Ana Menü
İstanbul ve Anadolu Evliyaları

ÇELEBİ HÜSAMEDDİN EFENDİ HAZRETLERİ
 

Konya'da yetişen büyük velilerdendir.

Mevlana Celaleddin-i Rûmî Hazretlerinin en önde gelen talebesi olup, nesebi Tacü'l-Arifîn Ebü'l-Vefa Hazretleri'ne dayanır.

Çelebi Hüsameddin'in babası devlet ileri gelenlerinden bir zat idi.

Çok zengin idi.

Mevlana Hazretleri'ni sık sık evine davet eder, küçük Hüsameddin de ona hizmet etme şerefi ile şereflenirdi.

 Babası küçük yaşta vefat edince büyük bir servet kaldığı halde Hüsameddin Çelebi dünya malı ile ilgilenmeyip, Mevlana Hazretleri'ne koştu ve onun himmetine sığındı.

Mevlana Hazretleri, kendisine hakkıyla teslim olan Çelebi Hüsameddin'e özel itina gösterdi ve onun en yüksek seviyede talebesi olmasını sağladı.

Bir gün Mevlana Hazretleri'nin talebelerinden Muinüddin Pervane, Mevlana'yı, talebe arkadaşlarını ve Konya ileri gelenlerini davet edip, ziyafet verdi.

Yemekten sonra herkes Mevlana Hazretleri'nden sohbet dinlemek istiyordu.

O ise hiç konuşmuyordu.

Üzgün bir hali vardı.

Talep etmelerine rağmen suskunluğunu devam ettirdi.

Neden sonra Muinüddin Pervane davetliler arasında Hüsameddin Çelebi'nin olmadığını ve bu yüzden Mevlana Hazretleri'nin üzüntülü olduğunu anladı.

 Mevlana Hazretleri'ne:

"Efendim! Çelebi Hüsameddin davetimize teşrif buyurmadılar.

Acaba hürmette bir kusur mu ettik?" deyince, Mevlana Hazretleri:

 "Hüsameddin bağdadır." buyurdu.

Bunun üzerine bir kimse ile Hüsameddin Çelebi davet edilip, sohbete gelmesi sağlandı.

 Mevlana Hazretleri, Çelebi Hüsameddin gelir gelmez ayağa kalkarak:

 "Merhaba ey Allahü Teala'nın ve Rasulü'nün sevdiği, ey canım, ey oğlum, ey sevdiğim Hüsameddin!" buyurdu ve yanı başına oturttu.

 O geldikten sonra Mevlana Hazretleri öyle neşelendi ki, o günkü sohbeti hiç kimse unutamadı.

Sohbet sırasında Muinüddin Pervane kalbinden:

 "Acaba hocamın, Çelebi Hüsameddin'e böyle bir tezahüratı, iltifatı gerçek midir?

 Yoksa bir teklif midir?" diye düşündü.

Sohbet bittikten sonra Çelebi Hüsameddin, Muinüddin Pervane'nin kulağına eğilerek:

 "Hocamız boş söz söylemez.

Gereksiz tezahüratta bulunmaz.

Kalbini böyle şeylerle meşgul eyleme" dedi.

Çelebi Hüsameddin Efendi, Mevlana Hazretleri derse gelmediği zamanlarda talebelere ders verir, onları irşad eder, doğru yolu gösterir, yetiştirirdi.

 Bir gün Mevlana'dan, Mesnevi'nin ciltleri arasında bir fark olup olmadığını sordular.

O da olduğunu söyledi ve:

"Bu hususta gerekli bilgiyi almak isterseniz Çelebi Hüsameddin'e sorun" buyurdu.

 Mesnevi hakkında Çelebi Hüsameddin şöyle buyurdu:

"Hocamın mübarek oğlu Sultan Veled, Mesnevi'nin bir beytine yetmiş mana vermiştir.

 Herkes kendi aklının yettiği kadar anlar ve o kadar istifade eder.
 
Zira layıkıyla anlamak mümkün değildir."

Mevlana Hazretleri, bir gün elinde sepeti olan bir hizmetkârı Çelebi Hüsameddin'in kapısı önünde gördü.

 Evin ihtiyaçlarını alıp gelmişti.

Mevlana:

"Ey kardeşim! Keşke senin yerinde olsaydım.

Her an o mübarek zatın hizmetiyle şereflenirdim" diyerek üzerinden cübbesini çıkardı ve hizmetkâra hediye etti.

 Mevlana Hazretleri’ne son hastalığı sırasında:

 "Yerinize kimi halife, vekil bırakıyorsunuz?" diye sorduklarında:

"Çelebi Hüsameddin'i bırakıyorum" buyurdu.

Bu soruyu üç defa sordular.

Her defasında aynı cevabı verdi.

Bir gece Çelebi Hüsameddin dostlarıyla oturmuş sohbet ediyordu.

Bir ara sohbeti kesip:

 "Felan mahalledeki şu numaralı eve gidiniz.

İçinde oturanlara:

 "Derhal evi boşaltıp, başka bir eve göç etmelerini söyleyiniz" dedi.

Emri yerine getirdiler.

Evin boşaltılması bittiği an, tavan çöktü, ev harap oldu.

Talebeler kendi aralarında:

 "Allahü Teala'nın sevgili kulları, bu dünyada insanların kurtulması için böyle faydalı olurlarsa, kim bilir ahirette nasıl olurlar.

Ne mutlu böyle zatlara muhabbet edip, hizmetiyle şereflenenlere ve onların gönlünü kazananlara" diye konuştular.

Mevlana Hazretleri'nin türbesinin âleminin yerine konduğunu 683 (m. 1284) yılı Kasım ayının üçüne rastlayan Cuma günü kendisine haber verdiler.

 Hüsameddin Çelebi buna çok sevindi ve:

 "Eşhedü en la ilahe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh" diyerek ruhunu teslim etti.

Hocası Mevlana Hazretleri'nin türbesinin içine defnedildi.

Yüce Allah sırrını Mukaddes ve Mübarek kılsın.

 

Geri Dön