Ana Menü
Evliyânın büyüklerinden Sırrı-yı Sekati Hazretleri

SIRRI-YI SEKATİ HAZRETLERİ

DÜNYA'NIN HİZMETÇİ OLMASI

 Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri’nin kız kardeşi, bir gün ziyarete gelip:

 “Eğer müsaade buyurursanız evinizi süpüreyim.” dedi.

 Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri müsaade etmedi.

Başka bir gün yine ziyaretine geldiğinde, bir kocakarının Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri’nin evini süpürdüğünü gördü.

Bunun üzerine:

 “Ey biraderim, ben senin hemşiren iken haneni süpürmeme müsaade etmedin.

Şimdi ise süpürmek için ihtiyar bir kadın getirmişsin.” dedi.

 Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri hemşiresinin bu sözü üzerine tebessüm ederek buyurdu ki:

 “Ey hemşirem, o gördüğün acuze kadın dünyadır.

 Allah-ü Teâlâ Hazretleri, dinine hizmet edene, dünyayı hizmetçi eyler.”



VELİ MAKAMINA EREN TALEBE


Bir gün kendisine:
 
 
“Efendim, söyledikleriniz bana çok tesir etti, kabul ederseniz talebelerinizden olmayı arzu ediyorum.” denildi.
 
 
Kabul edildi.
 
 
Ahmed ismindeki bu talebe, az zamanda çok yüksek derecelere kavuştu.
 
 
Bir gün efendisi, Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri’nin huzuruna çıkıp:
 
 
“Ey şefkatli ve merhametli efendim, beni günah karanlıklarından kurtarıp, huzur ve saadete kavuşturdunuz.
 
 
Bunun için Allah-ü Teâlâ Hazretleri size bol bol mükâfatlar ve hayırlı karşılıklar ihsan etsin.” dedi.
 
 
Kısa zaman sonra, Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri’ne birisi gelip:
 
 
“Efendim, beni dervişiniz Ahmed gönderdi.
 
 
Rahatsız olduğunu size bildirmemi söyledi.” dedi.
 
 
Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri gelen kimse ile beraber dervişi Ahmed’in bulunduğu yere gittiler.
 
 
Şehrin dışında sahrada çukur bir yerde yattığını ve ölmek üzere olduğunu gördüler.
 
 
Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri, bu sadık dervişinin başını kaldırıp dizine koydu.
 
 
Yüzünün tozlarını sildi.
 
 
Ahmed gözünü açıp efendisini görünce çok sevindi ve huzur içerisinde ruhunu teslim etti.
 
 
Gasl ve defin hizmetlerini yerine getirmek için şehre geri geliyorlardı ki, şehir halkının kendilerinden tarafa gelmekte olduklarını gördüler.
 
 
Hayret edip nereye gittiklerini sordular.
 
 
Onlar:
 
 
“Biz şehirde ‘Her kim Allah-ü Teâlâ Hazretleri’nin veli kullarından birinin cenazesinde bulunmak isterse, Şuniziye kabristanına gitsin.’ diye bir ses duyduk.
 
 
Onun için yola çıktık’ dediler.
 
 
Yıkayıp kefenledikten sonra Şuniziye kabristanına bu sırlı olan ve veli makamına eren dervişini defnettiler.

ALLAH KORKUSU

 Sırrı-yı Sekati (RA) Hazretleri’nde Allah (celle celalüh) korkusu, kendini küçük ve aşağı görme hali o derece fazla idi ki, Bağdat'ta ölmek istemem.
 
 
 Çünkü bu insanların benim hakkımda iyi zan sahibidirler.
 
 
 Korkarım ki toprak beni kabul etmezse herkese rezil olmuş olurum".
 
 
 Sırrı-yı Sekati Hazretlerine:
 
 
 “Ya seyh, sizin hiç hatanız olmadı mı?” diye sordular.
 
 
“Kardeşlerim!” dedi,” bir hata işledim ki ateşi otuz yıldır yüreğimi yakmaktadır.
 
 
 Hatırladığımda kalbim duracak gibi oluyor.”
 
 
Müslümanlar çok merak ettiler.
 
 
 “O hata ne idi?”
 
 
Cevap verdi:
 
 
 “Otuz yıl önce Bağdat'ta büyük bir yangın çıktı.
 
 
Benim dükkanımın da bulunduğu büyük bir çarşı yandı.
 
 
 O sırada ben orada değildim.
 
 
Bana bütün komşuların dükkanının yandığını, benimkine bir şey olmadığını haber verdiler.
 
 
 Sevindim, "Elhamdülillah" diyerek Rabb'ime hamdettim.
 
 
 Fakat hemen aklıma diğer Müslümanları bırakıp sadece kendimi düşündüğüm geldi ve çok utandım.
 
 
 Derhal tövbe istiğfar ettim.
 
 
Kefaret olarak dükkanımdaki bütün malları fakirlere dağıttım.
 
 
 Lakin otuz yıldır, o bir anlık bencilliğim kalbimden hiç çıkmadı, ateşi beni hep yaktı.” dedi.
  
  
Geri Dön