|
|
|
O Alemlere Rahmet Alemler O'na Hasret
|
Canlılar içinde ilk olarak
Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı.
Hak teâlâ (Sen Olmasaydın Alemleri Yaratmazdım) buyurdu.
Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.
Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü
devrildi.
Bütün
şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz
oldular.
Doğunca da bütün putlar yıkıldı.
Doğduğu gece, Kisra’nın sarayındaki 14 burç yıkıldı.
Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü.
O
Doğduğu gece
Bir yıldız doğdu, Gök kubbeden
salkım salkım yıldızlar döküldü, Save gölünün suyu kurudu.
Safiye Hatun anlatır:
Doğduğu gece 6 alamet gördüm:
1 - Doğar doğmaz secde etti.
2 - Başını kaldırıp “La
ilahe illallah inni Resulullah” dedi.
3 - Her taraf
aydınlandı.
4 - Yıkayacaktım! biz Onu yıkadık diye bir ses işittim.
5 - Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm.
6 -
Sırtında nübüvvet mührü vardı.
İki küreği
ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.
Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.
Ona salavat okumak âyet-i kerime ile bildirildi.
Kelime-i
şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüd de, birçok
dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin
yanına koymuştur.
Allahü teâlâ, Onu kendisine Habib [sevgili] yaptı, herkesten
daha çok sevdi.
Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü
teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi.
Her yerde her
zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.
Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa)
diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya
eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.
Namazda otururken,
(Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak, Ona
selam vermek emrolundu.
Namazda,
başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.
Her
peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.
Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan
iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.
İsmi ile
çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.
Hz. Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az
geldi.
Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.
Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.
Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.
Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.
Üstüne
sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.
Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.
Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.
Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.
Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.
Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.
Onu ve ehl-i
beytini sevmek farzdır.
Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.
|
|