
Yine: "Burası da size uygun bir çarşı değil" buyurdular. Sonra şu çarşıya döndü,
içini dolaşıp (tedkik buyurdular) ve:
"İşte sizin çarşınız burasıdır! Sakın burası daraltılmasın ve burada (satış
ve alış) yapanlardan vergi alınmasın" buyurdular."
6646 - Selman radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Kim sabah namazına giderse, iman bayrağıyla gitmiş olur. Kim de çarşıya giderse
o da iblis bayrağıyla gitmiş olur" buyurdular.
ERKENDE BEREKET
6647 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam: "Allahın, ümmetim için perşembe günü ilk vaktin(de yapılan iş)i
mübarek kıl" diye dua ettiler.
6648 - İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam şöyle dua buyurdular: "Allahım, ümmetime, günün ilk vakitlerin(de
yaptıkları iş)i bereketlendir."
SÜTÜ MEMEDE BIRAKILAN HAYVANIN SATIŞI
6649 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu
vesselam buyurdular ki: "Ey insanlar! Muhaffele, yani müşteriyi aldatmak için
sütü sağılmayıp memesinde kalan bir hayvanı satın alan kimse üç gün muhayyerdir.
(Hayvanı bu esnada geri verebilir.) Eğer geri verecek olursa, hayvanla birlikte,
sağdığı sütün iki mislini -veya sağılan sütünün (kıymetinin) bir mislini buğday
olarak demişti- geri versin."
6650 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Doğru söyleyen ve
doğruluğu (mucizelerle) tasdik edilen Ebu'l-Kasım aleyhissalatu vesselam üzerine
şehadet ederim ki, O bize şöyle buyurdular: "Muhalleb (sütü memede hapsedilmiş)
hayvanları satmak aldatmacadır ve aldatma işi hiçbir mü'mine helal olmaz."
KÖLENİN MUHAYYERLİĞİ
6651 - Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "(Satılan) kölenin uhdesi (yani alıcısının
muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu müddet) üç gündür."
MALIN KUSURU SÖYLENİR
6652 - Vâsile İbnu'l-Eska' radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kirn bir şeyi ayıbını açıklamadan satarsa
daima Allah'ın gadabına ve meleklerin lânetine maruz kalır:"
ESİR AİLE EFRADI BİRBİRİNDEN AYRILMAZ
6653 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm'a esirler getirildiği zaman, aile efradını birbirinden
ayırmak istemediği için hepsini bir kişiye verirdi."
SAYICA FAZLA HAYVANIN PEŞİN MÜBADELESİ
6654 - Hz. Enes radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm, mü'minlerin annesi Safiyye radıyallahu anhâ'yı yedi baş
(cariye-köle) ile satın aldı."
FAİZ
6655 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Mirac gecesi, bir kavme uğradım ki, karınları evler
gibi iri idi. Bu karınların içi yılanlarla dolu idi ve yılanlar dışardan
gözüküyorlardı. Ben: "Ey Cibril bunlar kimlerdir?"diye sordum. "Bunlar faiz
yiyenler!" dedi."
6656 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Faiz yetrniş çeşit günaha sebeptir. En hafifi kişinin
anasıyla zina yapması gibidir."
6657 - Abdullah (İbnu Mes'ud) radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Faiz yetmişüç kapı (çeşit)dir: '
6658 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Enson inen ayet, faizle ilgili
olan ayettir. Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm onu bize açıklamadan vefat etti.
Öyleyse faizi de faiz şüphesi olan muameleyi de bırakın."
VERESİYEDE BELLİ MİKTAR BELLİ MÜDDET ŞART
6659 - Abdullah İbnu Selam radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah
aleyhissâlatu vesselâm'a bir adam gelip: "Yahudilerden bir aileyi kastederek
"Falanın oğulları müslüman oldular. Ancak pek acıktılar, tekrar İslâm'dan
dönmelerinden korkuyorum" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Kimin yanında birşeyler
var?" diye sordu. Yahudilerden biri: "Benim yanımda şu şu kadar nakit var,
-zannedersem üçyüz dinar demişti- Falan ailenin bahçesinden (alınacak meyve
için) şu fiyatla selem akdini yaparım)" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Şu
kadar vade ile şu fiyata" olur, "falan ailenin bahçesinden (elde edilecek meyve"
kaydı) olmaz" buyurdu."
ORTAKLIK VE MUDÂRABE
6660 - Salih İbnu Süheyb, babası Süheyb (İbnu Sinan)'dan naklediyor:
"Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki: "Üç şey vardır ki onlarda
bereket vardır: "Belli bir vade ile olan satış, Mukâraza (denilen ortaklık
çeşidi), satmak için değil, ev için buğday-arpa karışımı."
EVLADIN MALINDA BABANIN HAKKI
6661 - Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: "Bir adam: "Ey
Allah'ın Resûlü! Benim mal ve çocuğum var. Babam da malımı kökünden kurutmak,
tüketmek ister" dedi. Aleyhissâlatu vesselâm: "Sen de malın da babana aitsiniz"
buyurdular."
RASTLANAN SÜRÜ VE BAHÇEDEN İSTİFADE
6662 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Bir çobanın (sürüsünün) yanına geldiğin vakit, ona üç
kere nida et! (Çoban) cevap verirse ne âla, vermezse, fesada sebep olmadan (sürü
sağıp götürmeden) sütünden iç. Bir bahçenin duvarına geldin mi, bahçe sahibini
üç kere çağır. Cevap verirse ne âla, (kendinden isteyerek ihtiyacını gör), aksi
taktirde fesada sebep olmadan yiyebilirsin."
6663 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Bir sefer sırasında biz
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikkte idik. Derken, memeleri ida
denilen bir bitki ile bağlanmış bir deve sürüsüne rastladık. (Sütten istifade
için) sürüye yaklaştık. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi çağırdı, hemen
yanına gittik. "Bu develer müslüman bir aileye ait, bu onların zaruri
gıdalarıdır ve Allah'tan sonra (muhtaç oldukları) bereketleri (hayırlı
malları)dır. İçinde azıklarınız bulunan dağarcıklarınızın yanına vardığınızda,
onların içindeki erzakınızın çalınmış olması sizi sevirdirir mi? Bunu adalete
uygun bulur musunuz?" buyurdular. Ashab: "Hayır!" deyince: "İşte bu (sizin
yapmak istediğiniz) de öyle bir iştir" buyurdu. Biz: "Yeyip içmeye muhtaç
olursak ne dersiniz?" diye sorduk. Şu cevabı verdi: "Yiyin fakat taşımayın, için
fakat taşımayın!"
DAVAR BESLEME
6664 - Ümmü Hâni radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm bana "Koyun ve keçi edin. Zira onda bereket vardır" buyurdular."
6665 - Urve el-Bârikî radıyallahu anhüma, "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın şu sözünü nakletmiştir: "Deve, sahipleri için bir izzet vesilesidir.
Koyun ve keçi de berekettir. Hayır, Kıyamete kadar atın alnına bağlanmıştır."
6666 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm buyurdular ki: "Koyun ve keçi cennet hayvanlarındandır."
6667 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu
vesselâm zenginlere koyun-keçi edinmelerini emretti ve buyurdu ki: "Zenginlerin
tavuk edinmeleri halinde, Allah, köylerin helak olmasına izin verir."
SIDK VE EMÂNET (GÜVEN)
193 - Ebu Sa'id el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret
ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler,
şehidler ve sâlihlerle beraberdir."
Tirmizî, Büyû 4, (1209); İbnu Mâce, Ticârât 1, (2139).
194 - Tirmizî'nin, Rifâ'a İbnu Râfi'den yaptığı diğer bir rivayetinde şöyle
buyrulmuştur: "Kıyamat günü tüccarlar fâcirler (günahkârlar) olarak
diriltilecekler. Ancak Allah'tan korkanlar, iyilik yapanlar ve doğruluktan
ayrılmayanlar müstesna"
Tirmizî, Büyû 4 (1210); İbnu Mâce, Ticârât3, (2146).
195 - Kays İbnu Ebî Gareze el-Gıfârî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz hicret
etmezden önce simsarlar olarak isimlendiriliyorduk. Bir gün, Medine'de, bize Hz.
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) uğradı. Bize ondan daha iyi bir isim verdi.
Buyurdu ki: "Ey tüccarlar, satış işine, yemin ve boş söz karışır..."
Bir başka rivayette şöyle denmiştir: "Satış işine yemin ve yalan
bulaşmaktadır, siz (Rabbin gadabını söndüren) sadaka karıştırın"
Ebu Dâvud, Büyû 1, (3326,3327); Tirmizî, Büyû 4, (1208); Nesâî, Eymân 7, (7,
15).
196 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm)'i işittim, diyordu ki: "(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zannınca)
mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir."
Buhârî, Büyû 26; Müslim, Müsâkât 13 (1607); Ebu Dâvud, Büyû 6, (3335); Nesâî,
Büyû 5, (7, 246).
Hadis'in metni Buhârî ve Müslim'deki metindir. Ebu Dâvud'da "Bereketi
giderir" şeklindedir.
197 - Hakim İbnu Hizâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Alıp-satanlar" birbirlerinden ayrılmadıkça
(vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp-satanlar alış-verişi sıdk ve doğruluk üzere
yapar (kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek
kılınır. Yalan söylerler (kusurları) gözlerlerse, belli bir kâr sağlasalar bile,
alış-verişlerinin bereketini kaybederler."
Bir rivayet şöyledir: "Alış-verişlerinin bereketi yok edilir: Yalan yemin
malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar."
Buhârî, Büyû 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû, 47, (532); Ebu Dâvud, Büyû 53,
(3459); Tirmizî, Büyû 26, (1246); Nesâî, Büyû 3, (7, 244-245).
ALIŞ-VERİŞTE VE İKALE'DE (AKDİ BOZMA) KOLAYLIK
198 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Satışında, satın alışında, borcunu ödeyişinde cömert
ve kolaylaştırıcı davranan kimseye Allah rahmetini bol kılsın".
Buhârî, Büyû 16; Tirmizî Büyû 75, (1320).
199 - Tirmizî'nin rivayeti şöyledir: "Allah, sizden önce yaşamış olan bir
kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın
alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık ve sertlik değil, anlayış
ve) kolaylık gösterirdi."
Tirmizî, Büyû 75. (1320).
200 - Tirmizî'nin Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir rivayette Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurur: "Allah, satıştaki müsâmahayı, satın
alıştaki müsâmahayı, ödemedeki müsâmahayı sever"
Tirmizî, Büyû 75 (1319).
201 - Huzeyfe ve Ebu Mes'ud el-Bedrî (radıyallahu anh) Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittiklerini anlatır: "Sizden
önce yaşamış olan birisine, ruhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi, sordu:
"-Bir hayır işledin mi?" Adam:
"-Bilmiyorum" diye cevapladı. Kendisine tekrar:
"-Hele bir düşün (belki hatırlarsın) dendi. Adam:
"-Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken, insanlarla alış-veriş yapardım.
Bu muâmelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde
müsâmaha ve bazı eksikliklerini bağışlamak sûretiyle) kolaylık gösterirdim"
dedi.
Allah onu (bu kadarcık iyiliği sebebiyle affedip) cennetine koydu."
Buhârî, Büyû 17-18, Enbiyâ 50, İstikrâz 5; Müslim, Müsâkât 26-31, (1560).
202 - Amra Bintu Abdirrahmân (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Bir adam bir
meyve bahçesinin meyvelerini toptan satın aldı. Meyveyi toplayıp miktarını tayin
edince, tahmîn edilenden noksan buldu. Bahçe sâhibini görerek eksik çıkan kısmı
hesaptan düşmesini veya alım-satım akdinden dönmesini talebetti. Fakat adam
teklif edilenleri kabul etmemeye yemin etti. Bunun üzerine müşterinin annesi,
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracaat ederek durumu arzetti.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "O adam, hayır yapmamaya yemin etmiştir"
buyurdu. Bu sözü işiten bahçe sâhibi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e
gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü, talebini kabul ettim" dedi.
Muvatta, Büyû 15, (2, 621); Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19, (1557).
203 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdu ki:
"Kim bir Müslümanın ikâlesini (yani alım-satım akdini feshetmesini) kabul
ederse, Allah da onu düşmekten kurtarır"
Ebu Dâvud, Büyû 54, (3460); İbnu Mâce, Ticârât 26, (2199).
ÖLÇÜLER VE TARTILAR HAKKINDA
204 - İbnu Ömer anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"(Şer'i hukuku ödemek için) vezin'de Mekke halkının vezn'i esastır, keyl'de de
Medine halkının keyl'i esastır."
Ebu Dâvud, Büyû 8, (3340); Nesâî, Büyû 54, (7, 284).
205 - Mikdâm İbnu Ma'dikerb (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın şu sözünü nakletti: "Yiyeceklerinizi kîle ile ölçün, sizin için
mübarek kılınsın."
Buhârî, Büyû 52.
206 - İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm) mikyal (ölçek) ve mîzân (terazi) kullananlara şöyle hitab etti:
"Sizler bizden önce gelip geçen kavimleri helâk eden iki işi üzerinize almış
bulunmaktasınız"
Tirmizî, Büyû' 9, (1217).
207 - İbnu Harmele (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ümmü Habib Bintü Züeyb İbnu
Kays el-Müzenniyye, bize (ölçüm işlerinde kullanılan) bir sa' bağışladı. Ümmü
Habib bize rivayet etti ki, kendisine, İbnu Ahî Safiyye'den geldiğine göre,
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevce-i pâkleri Safiyye vâlidemiz
(radıyallahu anhâ) bağışlanan bu sâ'in, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
vesselâm)'in kullandığı sâ' olduğunu söylemiştir. Râvilerden Enes İbnu İyâz der
ki: "Ben bu sâ'ı denedim, (kontrol ettim) gördüm ki bu sâ', Emevî Halifesi Hişâm
İbnu Abdi'l-Melik'in kullandığı müdd'le iki buçuk müdd miktarında idi".
Ebu Dâvud, Eyman 18, (3279).
208 - es-Sâib İbnu Yezîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber
(aleyhissalâtu vesselâm) devrinde bir sâ', bugün sizlerin kullanmakta olduğunuz
müdd'le, bir müdden üçte bir müdd miktarında fazla idi. Ancak bu miktara Ömer
İbnu Abdilaziz merhum zamanında ilâve bulunuldu.
Buhârî,, İ'tisam 16, Kefârât 5; Nesâî, Zekât 44, (5, 54).
209 - Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Sattığın zaman tart, satın alınca tarttır."
Buhârî, Büyû' 51.
ALIM-SATIMIN ADABINA DAİR MÜTEFERRİK HADİSLER
210 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular: "Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en
ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır."
Müslim, Mesâcid 288, (671).
211 - Selman (radıyallahu anh) diyor ki: "Elinden geliyorsa, çarşıya ilk
giren olma. Oradan son çıkan da olma. Çünkü çarşı, şeytanın, (insanları
şaşırtmak için kıyasıya) savaş verdiği yerdir, bayrağı da orada dalgalanır."
Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 100,(2451).
212 - Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Bizim çarşımızda dini bilen kimseler
satıcılık yapsın" buyurmuştur.
Tirmizî, Vitr 21, (487).
213 - Ebu'd-Derda (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Ben, Şam'daki Ümeyye
Camii'nin merdivenlerinde bir dükkan sâhibi olup, her gün elli dinar kazanıp
Allah yolunda harcamak ve bu esnada namazlarımı da hep cemaatle kılmak, Allah'ın
helal kıldıklarını da haram etmemek şartlarını arzulamaktan ziyade, Allahu
Teâla'nın, haklarında: "...o kimseler ki ne bir ticaret ne de bir alış veriş
onları Allah'ı zikretmekten alıkoymaz" (Nur, 36) övgüsünü kullandığı kimselerden
olmamaktan korkarım."
Bu rivayet Rezîn'in ilâvesidir.
NECASETLER
214 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Mekke'nin fethedildiği sene Hz.
Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)'i Mekke'de işittim, şöyle buyuruyordu:
"Cenab-ı Allah içki, ölmüş hayvan, domuz ve putun alım-satımını yasakladı."
Bunun üzerine: "Ey Allah'ın Resûlü "ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne
buyurursunuz, zîra onunla gemiler yağların, derilere sürülür, kandiller
aydınlatılır" dendi. Cevâben: "O (nun satışı) haramdır" buyurdu ve ilâve etti:
"Allah Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram
kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler."
Buhârî, Büyû 112, Meğâzî 50; Müslim, Müsâkât 71 (1581); Ebu Dâvud, Büyû 66
(3486); Tirmizî, Büyû 93, (7, 309-310); İbnu Mâce, Ticarât 11, (2167).
215 - Abdurrahman İbnu Va'le'nin anlattığına göre, İbnu Abbas (radıyallahu
anh)'dan üzüm şırası hakkında sorunca ondan şu cevabı almıştır: "Adamın biri
Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)'a bir şarap dağarcığı hediye etmişti,
kendisine "Allah'ın bunu haram kıldığını bilmiyor musun?" dedi. Adam: "Hayır
bilmiyorum" cevabını verdi ve yanında bulunan birisine birşeyler fısıldadı.
Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm) adama "Ona ne fısıldadın?" diye sorunca
adam: "Onu satmasını emrettim" dedi. Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm):
"İçilmesi haram olanın satılması da haramdır" buyurdu ve iki şarap dağarcığının
ağızlarını açarak içlerini boşalttı."
Müslim, Musâkat 68, (1579); Muvatta, Eşribe 12, (2, 846), Nesâî, Büyû 90, (7,
307-308).
216 - İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)'i Kâbe'nin yanında otururken gördüm. Bir ara başını semaya kaldırarak
güldü ve şunu söyledi: "-Allah Yahudilere Lânet etsin, Allah Yahudilere lânet
etsin, Allah Yahudilere lânet etsin! Allah onlara (ölmüş hayvanların) iç yağını
yasaklamıştı tutup bunu sattılar ve parasını yediler. Halbuki Allah bir millete
bir şeyin yenmesini haram etti mi, onun parasını da haram etti demektir."
Ebu Dâvud, Büyû 66 (3488).
217 - el-Muğîre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissâlatu
vesselâm) buyurdu ki: "Kim içki satarsa, hınzır kasaplığı da yapsın"
Ebu Dâvud, Büyû 66, (3489).
218 - Ebu Talha (radıyallahu anh) anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'dan "İçkiye vâris olan yetimler" hakkında sormuştur. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm): "Dök onu!" emretmiştir. Ebu Talha: "Sirke yapsam olmaz
mı?" deyince de "Hayır!" diye cevap vermiştir."
Ebu Dâvud, Eşribe 3 (3675); Tirmizî, Büyû 58, (1293).
Tirmizî'nin rivayetinde: "Şarabı dök, küplerini de kır" buyurmuştur.
KABZEDİLMEYEN SATIŞA DAİR
219 - İbnu Ömer (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) şöyle demiştir: "Bir yiyecek satın alan kimse, onu
kabzetmeden önce satamaz"
Buhârî, Büyû 49, 51, 54, 55, Hudud 42; Müslim, Büyû 29, 35, 40, 41,
(1525-1526-1528-1529); Nesâî, Büyû 55, (7, 286-287); Ebu Dâvud, Büyû 67 (3492);
Tirmizî, Büyû 56 (1291); Muvatta, Büyû 40, (2, 640-641); İbnu Mâce, Ticarât 37,
(2226).
220 - Bir diğer rivayette: "...malı kabzedinceye kadar" ziyadesi vardır. İbnu
Ömer der ki: "Biz hayvanla gelenlerden tartmadan göz kararıyla yiyecek satın
alırdık. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) satın aldığımız bu şeyleri
başka yere naklederek yerini değiştirmeden satmamızı yasakladı"
Müslim, (1527).
221 - Hakîm İbnu Hizâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü
dedim, bana gelip, birşeyler almak isteyenler oluyor. Halbuki istenen şey bende
yoktur. Bu durumda bilâhere çarşıdan satın alarak teslim etmek üzere istenen
şeyi satayım mı?" "Hayır dedi, yanında mevcut olmayan şeyi satma."
Nesâî, Büyû 60, (7, 289), Ebu Dâvud, Büyû 70 (3503); Tirmizî, Büyû 19,
(1232); İbnu Mâce, Ticarât 20, (2187).
222 - İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) bir kimsenin, yiyecek maddesini tam olarak kabzetmiş olmadan satmasını
yasakladı. Tâvus derki: "İbnu Abbas'a "Bu nasıl olur?" diye sordum da bana şu
cevabı verdi: "Bu dirhemlerin dirhemlerle alınıp satılmasıdır, yiyecek maddesi
ise tehir edilmiştir."
Beş kitap'ta da tahriç edilmiştir.
223 - Süleyman İbnu Yesar (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ebu Hüreyre
(radıyallahu anh) Mervân İbnu'l-Hakem'e:
-Sen faiz ticaretini helâl kıldın dedi. Mervan:
-Ne yapmışım? diye sordu. Ebu Hüreyre tekrar:
-Sen sened satışını helâl addetmişsin. Halbuki Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm), tam olarak kabzedilmezden önce yiyecek satışını yasakladı, dedi. Râvi
der ki: "Bu konuşma üzerine Mervan halka hitap ederek sened satışını yasakladı."
Süleyman ilâve etti: "Ben muhafızların bu senedleri, halkın elinden
topladıklarını gördüm."
Müslim, Büyû 40 (1528).
224 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir sefer sırasında Hz.
Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)'le beraber bulunuyorduk. Ben Hz. Ömer'e ait,
yüke yeni alıştırılan henüz zabtı zor bir devenin üzerindeydim. Deve dik
başlılık edip cemaatin önüne önüne giderdi. Babam Ömer (radıyallahu anh) devenin
bu davranışından üzülür, onu tekrar geriye atardı. Bana da: "Devene sâhib ol,
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın önüne geçmesin" derdi. Sonunda Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm):
-Ey Ömer, onu bana sat dedi.
-Pekâla o senin olsun ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Böylece deveyi Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) ondan satın almış oldu. Sonra da Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) bana dönerek: "Ey Abdullah, deveyi sana bağışladım,
artık o senindir, onu istediğin gibi kullan" dedi.
Buhârî, Büyû 47, Hibe 25.
MEYVELERİN VE EKİNLERİN SATIŞINA DAİR
225 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) şöyle emretti: "Ağaçların üzerinde o yılın meyveleri (olgunlaşmaya)
sâlih olduğu (kızarmak, sararmak sûretiyle) zâhir olana kadar, meyveleri
satmayın. Yaş hurmayı kuru hurma karşılığında da satmayın."
Yine Abdullah İbnu Ömer, Zeyd İbnu Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yaş hurmayı kurusu ile değiştirmeyi
yasakladıktan sonra, ariyyenin (muayyen bir ağacın başındaki yaş hurmayı)
yerdeki yaş veya kuru hurma ile tebdiline müsaade buyurdu. Bu çeşit bir değiş
tokuşa başka alım-satımlarda müsaade buyurmadı." İbnu Ömer'e meyvenin sâlih
olarak ortaya çıkması nedir? diye sorulunca şu cevabı verirdi: "Meyvenin afete
uğrayarak zarar görme tehlikesini atlatmasıdır."
Buhârî, Büyû 82-87, Müsâkat 17, Selem 4; Müslim, Büyû 51, 59, 79, (1534,
1535, 1539); Ebu Dâvud, Büyû 20, (3361); Nesâî, Büyû 28 (7, 262-263), 40 (7,
270-271), Eymân 45 (7, 33); İbnu Mâce, Ticarât 32, (2214-2215); Muvatta, Büyû
10, (2, 618).
226 - Buhârî'nin dışındaki müelliflerin kaydettiği bir diğer rivayette şöyle
denir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) meyvesi olgunlaşıncaya kadar hurmayı,
dânesi beyazlaşıp afetten emin oluncaya kadar başağı satmaktan men etti. Bu
muameleden satıcı da alıcı da yasaklanmıştır.
Müslim, Büyû 50, (1535); Ebu Dâvud, Büyû 23, (3368); Tirmizî, Büyû 15,
(1226-1227); Nesâî, Büyû 40, (7, 270, 271); İbnu Mâce, Ticarât 32, (2214-2215).
227 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) olgunlaşmazdan önce meyvenin ağacın başında iken satılmasını
yasakladı. Kendisine (aleyhissalâtu vesselâm) meyvenin olgunlaşması ile ne
kastediliyor? diye sorulunca: "Onun kızarması ve sararmasıdır" diye açıkladı ve
ilave etti: "Cenâb-ı Hakk bir âfet vererek meyveye mâni olacak olsa, kardeşinden
aldığın parayı nasıl helâl addedeceksin?"
Buhârî, Büyû' 83, Selem 4; Müslim, Müsâkat 15-17 (1555), Büyû 49, 50
(1534-1554); Muvatta, Büyû 11 (2, 618); Ebu Dâvud, Büyû 23, (3367); İbnu Mâce,
Ticarât 61, (2284).
228 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) alacalanmazdan önce meyvenin satılmasını yasakladı. "Meyvenin
alacalanması nedir?" diye sorulunca: "Kızarması, sararması ve yenir hâle
gelmesidir" diye açıkladı.
Buhârî, Büyû 83, Zekât 58; Müslim, Büyû 53 (1536); Ebu Dâvud Büyû' 23,
(3370-3373); Nesâî, Büyû 28, (7, 264).
229 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) siyahlanmazdan önce üzümün, sertleşmezden önce hububatın satılmasını
yasakladı."
Ebu Dâvud, Büyû 23, (3371); Tirmizî, Büyû 15 (1228); İbnu Mâce, Ticarât 32,
(2217).
230 - Hârice İbnu Zeyd (radıyallahu anh)'in anlattığına göre, babası, süreyya
yıldızı doğmadıkça meyve satmazdı.
Muvatta, Büyû 13, (2, 619).
231 - Sehl İbnu Ebî Hasme (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) yaş hurmayı kuru hurma ile değiştirmeyi yasakladı ve
"Bu riba'dır, buna müzâbene denir" buyurdu. Ancak ariyye satışını bundan istisna
etti. Ariyye bahçe sâhibinin ayırdığı bir veya iki hurma ağacıdır. Onların
başındaki meyvenin kuruyunca ne kadar olacağını göz kararıyla tahmîn eder. Bunun
bedelince yaş hurma (satın alıp) yer".
Buhârî, Büyû 83, Şürb 17; Müslim, Büyû 64, (1540); Ebu Dâvud, Büyû 20,
(3363); Tirmizî, Büyû 64, (1303); Nesâî, Büyû 35, (7, 268).
Tirmizî bir başka rivayette şu ilâveyi kaydeder: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) yaş üzümü kuru üzümle her meyveyi, meyve cinsinden tahmînî
karşılığıyla satmayı yasakladı." Yahya İbnu Said ariyye'yi şöyle açıkladı:
"Kişinin âilesine yedirmek maksadıyla birkaç hurma ağacının yaş meyvesini,
-miktarını tahmin yoluyla takdir edip- kuru hurma karşılığında satın almasıdır."
232 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) dedi ki: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm), kuru hurma vererek, tahmin yoluyla ariyyelerin satın alınmasına, beş
vask veya beş vasktan az miktar için izin verdi." Ravilerden biri, "beş vask" mı
dedi, yoksa "beş vasktan az" mı dedi diye şüphe etmiştir.
Buhârî, Büyû, 83 (Şürb 17); Müslim, Büyû 71, (1541); Ebu Dâvud, Büyû 21,
(3364); Nesâî, Büyû 35, (7, 268); Tirmizî, Büyû 63, (1301); Muvatta, Büyû 14,
(2, 620).
233 - Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) müzâbene ve muhâkala'yı yasakladı. Müzâbene, yeni meyvenin daha hurma,
ağacının başında iken satın alınmasıdır. İmam Malik "...kuru hurma vererek"
ziyadesini kaydetti.
Muhâkale de buğday karşılığında tarlanın kiralanmasıdır.
Buhârî, Büyû 82; Müslim, Büyû 105, (1546); Muvatta, Büyû 23-25 (2, 625);
Nesâî, Müzâra'a 45, (7,39).
234 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) müzâbene'yi yasakladı. Müzâbene, yaş hurmayı, ölçeğe vurarak kuru
hurma mukabili satmaktır, keza taze üzümü ölçeğe vurarak kuru üzüm karşılığında
satmaktır."
Buhârî, Büyû 75, 82; Müslim, Büyû 74 (1542); Ebu Dâvud, Büyû 18 (3361);
Nesâî, Büyû 33, (7, 266); Tirmizî, Büyû 63, (1300); Muvatta, Büyû 23, (2, 624).
235 - Ebu Dâvud'un bir diğer rivayetinde: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) ekini, ölçekli olarak buğdayla satmaktan yasakladı."
Ebu Dâvud, Büyû 19, (3361).
236 - Sahiheyn'in Hz. Câbir'den kaydettikleri bir rivayet de şöyle:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Muhâbere ve Muhâkale'yi yasakladı. Atâ der
ki: "Cabir bize şu açıklamayı yaptı: Mahâbere: Boş araziyi, sahibi bir başkasına
verir. Alan adam bütün masrafları karşılayarak tarlayı eker. Tarla sahibi
mahsülden hisse alır. Müzabene'ye gelince, bunun "daha ağaçta iken yaş hurmayı,
kuru harma ile ölçekle satmak" olduğunu söyledi. Muhâkale ise, ekinden cari bir
alış-veriş, müzâbene'ye benzer, ekinin ölçekle buğday mukabili satılmasıdır.
Buhari, Şürb 17, Müslim, Büyü 53, (1536); Tirmizi, Büyü' 55, (1290), 72,
(1313); Ebu Davud, Büyü 24, (3374-3375); Nesai, Büyü 39, (7, 270).
237 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Hz. Peygamber
(aleyhissalatu vesselam) muhâkale, müzâbene, muâveme ve muharebe suretiyle
yapılan alış-verişleri yasakladı. -Ravi der ki: Muâveme, bir kaç yılı içine alan
bir satıştır.- Keza, sünya'yı da yasakladı" Sünen müellifleri şu ziyadeyi
kaydederler. "...bilinme durumu hâriç"
Müslim, Büyû, 85 (1536).
238 - Nesâî'nin diğer bir rivayetinde: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)... muhâdara ve muhâbere satışlarını yasakladı" der. Ravi şu açıklamayı
yaptı: Muhâdara, hurmanın alaca düşmezden önce satılmasıdır, muhâbere de,
yığının, (miktarını göz kararıyla tahmin edip) şu kadar bu kadar sa'ya
satmaktır.
Buhârî, Enes'ten şu ziyadeyi kaydetti: "...mülâmese ve münâbeze'yi de...
yasakladı."
ALIM-SATIMI CAİZ OLMAYAN EŞYALAR HAKKINDA
239 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh)
buyurdu ki: "Efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe
edemez, miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder.
Ölecek olursa cariye hür olur."
Muvatta, Itk 6, (2, 776).
240 - Rezîn, Hz. Câbir (radıyallahu anh)'in şu sözünü kaydeder: "Biz Hz.
Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) ve Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) zamanında
ümmü veled'i satardık. Hz. Ömer bu alış-verişten bizi yasaklayınca terk ettik."
İbnu'l-Esir: "Bu rivayeti ana kaynaklarda (Usûl) göremedim" der.
Ebu Dâvud, Itk 8, (3953); İbnu Mâce, Itk 2, (2517).
241 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) diyor ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) velâ'nın alım-satımını ve hibe edilmesini yasakladı."
Buhârî, Itk 10, Feraiz 21; Müslim, Itk 16, (1506); Ebu Dâvud, Feraiz 14,
(2919); Tirmizî, Büyû' 20 (1236); Muvatta, Itk, 10 (2, 782); İbnu Mâce, Feraiz
15, (2747); Nesâî, Büyû 87, (7, 306).
Bazı âlimler, hadisteki "...hibe edilmesini..." kısmının, Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm)'in sözü olamıyacağını iddia etmiştir.
242 - İyas İbnu Abdillah (radıyallahu anh) "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)'in suyun satılmasını yasakladığını" rivayet etmiştir.
Ebu Dâvud, Büyû 63, (3478); Tirmizî, Büyû 44, (1271); Nesâî, Büyû 88, (7,
307); İbnu Mâce, Rühûn 18, (2477).
243 - Hz. Câbir' (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) "Suyun fazlasını satmayı yasaklamıştır."
Müslim, Musâkat, 34 (1565); Nesâî, Büyû 89, (307); İbnu Mâce, Rühûn 18,
(2477).
244 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın:
"Ot satmak maksadıyla suyun fazlası satılmaz" dediğini rivayet etmiştir.
Buhârî, Şürb 2, Hiyel 5; Müslim, Musâkât 38, (1566); İbnu Mâce, Rühûn 19,
(2478).
245 - Nesâî dışındaki beş kitapta geldiğine göre, Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) şöyle emretmiştir: "Ota mâni olmak maksadıyla suyun
fazlasına mâni olmayın."
Buhârî, Müsâkât 2, Hiyel 5; Müslim, Musâkât 37, (1566); Muvatta, Akdiye 29,
(2, 744); Ebu Dâvud, Büyû 62, (3473); Tirmizî, Büyû 24 (1272); İbnu Mâce, Rühûn,
19, (2478).
246 - Amra Bintu Abdirrahmân'ın naklettiğine göre Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Kuyu suyunun fazlası yasaklanamaz"
Muvatta, Akdiye 30, (2, 745); İbnu Mâce, Rühûn 19, (2479).
247 - Muhâcirlerden bir kişi şunu anlatmıştır: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)'le birlikte üç defa gazveye katıldım. Onun şöyle söylediğini işittim:
"Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otda ve ateşte."
Ebu Dâvud, Büyû 62, (3477); İbnu Mâce, Rühûn 16, (2473).
248 - Büheysetu'l-Fezâriyye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam, Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'dan izin isteyerek kendisi ile kamîsi arasına girdi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı öpüyor ve kucaklıyordu. Sonra: "Ey
Allah'ın Rasûlü yasaklanması yasak olan şey nedir? bana söyle" dedi. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm): "Tuz!" dedi. Babam tekrar sordu: "Başka ne var?"
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ateş!" dedi. Sonra tekrar sordu: "Ey
Allah'ın Resûlü yasaklanması helal olmayan şey nedir?" Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm): "Hayır yapman kendine hayırdır" cevabını verdi"
Ebu Dâvud, Büyû 62, (3476).
249 - Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) buyurdular ki: "Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın. Onlara
(musikî) de öğretmeyin. Onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır
yoktur, onlar için ödenen para haramdır." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
ilave etti: "Şu âyet bu gibiler hakkında nâzil olmuştur: "İnsanlardan bazıları,
bir bilgisi olmadığı halde, Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri
çıkarlar. Allah yolunu alaya alırlar. İşte bunlara alçaltıcı bir azab vardır"
(Lokman 6),
Tirmizî, Büyû 51, (1282), Tefsîru'l-Kur'ân, Lokman, (3193); İbnu Mâce,
Ticârât 11, (2168).
250 - Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) taksimden önce ganimetin satılmasını yasakladı."
Tirmizî, Siyer 14, (1563).
251 - İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Cahiliye insanları, devenin
etini, karnındakinin hamileliği vaktine satarlardı. "Karnındakinin hamileliği"
devenin karnındakini doğurması, doğanın da büyüyüp hamile kalmasıdır. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) bu alış-verişi yasakladı." Buhârî'nin bir rivayetinde
"...sonra karnındaki de doğar" denir.
Buhârî, Büyû 61, Menâkıbu'l-Ensâr 26, Selem 8; Müslim, Büyû 5-6, (1514);
Tirmizî, Büyû 16, (1229); Ebu Dâvud, Büyû 24, (3370); Nesâî, Büyû' 67, 68 (7,
293-294); İbnu Mâce, Ticarât 24, (2197); Muvatta, Büyû 62, (2, 653-654).
252 - İbnu Abbâs (radıyallahu anh)'ın naklettiğine göre Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Ödemenin, karnındakinin doğumuna
tehiri riba (faiz)dır."
Nesâî, Büyû 67, (7, 293).
253 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) erkek deveye (parayla) çekmeyi yasakladı."
Müslim, Müsâkat 35, (1565); Nesâî, Büyû 94, (7, 310).
254 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hassan (radıyallahu anh), Ebu
Talha (radıyallahu anh)'nın tasadduk ettiği Beyruha adlı bahçeden hissesine
düşen kısmı (Hz. Muâviye'ye yüzbin dirheme) satmıştı. Kendisine: "Ebu Talha'nın
sadakasını satıyor musun?" dediler. Şu cevabı verdi: "Yani bir sâ' hurmayı, bir
sâ' para mukabilinde satmayayım mı?"
Buhârî, Vesâya 17.
255 - İbnu'l-Müseyyeb anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)
hayvanın et mukabilinde satılmasını yasakladı."
Muvatta, Büyü 64, 66.
ALDATMAYA DAİR
256 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek alış-verişte aldatıldığını söyledi.
Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm) kendisine: "Alış-veriş yaptığın kimseye:
Aldatmaca yok! de" buyurdu.
Buhârî, Büyû 48, İstikraz 19, Husûmât 3, Hiyel 7; Müslim, Büyû 48, (1533);
Ebu Dâvud, Büyû 68, (3500); Tirmizî, Büyû 28 (1250); Nesâî, Büyû 51; Muvatta,
Büyû 98.
257 - Abdülmecid İBnu Vehb anlatıyor: "Bana, el-Addâ' İbnu Hâlid (radıyallahu
anh): "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bana yazdığı bir mektubu sana
okuyayım mı?" dedi. Ben: "Memnuniyetle!" deyince bir mektup çıkardı. Mektupta
şunlar yazılı idi: "Bu, el-Addâ İbnu Hâlid İbni Zehve'nin Muhammed
(aleyhissalâtu vesselâm)'den satın aldığı şeyi tevsik eder. el-Addâ ondan bir
köle veya cariye satın aldı. Kölede, ne herhangi bir hastalık, ne (zina,
hırsızlık, kaçma gibi) bir düşkünlük ne de (satışını gayr-ı meşru kılan hürr
asıllı bulunmak, emânet ve rehin olarak verilmiş olmak gibi) haramlık yoktur. Bu
Müslümanın Müslümana satışıdır."
Tirmizî, Büyû 8, (1216); Buhârî, senetsiz olarak kaydetmiştir. (Büyû, 19);
İbnu Mâce, Ticarât 47, (2251).
258 - İbnu Ebî Evfâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam çarşıya satmak
üzere mal koydu. Müslümanlardan biri alıcı çıkınca, onu ikna için, "senin
vermediğin parayı ödedim" diye Allah'a kasem etmişti. Bunun üzerine şu âyet
nâzil oldu: "Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenler var ya,
işte onların âhirette bir payları yoktur. Allah, kıyamet günü, onlara hitab
etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab
onlar içindir" (Âl-i İmrân, 77),
Buhârî, Büyû 27, Tefsir 33.
259 - Amr İbnu Dinar anlatıyor: "Nevvas adında biri vardı. Yanında su içme
hastası bir deve vardı. İbnu Ömer (radıyallahu anh) bu deveyi ortağından satın
aldı. Ortağı kendisine uğrayınca: "Şu devemiz var ya onu sattık" dedi: Ortağı
"kime" deyince "şu şu evsafta bir yaşlıya" diye tarif etti. Ortağı: "Öylemi,
amma da yaptın, vallahi o zat İbnu Ömer'dir" dedi: "Sonra İbnu Ömer (radıyallahu
anh)'e gelerek: "Ortağım sana su içme hastası bir deve satmış, durumunu da sana
söylememiş" dedi. İbnu Ömer: "Öyleyse götür onu" dedi. Adam götürmek üzere
tutunca: "Bırak deveyi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hükmüne râzıyız,
sirayet yoktur" buyurdu."
Buhârî, Büyû 36.
260 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) çarşıda bir yiyecek yığınına rastlayınca elini yığına daldırıp
çıkardı. Parmaklarına rutubet bulaştı. Adama: "Ey satıcı nedir bu?" diye
çıkıştı. Adam: "Ey Allah'ın Resûlü, yağmur ıslattı, deyince: "Bu yaşlığı üste
getirip, herkesin görmesini sağlıyamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden
değildir" buyurdu.
Müslim, İman 164, (102); Tirmizî, Büyû 74, (1315); Ebu Dâvud, Büyû, 52,
(3452); İbnu Mâce, Ticarât, 36, (2224). Metin, Müslim'inkidir.
261 - Ebu Dâvud ve Tirmizî'nin rivayetlerinde (yukarıdaki hadiste) şu ziyade
mevcuttur: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a "elini yığına daldır" diye
vahyedildi, o da elini daldırdı. Yığın ıslaktı. "Aldatan bizden değildir"
buyurdu."
262 - Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müslüman bir
kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden
satması haramdır."
Buhârî, bunu bir babın başlığında kaydetmiştir. (Büyû19).
SÜTÜ HAYVANIN MEMESİNDE BEKLETMEYE DAİR
263 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) şöyle buyurdular: "Deve ve koyunun memelerinde süt bekletmeyin. Kim
böyle sütü bekletilmiş bir sağmal hayvan satın almışsa sağdıktan sonra
muhayyerdir, dilerse kabul eder, dilerse bir sâ' miktarında kuru hurma da
vererek iade eder."
Buhârî, Büyû 64; Müslim, Büyû 11, (1524); Ebu Dâvud, Büyû 48, (3443, 3444,
3446); Nesâî, Büyû 14, (7, 253-254); Muvatta, Büyû 96, (2, 683); Tirmizî, 29,
(1251-1252).
264 - Buhârî'nin bir başka rivayetinde "...Memun kalırsa hayvanı tutar,
memnun kalazsa iâde eder. İâde ettiği takdirde sağdığı süt için bir sâ' kuru
hurma verir" denmektedir.
Büyû 69.
265 - Müslim'in bir rivayetinde "Müşteri satın aldığı sütü bekletilmiş sağmal
hayvan hakkında üç gün muhayyerdir. İâde edecek olursa beraberinde bir sâ'
miktarında yiyecek verir, buğday değil" denmektedir.
Büyû, 25.
Müslim'in bir başka rivayetinde: "...bir sa' kuru hurma verir, buğday değil"
denir.
Buhârî ve Müslim'in rivayetlerinde: "Deve ve koyunun sütü (satış sırasında)
memede bekletilmez" buyurulur.
266 - Nesâî'nin bir rivayetinde: "Kim sütü bekletilmiş bir deve veya davar
satın alırsa..." denir.
267 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) buyurdular ki: "Kim sütü memesinde bekletilmiş bir deve satın alırsa o
üç gün muhayyerdir. Şayed iâde edecek olursa, hayvanla birlikte, sütü mislince
veya sütünün iki mislince buğday da verir."
Ebu Dâvud 48, (3446); İbnu Mâce, 42, (2240).
FİYAT KIZIŞTIRMAYA DAİR
268 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) efendimiz buyurdular ki: "(Alıcı olmadığınız hâlde, fiyatları
kızıştırmak için) müşteri ile satıcının aralarına girmeyin."
Buhârî, Büyû 58; Müslim, Büyû 11, (1515), Nikâh 52 (1413); Ebu Dâvud, Büyû
46, (3438); Tirmizî, Büyû 65, (1304); Nesâî, Büyû 21 (7, 1259); İbnu Mâce,
Ticârât 14, (2174).
269 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) diyor ki: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm) müşteri kızıştırmayı yasakladı".
Buhârî, Büyû 60; Müslim, Büyû 13, (1216); Muvatta, Büyû 97, (2, 684); İbnu
Mâce, Ticârât 14 (2173); Nesâî, Büyû 16, 17, 21. (7, 258).
İmam Mâlik şu ilâvede bulunur: "Kızıştırma (necş): Aslında alıcı olmadığın
halde, (araya girerek) mala değerinden fazla fiyat vermendir. Böylece (gerçekten
almak isteyen) bir başkası, seni takiben mala daha fazla fiyat vererek aldanır."
270 - İbnu Ebî Evfa (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müşteri kızıştıran,
ribâ yemiş hâindir. Bu iş, bâtıl bir aldatmadır, helâl değildir."
Buhârî bunu senetsiz olarak ve sahâbe sözü şeklinde rivayet etmiştir. Büyû
60.
ŞARTLAR VE İSTİSNA HAKKINDA
271 - İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un anlattığına göre: "Kendisi, hanımından
bir cariye satın alır. Ancak karısı bir şart koşarak der ki: "Şayet cariyeyi
satacak olursan, satın aldığın fiyatla ben alacağım." Bu hususta Hz. Ömer
(radıyallahu anh)'e sordum. Bana: "Câriyeye yaklaşma. Onda başka birisi için
şart var" dedi.
Muvatta, Büyû5, (2, 616).
272 - Amr İbnu Şuayb İbni Muhammed İbni Abdillah İbni Amr İbni'l-As babası
tarikiyle ceddi Abdullah'tan rivayet ettiğine göre, "Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm), bey'u'l-urban'ı yasaklamıştır."
Ebu Dâvud, Büyû 69, (3502); Muvatta, Büyû 1, (2, 609); İbnu Mâce, Ticârât 22,
(2192).
İmam Mâlik bey'ul-urbân'ı şöyle tarif eder: "Kişinin bir köle veya cariyeyi
satın alıp veya bir hayvanı kiralayıp, sonra satan veya kiralayan kimseye: "Sana
şu kadar dirhem veya dinar veriyorum, şu şartla ki, ben bu malı satın alır veya
senden kiraladığım hayvana binersem sana vermiş olduğum para, malın bedelinden
veya hayvanın kirasından sayılacaktır. Şayet malı almaktan, veya hayvanı
kiralamaktan vazgeçersem, sana önceden vermiş olduğum para senin olsun" der.
273 - Abdullah İbnu Ebi Bekr'in anlattığına göre: "Dedesi Muhammed İbnu Amr,
el-Efrâk adındaki bağının meyvesini dört bin dirheme sattı. Bundan sekiz yüz
dirheme (tekabül eden) hurmayı müstesna kıldı."
Muvatta, Büyû 18, (2, 622).
274 - İmam Mâlik (radıyallahu anh)'e ulaştığına göre, Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) satışı ve selefi yasaklamıştır.
İmam Mâlik bunu şöyle açıklar: "Bu, bir kimsenin diğerine şöyle demesidir:
"Senin malını şu şu fiyata alıyorum ancak bir şartla sen de benden şunu ve şunu
selef sûretiyle satın alacaksın". Bu çeşit bir muamele câiz değildir."
Muvatta, Büyû 69, (2, 657).
275 - Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)'le birlikte gazveye katıldım. Ben su taşımada kullandığımız devemizin
üzerinde giderken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana kavuştu. Devem
yorgundu ve bu yüzden gerilerden yürüyordu. Durumu görünce Hz. Peygamber
(aleyhissâlatu vesselâm) de geride kalarak deveyi sürdü ve ona dua buyurdu.
Bunun üzerine bütün develerin önünden gitmeye başladı. Bana: "Deveni nasıl
görüyorsun?" diye sordu. "Çok iyi görüyorum, bereketiniz değdi" dedim. "Onu bana
satar mısın?" buyurdu. Ben utandım, bundan başka su taşıyan devemiz yoktu. Yine
de "evet" dedim ve Medine'ye varıncaya kadar sırtı benim olmak şartıyla deveyi
kendilerine sattım. Ona: "Ey Allah'ın Rasûlü yeni evliyim" diyerek izin istedim.
Bana izin verdiler. Bunun üzerine, Medine'ye gelince beni dayım karşıladı.
Deveden sordu. Deve ile ilgili yaptıklarımı anlatınca beni ayıpladı. İzin
istediğim sırada Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm): "Bâkire ile mi, dulla
mı evlendin?" diye sormuştu. Ben "dul biriyle" dedim. "Niye bâkire ile değil, o
seninle sen de onunla şakalaşırdınız" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü, babam
vefat etti. Bir çok kız kardeşim var, hepsi de küçük. Onlarla aynı yaşta,
onların terbiyeleriyle meşgul olamayacak, onlara bakamıyacak çok genç biriyle
evlenmeyi uygun bulmadım. Bu sebeple onlara bakıp terbiyelerini yapacak birdulla
evlendim" dedim."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye gelince deveyi vermek üzere
yanlarına gittim. Bana parasını verdi ve deveyi de iâde etti."
Buhârî, Cihad 49, 113, Vekâlet 8, Mesacid 59, Büyû 34, İstikrâz 1, 7, Mezâlim
26, Hibe 23, Şürût 4, Nikâh 10, 121, Nafakat 12, Daavât 53; Müslim, Müsâkat 109,
(710), Salâtu'l-Müsafirin 69, (710), Rida 54, (710); Tirmizî, Nikah 13, (1100),
Büyû 30, (1253); Nesâî, Büyû 77, (7, 297-300); Ebu Dâvud, Ticârât 71, (3505);
İbnu Mâce, Ticârât 29, (2205).
276 - Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm): "Deveyi bana bir okiyye'ye sat" dedi. Ben: "Hayır" dedim. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm) ısrar ederek: "Onu bana bir okiyye'ye sat" dedi ben de
sattım fakat evime kavuşuncaya kadar binme şartını koştum. Medine'ye gelince,
teslim etmek üzere deveyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a getirdim. Bana
parasını hemen ödedi. Ben oradan ayrıldım. Arkamdan birini göndererek: "Esasen
senin devene müşteri değilim, sen deveni geri al artık, o yine senin olsun"
dedi.
Bir diğer rivayette: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hayvanın sırtını
Medine'ye kadar bana iâde etti" denir.
Bir diğer rivayette: "Medine'ye kadar sırtı senin" denir.
Bir diğer rivayette: "...Medine'ye kadar sırtını şart kıldı" ifadesi vardır.
Buhârî der ki: "Şart kılma ifadesi rivayetlerin çoğunda yer alır. Sahîh olan da
budur."
Bir diğer rivayette: "Deveyi, dört dînara (sattım)" denir. Bu, dinarın on
dirhem hesabından bir okiyye yapar. Diğer bir rivayette "Bir okiyye altın'a"
denir. Diğer bir rivayette "ikiyüz dirheme" denir. Bir diğer rivayette "dört
okiyye'ye" denir. Bir diğer rivayette "Yirmi dinara" denir.
Bir diğer rivayette: "Medine'ye geldiğim zaman dikkatli ol hanımın hayızlı
olabilir" buyurdu. Bu rivayette "Akşam vakti Medine'ye geldim. Mescide uğradım.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı orada mescidin kapısında buldum. Bana
"Şimdi mi geldin?" diye sordu. "Evet!" dedim. Bana: "Deveni bırak, içeri gir,
iki rek'at namaz kıl!" buyurdu. Ben hemen girdim, namaz kıldım ve döndüm. Hz.
Bilâl'e emrederek bana bir okiyye tartmasını söyledi. Bilal derhal tarttı ve
biraz da fazla koydu" denir.
Bir diğer rivayette Câbir (radıyallahu anh) der ki: "(Evimize) girmek için
gittiğim zaman, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle uyardı: "Biraz ağır
olun, evlere geceleyin girelim. Böylece, saçı başı dağınık olanlar taranır,
gurbette kocası olanlar etek traşı olurlar."
277 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm):
"-Bana şu deveyi sat" buyurdu. Ben:
"-Hayır satmam, size bağışlıyorum, deve sizin olsun ey Allah'ın Resûlü"
dedim.
"-Olmaz, bağış kabûl etmem, sat onu bana" buyurdu. Ben:
"-Öyleyse, dedim, bir adama bir okiyye miktarında altın borcum var, ona
mukabil deveyi size sattım" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"-Aldım onu, ancak sen yükünü Medine'ye kadar onun üzerinde götür" dedi.
Medine'ye gelince, Hz. Bilâl (radıyallahu anh)'e:
"-Câbir'e bir okiyye altın ver, biraz da fazla olsun" emretti. Bilal bu söz
üzerine bir kîrât fazla tarttı. Kendi kendime: "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın bana verdiği fazla miktarı yanımdan hiç ayırmayacağım" dedim. Harra
harbinde, Şamlılar tarafından yağma edilinceye kadar, kesemin dibinde
duruyordu."
278 - Yine Müslim'den gelen bir başka rivayet şöyledir: "Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm): "Bana, deveyi şu, şu bedele sat, Allah da seni
mağfiret buyursun, olmaz mı?" dedi. Ben cevaben: "elbette, o sizin olsun" dedim.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir taraftan miktarı artırmaya devam ediyor
bir taraftan da: "Allah Teâlâ sana mağfiret buyursun" diyordu. Bu sözü üç kere
tekrar etti."
279 - Bir diğer rivayette şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)
bana: "Allah'ın adıyla bin" dedi. Medine'ye geldiğimiz zaman Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm), ashâbından bazı gruplarla birlikte mescide girdi. Ben
de mescide girip, devemi kapının yanındaki taş döşeli kısma bağladım. Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm)'a "işte deveniz" diye haber verdim. Mescidden çıktı.
Deveye yaklaştı ve "Deve, devemizdir" buyurdu. Sonra birkaç okiyye altın
gönderip: "Bunu Câbir'e verin" dedi. Sonra bana: "Parayı aldın mı?" diye sordu.
"Evet" dedim. Bunun üzerine: "Para da, deve de senindir" buyurdu (ve deveyi de
geri verdi.)"
280 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre: "Berîre, mukâtebe
borcunu ödeme hususunda yardımcı olması için kendisine (Hz. Aişe'ye) uğramıştı.
O âna kadar borcundan herhangi bir şey ödememiş bulunuyordu. Hz. Aişe, Berîre'ye
"Ailene dön, senin mukâtebe borcunu ödememi istiyorlarsa bir şartla yaparım:
Senin üzerindeki velâ hakkı bana geçmeli" dedi.
Berîre dönüp, ailesine durumu anlattı. Onlar kabul etmediler ve: "Sana bir
iyilik yapmak isterse yapsın, karışmayız, ancak velâ'n bize aittir" dediler.
Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) bunun üzerine, durumu Hz. Peygamber (aleyhissâlatu
vesselâm)'e arzetti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona: "Sen satın al,
sonra da âzad et. Velâ hakkı, âzâd edene aittir" buyurdu.
Bunu söyledikten sonra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ayağa kalkarak şu
hitabede bulundu: "İnsanlara ne oluyor ki, alış-verişlerinde Kitabullah'ta
bulunmayan şartları koşuyorlar? Kitabullah'ta olmayan bir şart koşana bu helâl
olmaz. Böyle biri yüz şart da koşacak olsa, Allah'ın şartı daha doğru, daha
sağlamdır."
Buhârî, Mesâcid 70, Zekât 61, Büyû 67, 73, Itk 10, Mekâtib 2, 3, 4, 5, Hibe
7, Şurût 3, 10, 13, 17, Talâk 16, Kefârâtü'l-İman 8, Ferâiz 19, 20, 22, 23;
Müslim, Itk 5, (1504); Muvatta, Itk 17, (2, 780); Ebu Dâvud, Itk 2, (3929-3930);
Nesâî, 85, 86 (7, 300); Tirmizî, Büyû 33, (1256), Vevâya 7, (2125); İbnu Mâce,
Itk 3, (2521).
281 - Diğer bir rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Aişe (radıyallahu
anhâ)'ye şöyle söylemiştir: "(Berîre'yi) önce satın al sonra da âzad et. (Onu
satan efendilerini de bırak, bir işe yaramıyacak olan) istedikleri şartı
koşsunlar." Aişe Berîre'yi satın alıp, âzad etti. Berîre'nin ailesi, velâ
hakkının kendilerine ait olması şartını koştu. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm); şu açıklamayı yaptı:
"(Olmaz öyle şey!) Velâ hakkı âzad edene aittir. Satanlar yüz şartta koşsalar
(batıldır!)".
Buhârî, Şurut 10.