Ana Menü
İstanbul ve Anadolu Evliyaları

BAHAEDDİN VELED (SULTANÜ'L-ULEMÂ) HAZRETLERİ
 
(MEVLANA'NIN BABASI)

(d. 1148 / ö. 1231)
 

Sultanü'l-Ulemâ lakabıyla bilinen Muhammed Bahaeddin Veled b. Hüseyin el-Bekrî.

 Belh şehrinde dünyaya geldi.

Babası Hazreti Ebubekir ahfadından olduğu rivayet edilen Celaleddin Hatîb’dir.

Annesi, Horasan padişahı Alaüddevle Alâeddin Harzemşah'ın kızıdır.

Horasan dolaylarında bulunan halkın müşküllerini halletmesi için Bahaeddin Veled Hazretleri'ne başvurduklarına ve ondan fetva istediklerine bakılırsa, kendisinin geniş bir dinî kültüre sahip olduğu anlaşılır.

 Bahaeddin Veled Hazretleri, sabah namazı ile öğle namazı vakitleri arası halka ders okutur, öğle namazından sonra da, ashabına maarif ve hakaik ta'lim ederdi.

Sultan Veled, büyük babasının seksen beş yaşında vefat ettiğini naklettiğine göre, onun 543 (m. 1148 – 49) tarihinde doğmuş olduğunu söyleyebiliriz.

Zamanın sultanı Celaleddin Harzemşah, Bahaeddin Veled Hazretleri’nin müritlerindendi.

 Her zaman kendisini ziyaret eder, hürmet ve sevgisini ibraz ederdi.

 Sultanü'l-Ulemâ Hazretleri'nin şöhreti dört bir tarafa yayılmış, takvası Peygamber (s.a.v.)'e bağlılığı, tok sözlü oluşu, insanları doğruluğa sevk eden konuşmalarıyla tanınmıştır.

 Bahaeddin Veled Hazretleri’nin muasırı Fahreddin Razi (h.606 / m. 1209) ile münakaşa ettiği, bu yüzden Fahreddin Razi'nin onu sultanın gözünden düşürmek için elinden geleni yaptığını, sonunda onu Belh şehrini terke mecbur bıraktığı nakledilir.

 Bahaeddin Veled Hazretleri’nin Belh şehrini terk ettiği yılların (h.609 – 613 / m. 1209 –1217) tarihlerine rastladığı göz önüne alınırsa, Fahreddin Razi'nin bu hadiseden en aşağı 3 veya 7 yıl önce ölmüş olduğu anlaşılır.

Ayrıca Razi'nin, Gurlular'ın merkezi Fîrûzu-Kuh'da 595 (m. 1199) tarihinde, Kerramilerin reisi ile yaptığı münakaşayı kazanması neticesinde, reisin, halkın dinî hislerini tahrik yoluna saparak, kargaşa çıkarması, hadisenin büyümesinden korkan Sultan Gıyaseddin'in onu Kuh'dan çıkarıp, Herat’a gönder­meye mecbur kalması ile önce zikredilen hadise birbirine karıştırılmış olabilir.

 Ayrıca zamanın sultanının Bahaeddin Veled Hazretleri'nin halk arasında sağladığı geniş nüfuzundan dolayı evhama kapılması, bu sebeple de onun şehri terk etmesi düşünülebilir.

 Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Belh şehrinden çıkışının hac mevsimine tesadüf etmesi de, onun bu seyahate önceden hazırlandığını göstermektedir.

 Bahaeddin Veled Hazretleri, Belh şehrini terk edeceği sıralarda, halk arasında büyük bir kaynaşma meydana geldiği, Harzemşah'ın büyük bir pişmanlık duyarak, kendisinin gitmemesi hususunda gereken ricada bulunması Bahaeddin Veled Hazretleri'nin kabul etmediği de rivayetler arasındadır.

 Sultanü'l-Ulemâ Hazretleri'nîn Belh şehrini terk ederken, Mevlana Celaleddin'in beş, kardeşi Muhammed Alaeddin'in yedi yaşında olduğu zikredildiğine göre, bu yolculuğun 609 (m. 1212 – 13) tarihinde başlaması gerekir.

 Fakat Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Konya havalisinde Larende'ye gittiği zaman, Mevlana'nın on dört yaşında bulunduğu, bundan önce dört yıl Akşehir'de kaldıkları ve Akşehir'e kadar olan yolculuklarının da bir yıl civarında olduğu düşünülürse, bu yolculuğun 613 (m. 1216 –17) yıllarında başlamış olması gerekir.

 Bahaeddin Veled Hazretleri Belh şehrinden hareket ettikten sonra, Nişabur'a geldiği zaman, Feridüddin-i Attar Hazretleri’nin sohbetine katılmış, Şeyh "Esrarnâme" adlı kitabını oğlu Celaleddin'e hediye etmiştir.
 
 
Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Nişabur yoluyla Bağdat'a geldiğinde, orada büyük bir merasimle karşılanması, onun şöhretinin, Belh şehrinin dışına taşarak, çok geniş bir bölgeye yayıldığını göstermektedir.
 
 
Bağdat'ta onu karşılayanlar arasında Şihabüddin Sühreverdî Hazretleri de bulunuyordu.
 
 
Sühreverdî Hazretleri katırından inerek, Bahaeddin Veled Hazretleri'ne gereken hürmeti gösterdi.
 
 
Sonra da evine davet etti.
 
 
Sultanü'l-Ulema Hazretleri:
 
 
"İmamlara medresede oturmak daha münasiptir" diyerek, Mustansıriyye Medresesi'nde kaldı.
 
 
Bahaüddin Veled Hazretleri, Bağdat şehrinde üç gün kaldıktan sonra, Küfe yoluyla Hicaz bölgesine hareket etti.
 
 
Haccı ikmalden sonra, dönüşte Şam'a uğradı.
 
 
Şam halkı Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Şam'da kalmasında ısrar ettiler fakat o Anadolu'ya gideceğini söyleyerek oradan ayrıldı.
 
 
Önce Malatya şehrine geldi.
 
 
Oradan da Erzincan'a doğru yol aldı.
 
 
Erzincan hükümdarı Fahreddin ve karısı İsmetî Hatun, Akşehir dolaylarında kendisini karşıladılar ve Erzincan'a davet ettiler.
 
 
O Akşehir'de kalmaya razı oldu.
 
 
Akşehir'de dört sene kaldıktan sonra, Larende'ye (Karaman) geçti.
 
 
O sıralarda burada Sultan Alâeddin Keykubat'ın naiblerinden Emir Musa bulunuyordu.
 
 
Emir Musa, Bahaeddin Veled Hazretleri'nin bu şehirde de bir müddet kalmasını temin etti.
 
 
Burada yedi sene kalarak, yaptırılan bir medresede ders okuttu.
 
 
Bu sırada oğlu Celaleddin-i Rumî de Semerkandlı Hoca Şerafeddin Lala'nın kızı ile evlendi.
 
 
623 (m. 1226) Bir yıl sonra Sultan Alâeddin Keykubat'ın daveti üzerine Konya'ya geldi.
 
 
Sultan Alaeddin Keykubat, misafirlerini kendi sarayında oturtmak istediyse de Bahaeddin Veled Hazretleri:
 
 
"İmamlara medrese, şeyhlere hangâh, emirlere saray, tüccarlara han, başıboş gezenlere zaviyeler, gariplere kervansaraylar münasiptir" diyerek Altunapa Medresesi'ne indi.
 
 
Sultanü'l-Ulema Bahaeddin Veled Hazretleri 628 (m. 1231) yılında Konya'da vefat etti.

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerine olsun.

 

Geri Dön